imuglu @ baskentpostasi.com

ABD'nin ve avanesinin Suriye politikası, Türkiye'nin kaygılarını ve beklentilerini hesaba katmaktan uzak kalmaya devam etmektedir. Türkiye’nin kendisine yönelen yakın tehditleri ifade ederken sık sık Münbiç’e, Fırat’ın doğusuna operasyon yapmak üzere kararlı olunduğuna dair beyanları bütün taraflar biliyor. Onun için PKK/YPG elebaşları; Trump yönetiminden Türkiye’nin olası operasyonunu engelleyecek bir plan geliştirmelerini talep ediyor. Göreve başladığı günden bu yana ABD Başkanı Trump dünya kamuoyunu meşgul etmeye ve şaşırtmaya devam etmektedir. Suriye’den çekilme kararı karşısında Trump yönetimi içerisinde yaşanan çelişkiler ve Kongre üyelerinin belirgin baskısı ABD Başkanı’nı kararından caydıramamışsa da çekilme takvimini etkilemiş gibi görünüyor. Daha önce bizzat Trump tarafından Suriye'de uzun süre kalınmayacağı açıklanmış iken, ABD üst düzey yetkilileri geçtiğimiz günlerde DAEŞ ile mücadele ve istikrarı sağlama bahanesiyle Amerikan askerinin Suriye'deki varlığının sürdürüleceğini duyurmuşlardır. Bu gelişmeler ışığında ABD Başkanı Donald Trump twitter mesajı ile Suriye'de Kürtlere saldırması halinde, Türkiye'yi ekonomik yıkımla tehdit etmesi ayrı bir komedya. Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG/PYD yapılanmasını temizlemeye ve bölgeyi gerçek sahiplerine vermeye yönelik iradesini kıramayan ülkeler Washington’da bir araya gelerek teröre destek deklarasyonu yayınladı. Washington’da DEAŞ karşıtı koalisyonun 79 üyesinin bir araya geldiği toplantıya paralel olarak yedi ülke ayrı bir toplantı yaptı ve Türkiye’nin Suriye ve terörle mücadele politikasını dolaylı yoldan hedef aldı. ABD, Mısır, Fransa, Almanya, Ürdün, Suudi Arabistan ve İngiltere Dışişleri Bakanları’nın bir araya gelerek Suriye meselesini ele aldıkları görüşme sonrası, ABD Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile ortak bir açıklama yayımladı. Ortak açıklamada, “Bölgeyi istikrarsızlaştırmak ya da askeri bir çözüm aramak isteyenlerin yalnızca bölgedeki gerilimi tırmandıracağı ve çatışma riskini artıracağına en güçlü şekilde inanıyoruz” ifadeleri kullanılarak Türkiye’nin Fırat’ın Doğusu’na yönelik olası askeri operasyonuna karşı çıkıldı. Deklarasyon ile adeta Türkiye’ye “bölgeyi istikrarsızlaştıran güç” iftirası atılmak istendi ve terör örgütünün kontrolündeki bölgeyi koruma altına alma niyeti beyan edildi. Trump’ın çelişkili Suriye’den çekilme kararı bölgedeki tüm dengeleri bir belirsizliğin içine soktu. Türkiye'nin teröre karşı mücadelesini anlamamakta ısrar eden ABD Başkanı PYD-YPG-PKK'yı Kürtlerin temsilcisi olarak görmektedir. ABD bölgedeki varlığı için üç hedef belirlemiş, bunları; IŞİD’in tamamen ortadan kaldırılması, İran’ın Suriye’deki hâkimiyetinin bitirilmesi ve Suriye için siyasi bir çözümün garanti altına alınması şeklinde sıralamıştı. Bu üç şart gerçekte ABD güçlerinin uzun süre Suriye’de kalacakları yönünde yönetime umut veriyor ve Suriye hükümeti karşısında güvenliklerini garanti altına alıyordu. Fakat Suriye’den çekilme kararı bu umut ve ABD’ye olan güvenin ortadan kalkmasına ve PKK’nın uzantı siyasi kanatın yüzünü Şam’a dönmesine vesile oldu. ABD terör örgütleri her zaman yapmış olduğu ‘’BESLE, KULLAN, AT’’ yöntemini Suriye’de devreye sokma arifesinde.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Afrin Zeytindalı harekâtında olduğu gibi, Fırat'ın doğusunda da askeri harekâta girişmekten çekinmeyeceğini anlayan terör örgütü elebaşları; operasyonun başlamasına ramak kalmışken ABD’nin taktiksel oyalama yöntemleri dışında, müzakerelerin Rusya’nın garantörlüğünde gerçekleşmesini, bölgede merkeziyetçi olmayan bir sitem altında Suriye hükümetine bağlı kurumların bölgeye dönmesini düşünüyor. Buna göre ABD’nin de Şam yönetimi ile uzlaşmasında bir sakınca görülmüyor. ABD'nin Fırat'ın doğusunda daha önceleri Irak’ın kuzeyinde kurulan devlet benzeri yapılar kurmaya çalışmasını Rusya da tehlikeli bir oyun olarak nitelendirmektedir. Rusya açısından Fırat'ın doğusunun Şam yönetiminin kontrolüne girmesi; gerek Suriye'nin yeniden imarı için kaynak sağlama açısından, gerekse Rusya'nın ülkedeki askeri üslerinin güvenliği bakımından önem taşımaktadır. ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik politikasının belirleyici faktörü İran'dır. Trump yönetimi İran'ı ekonomik yaptırımlarla yıpratıp yalnızlaştırmak ve hatta İsrail'in güvenliği için gerekirse parçalamakta bir beis görmeyecektir. PKK/ YPG unsurları, ABD'nin çekilmesi halinde, ellerinde bulundurdukları bölgeleri Türkiye’nin yapacağı operasyondan korumak için Esed rejimi ile bir anlaşmayı müzakere etmek dışında bir seçenekleri olmayacağını ve ABD’nin Fırat’ın doğusu hakkındaki tavrı netleşene kadar bu yolda ilerlemesi gerektiği düşüncesinde.

Şartlar ne olursa olsun, Türkiye PKK ve uzantılarıyla top yekûn mücadeleyi sürdürecektir. Suriye’de barış ve adalet gerçekten olacaksa bunun için ABD ve avanesinin dürüst ve tutarlı davranmaları gerekiyor.