nsanlier @ baskentpostasi.com

Kanser, hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucu oluşan bir hastalık olup dünyada ve ülkemizde ölüm nedenleri arasında kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almaktadır. Çalışmalar kanser oluşumunda çevresel faktörlerin önemli bir role sahip olduğunu (%70-75) göstermektedir. Sigara ve alkol kullanımı, çeşitli çevresel kanserojenlere maruz kalma ve yanlış beslenme alışkanlıkları, kanser oluşumunda önemli ve “değiştirilebilir” çevresel risk faktörleridir. Kanser nedenlerinin %35’inin doğrudan beslenme kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Bu veriler bize sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi ile kansere yakalanma riskinin azaltılabileceğini göstermektedir.

Yiyeceklerin üretildiği ortamdan, hazırlanma ve pişirme yöntemine, hangi yiyeceğin ne miktarda tüketildiğine kadar her aşama, kanserden koruyucu ya da tam tersine kanser riskini artırıcı etki gösterebilmektedir. Yiyeceğin üretimi aşamasında kullanılan kimyasalların, katkı maddelerinin ya da depolama koşullarının uygun olmasının sağlanması alınabilecek ilk önlemler olup bireysel olarak değiştirilemeyecek faktörlerdir. Sonraki aşamalarda yapılması gerekenler ise bireyseldir ve kişi kendisi olumlu değişiklikler yapabilir. Burada ise işin içine sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması girmektedir.

Beslenme sadece doymak ya da zevk almak amaçlı yapılan bir eylem olmamalıdır. Beslenmenin vücut işlevlerinin sağlıklı bir biçimde devam ettirilebilmesi için gerekli olduğu bilinmeli ve tercihler yapılırken bilinçli olunmalıdır. Gün boyunca tükettiğimiz yiyeceklerin çeşidi ve miktarları, gereksinimimizi karşılayabilmemiz ve vücudumuzu kanser dâhil pek çok kronik hastalıktan koruyabilmemiz için önemlidir.

Çalışmalar fazla miktarda enerji alımının şişmanlığa neden olarak ve seçilen yiyecekler sağlıklı değil ise daha fazla kanserojene maruz kalarak kanser riskini artırdığını göstermektedir. Şişman kadınlarda; meme, uterus, endometrium kanserleri, erkeklerde ise kolon, rektum ve prostat kanserleri daha sık görülmektedir. Vücut ağırlığının normal sınırlar içerisinde tutulması kanser riskinin azaltılmasında ilk aşamayı oluşturmaktadır. Şişman bireylerde sağlıklı ağırlık kaybının sağlanması bu açıdan büyük önem taşımaktadır.

Karbonhidratlar vücudun temel enerji kaynağıdır ve vücut, fonksiyonlarını yerine getirebilmek için sürekli karbonhidrat kaynağına ihtiyaç duyar. Günlük enerji gereksiniminin yarısından fazlası (%55-60) karbonhidrat içeren yiyeceklerden karşılanmalıdır. Sağlıklı beslenme ve dolayısıyla kanserden korunmada önemli olan, doğru karbonhidrat kaynaklarının tüketilmesidir. Rafine edilmiş karbonhidratlar ve şekerli yiyecek ve içecekler kan şekerini hızlıca yükselterek insülin yanıtı oluşturmaktadır. Çalışmalar fazla miktarda şeker ve şekerli yiyecek içecek tüketilmesinin pankreas kanseri riskini artırabildiğini göstermektedir. Diğer taraftan bir çeşit karbonhidrat olan posanın kanserden koruyucu etkisinin olduğu bilinmektedir. Posanın zengin kaynakları olan kuru baklagillerin, rafine edilmemiş tahılların, meyve ve sebzelerin düzenli olarak tüketilmeleri kolon ve meme kanseri başta olmak üzere pek çok kanser türüne karşı koruyucu özellik göstermektedir.     

Yağlar enerji içeriği en yüksek olan besin öğeleridir ve fazla miktarda tüketilmeleri alınan enerjiyi artırarak şişmanlığa neden olabilmektedir. Ancak fazla miktarda yağ tüketimi farklı yollarla da kanser riskini artırabilmektedir. Çevresel kanser yapıcı kimyasal maddeler, yağ içinde birikir ve çok yağ alımı bu maddelerin vücuda girişini arttırabilir. Kanser ilişkili hormonlardan cinsiyet hormonları yapıca yağa benzer ve fazla miktarda yağ alımı bu hormonların normal çalışma düzenini bozabilmektedir. Özellikle kolon ve rektum kanserlerini ilerletici safra tuzları gibi maddelerin oluşumu yağ alımı arttıkça artar. Tüketilen yağın miktarı kadar türü de önemlidir. Yağ türü olarak daha çok zeytinyağının kullanıldığı ülkelerde meme kanseri daha az görülmektedir. Doymuş yağların (tereyağı, margarin gibi) fazla miktarda tüketilmesinin ise kolon, rektum, pankreas ve meme kanseri riskini artırabileceğine dair bilgiler vardır.    

Tuz direkt olarak kanserojen etkiye sahip olmamakla birlikte yiyeceklerle alınan bazı katkı maddelerinin (nitrit ve nitratlar) zararlı etkilerini artırabilmektedir. Fazla miktarda tuz ve tuzlu yiyecek tüketiminin özellikle mide kanseri riskini artırdığı bilinmektedir. Ülkemizde tuz tüketimi önerilen miktarların çok üzerindedir. Tuz ve nitrit/nitrat içeriği yüksek salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinin tüketiminin azaltılması mide kanserinden korunmada en etkili yollardandır.

Sağlıklı olduğunu düşündüğümüz bir yiyeceği hazırlarken ya da pişirirken uygulayacağımız hatalı yöntemler de vücudumuza farklı kanserojenlerin girmesine neden olabilmektedir. Yiyecekleri pişirmede kızartma ve kavurma yöntemlerinin kullanılması, ateşe yakın pişirme ya da ateşle direkt temas yiyeceklerde çeşitli kanserojen maddelerin oluşumuna neden olmaktadır. Yiyeceklerin doğru yöntemlerle pişirilmesi kanserden koruyucu etki göstermektedir.    

Bu doğrultuda kanser riskini azaltmak için yapılması gerekenler

* Enerji alımı ve harcaması arasında dengeyi kurarak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak

* Şişmanlık ya da fazla kilolu olma söz konusu ise enerji alımını kontrol ederek sağlıklı vücut ağırlığına düşmek

* Yiyeceklerin pişirilmesinde sıvıyağ kullanmak ve yağ kullanımını azaltmak

* Kırmızı et tüketimini haftada 2-3 kez ile sınırlamak

* Çeşitli renklerde sebze ve meyveleri mevsiminde (bol bulundukları zamanda) yeterli miktarlarda (5 porsiyon/gün) tüketmek

* Diyette karnabahar, brokoli gibi kükürtlü sebzelere, soğan ve sarımsağa yer vermek

* Haftada 1-2 gün zengin posa kaynağı olan kuru baklagilleri tüketmek

* Sofra şekeri ya da mısır şurubu ile tatlandırılmış yiyecek ve içeceklerden uzak durmak

* Rafine edilmiş tahıllar yerine kompleks karbonhidratları içeren tam buğday unu ile hazırlanmış ekmek, makarna gibi ürünleri tercih etmek

* Tuz tüketimini en aza indirmek, sofrada tuz kullanmamak, turşu, salamura yiyecekler gibi fazla miktarda tuz içeren yiyeceklerden uzak durmak

* Yiyecek hazırlamada kızartma, kavurma gibi yöntemler yerine fırında pişirme ve haşlama yöntemlerini tercih etmek

* Küf oluşumunu engellemek amacıyla yiyecekleri uygun koşullarda saklamak 

  • Alkol ve sigara kullanımından kaçınmak   

 

Prof Dr Nevin ŞANLIER

Lokman Hekim Üniversitesi

Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı