nbalta @ baskentpostasi.com

Türkçe Sözlük’te bağımlılık sözü,  “Bağımlı olma durumu, tabiiyet” anlamındadır. Sözlük’te “Bağımlılık bir süre mutlu eder, sonra alışkanlık olur, sonra baskıya dönüşür” ifadelerine de yer verilmiştir.

Psikologlar bu konudaki açıklamalarını şu cümle ile ifade ediyor: “Bağımlılık kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır.”

“Teknoloji bağımlılığının belirtileri nelerdir?” sorusunun sosyo-psikolojik anlamdaki cevabına bakıldığında;  “Bilgisayarda, tablette ve telefonda oyun oynarken ya da İnternette vakit geçirirken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsak ve oyunu bırakmıyorsak” bunun bir uyarı işareti olabileceği yönünde.

Teknoloji bağımlılığı sonunda yaşanan belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Teknoloji bağımlılık hep daha fazlasını ister. 2. Teknolojinin olmadığı ortamlar sıkıcı gelir. 3. Kendini kontrol edemez. 4. Hayatı git gide fakirleşir. 5. Sağlık problemleri başlar. 6. Kendini kötü hisseder. 7. Çevresindekilerle tartışmalar yaşanır. 8. Sorumluluklarını aksatmaya başlar. 9. Başka bir şey düşünemez hâle gelir. 10. Yalan söylemeye başlar. 11. Sosyal ilişkileri zarar görür yalnızlaşır. 12. Uyku düzeni bozulur. 13. Ailesinden uzaklaşır, yeme düzeni bozulur.

Bağımlılıkları klinik olarak kategorize eden DSM-5 ruhsal hastalıklar kategorizasyonuna göre; sadece kumar bağımlılığı davranışsal bir bağımlılık olarak tanımlanıyor. Ancak yapı ve sahip olanların gösterdikleri davranışlara göre teknoloji, internet, sosyal medya ve oyun bağımlılığı da davranışsal bağımlılık kategorisine giriyor. Madde ve davranış bağımlılığının sebepleri farklı olsa da, beyinde oluşturdukları sonuç aynı. İngiltere'de yapılan bir çalışma aşırı sosyal medya kullanımının insan ruhunu nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor: Sosyal medyayı çok yoğun kullananlardaki depresyon oranı, kullanmayanlara göre 2,5 kat fazla. Herhangi bir konuya odaklanabilme süremiz ise 2 dakikanın altına düşmüş durumda. Sırf sosyal medyaya bakabilmek için ailesinden uzaklaşan ve bir odaya kapanma ihtiyacı duyanların oranı yüzde 33; uyumadan önce sosyal medya mecralarına bakanların oranı ise yüzde 95'e kadar çıkıyor.

Sosyal medya mecralarının insan ruhu üzerindeki etkileri birbiriyle aynı değil. Örneğin; Instagram ve benzeri platformlar aşırı şekilde kullananları en olumsuz yönde etkileyen mecralar. "Who Compares and Despairs? The Effect of Social Comparison Orientation on Social Media Use and its Outcomes" adlı araştırmaya göre, Instagram ve benzeri görsel paylaşım platformlarında sürekli olarak başka insanların hayatlarındaki en keyifli "anlar"a maruz kalanlar, kendi hayatlarının onlarınki kadar keyifli ve tatmin edici geçip geçmediğine dair bir şüpheye düşüyor. Bu da beraberinde depresyonu getiriyor.

Çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?

Çocuk ve gençlerde İnterneti denetimsiz sınırsız, amaçsız, uzun süreli ve sorumlulukları aksatacak şekilde kullanmak onu bizim için zararlı bir hâle getirir ve fiziksel, sosyal, psikolojik ve zihinsel gelişimi olumsuz etkiler.

Çocuğunuz gece geç saatlere kadar internette olduğu için uykusuz kalıyor mu?

İnternet kullanmadığı zaman depresif, huysuz ve kaygılı oluyor mu?

Hayatındaki insanlar İnternette geçirdiği süre konusunda şikâyet ediyorlar mı?

“Çocuklar teknoloji başında ne kadar vakit geçirmeli?” ve “Çocuğunuzun teknoloji ile ilişkisi nasıl olmalı?” gibi soruların cevaplarını uzman psikologlara danışarak çözebiliriz. Pedagoji Derneği bir gün içinde tablet, telefon ve televizyon dahil olmak üzere çocukların ekran başında geçirmeleri gereken azami süreleri belirlemiştir.

Ne yapmalı?

Sosyal medya bağımlılığının diğer bağımlılıklardan farklı bir yanı tanınma, takdir edilme gibi sosyal ihtiyaçlarımızı tatmin etmesi. Gerçek arkadaşlıkların, ailenin ve dostların sağladığı desteği, sosyal medya üzerindeki yabancıların verdiği "beğen"ilerde ve yorumlarda aramak hatasına düşüyoruz. Belki sosyal medyayı hayatımızdan tam olarak çıkaramayabiliriz. Hele ki birçoğumuzun işi sosyal medya platformlarıyla entegre hâldeyken. Bununla birlikte, bağımlılık durumunun oluşmasını engellemek adına ilk adımı "farkında olarak" atabiliriz. Boş kaldığınız her an eliniz cep telefonunuza gidiyor olabilir. İlk adımı atın, cep telefonunuzu elinizden bırakıp varsa yanınızdaki arkadaşınızla sohbete koyulun, yoksa etrafınızdan birisiyle veya bir şeyle ilgilenin ve kendinizi gözlemleyin. İlk birkaç gün yaşadığınız "yoksunluk" etkisi sizi şaşırtacak. Ama sonra, pozitif düşüncelerinizin sayıca arttığını hayretle göreceksiniz. Haftada iki günü "sosyal medyasız gün" ilan edebilir, tüm sosyal medya hesaplarınızı dondurarak veya hesaplardan çıkarak erişiminizi sıfırladığınız bir haftalık bir sosyal medya orucu tutabilirsiniz.