davutzat @ gmail.com

Mazi ruhlar âlemi. Yolculuk ana rahmi ve dünya. Ati ise görebilene ahiret değil midir?

Yolculuğumuzun istenmeyen kötü hatıralarını unutturmaya yeter mi zaman? Yaşanmış güzelliklerden mahrum kalınmışlığı telafi edebilir mi bilemiyorum. Anın büyülü tılsımıyla elde edilmiş tüm yaşanmışlıklarımızı bir gece vaktinde yıldız kümesinin arasına savurup karıştırır mı? O hiç unutulmaz, ebediyete kadar varlığını sürdüreceğine sandığımız; güzel duygu, düşünce, iyi niyet, sevgi ve saygımızı yok edebilir mi? Bütün güzel hasletlerimizin üzerine kalın bir mil çekilmişçesine iz bırakmaksızın silebilir mi hiç? İçinizde kopan fırtınalı sesleri hapsetmeye,  gürül gürül akan duyguları; önce durgun bir göle sonrada bataklığa çevirebilir mi zaman. Bin bir duygunun özlemle bestelenerek söylenişine ait iç seslerimizi susturabilir mi? Sahi gün gelip de iç seslerimizi susturabilir miyiz kendimizle inatlaşarak. Ne dersiniz?

Kim ne derse desin benim güçlü bir imanım ve güvenim var insanın derinliklerindeki gizli cevhere. Zamanın aşındıramadığı hiçbir şey olmasa da; solmaz yüzler, çınlayan sesler, silinemeyen izler muhakkak olacaktır insanoğlunun barınağında. Yüreğinden kopup gelen fırtınalara ket vursa da insan. Mazisini bir çöplüğe çevirmek istese de. Aklın cidarları, büyülü bir cesaret, ecinni iktidarı ve cinnet reddiyesi ile vazgeçmek istese de kendi gerçeğinden; soldurmak istese de belleğindeki tüm renkli şen şakrak fotoğrafları. Ahenkli gülüşleri. Yine de hiç unutulmazları olacaktır mazinin. Zaman yetmez onları silmeye. Durup dinlenmeden maziniz gelip dayanır kapıya. Velev ki soldurmuş olsanız bile o güzelim görüntüleri. Sanmayın unutulurlar birer birer. Sanmayın hatırlanmazlar. İnanmayın mazinin sizden vazgeçeceğine. Zira bu geçmiş sizin mazinizdir. Siniz yaşanmışlığınızdır. Mazinizden kaçsanız dahi o sizi arkanızdan kovalayıp durur. Sanmayın peşinizden gelmiyordur! Hem de sonsuza kadar sizinledir yaşadığınız mazi. İçinizde yara olsa da durum değişmez, bir zamanlar yar, şimdilerde ağyar olsa da. İstikbal mazinizden daha güzel olacak zannında olsanız bile. Sorun kendinize, yoklayın hafızanızı. Kendi kalbinize çevirin bakışlarınızı. O ille de mazi der; içinde yaşanılan an, düne göre istikbal olsa da. Unutulamaz, unutturulamaz, mazinin güzelliklerini ya da çirkinliklerini…

İnsanız, içimizde saklı olsa da gerçek niyetlerimiz. Bilinmezlik dehlizlerinde istikbale yol alsak da. Gün gelip ümitsizlik çukuruna karamsarlıkla kol kola girsek bile. Yine de istikbalin belirleyicisi hep maziniz olacaktır. Ne dersiniz haksız mıyım? Bu sualin cevabı bir tek akılda değildir ya! Akıl vehim üretmeye devam ede dursun, kalbiniz sizi terk edecek değildir. İstikbalden beklentilerin hep ötelenişi karşısında; gerçekleşme süresinin uzamış olması sabrı örselese de. Kaderin zamanı ötelemesi insanı törpülese de.  Yaşanmışlıklarınızı sabır terazisi çekemez sanıp, kendinizden kaçmak isteseniz de. Mazinizi omzunuzda bir yük olarak görseniz dahi… Aklınızı bir ikilemin hayaline kaptırmak ancak aklın cidarlarını zorlamaya sebeptir. Geçmişi unutturamaz hiçbir istikbal. Çıkartıp atamazsınız bir defterin orta yaprağını zımbalanmış telinden çıkarırcasına. Zira mazimiz hayatımızın en orta yerinde durup selamlıyor bizleri.

Evet, mazimiz içimizde yara oluştursa da. Güle boyun bükmek, bülbüle figan düşse de.  Yine de istikbale ait başkaca ümitleri hiç bitmez insanın. Belki de bu yüzdendir insanların yaşadığı ayrılıkların birçoğu. Yoksa loş bir karanlık, bayat bir yemek değildir insan hayatının mazisi. Maziye ve duygulara sırt dönmek demek; kendi kalesine gol atan futbolcunun hali, bile bile gol yiyen kalecinin misalidir ancak. Böylesine bir gariplik ve tuhaflık; aşınma psikolojisinin getirmiş olduğu dayanılmaz hüznü misafir eder insan meçhulünün iç odalarına. Yaralayıcı bir aşındırmadır maziye sırt dönmüş hüzünlü vedalar. Maziden aldığı, hiç tükenmeyen iç dinamizmin gücüyle sevdalara kanat çırpan sevda kuşlarının kanadı kırıktır şimdi. İstikbal arayışının sahte ışıltıları, süslü ve ferli ışıkların yol arkadaşlığıyla sizi çaresiz bir yalnızlığa sürüklemekte. Değil mi ki, siz maziye sırt dönüyorsunuz. Ah bir bilseniz, görebilseniz! Maziden vazgeçmek mi, yok saymak mı, görmezden gelmek mi dediniz. Ucuz ve kolay değil o kadar… 

Mazi; kalpsize olsa olsa bir yük ve yara, istikbal; tevekkülsüze ümitsizliktir. Sabrın erken tükendiği yerde ise; imtihanı tümden kaybediş ve bedbahtlıktır…   

Oysa bunun adına kader deyip geçemeyiz. Allah var, ölüm var, ahiret var, hesap var!