Binlerce km uzaklıkta olmasına rağmen gönüllerimizin yakın olduğu ülke, Güney Kore…​         İki ülke arasındaki kültürel bağların ve tarihi açıdan büyük yakınlaşmaların olmasının yanında Türkiye’de özellikle son zamanlarda Kore’ye olan ilgi oldukça fazla. 

Bu vesileyle, bizi güleryüzüyle ve tüm içtenliğiyle karşılayan Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kültür Müsteşarı ve Kore Kültür Merkezi Müdürü Dong Woo CHO ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 

Türkiye’de son zamanlarda Kore’ye karşı var olan ilgi daha da artmaya başladı. Gerek K-pop olsun, gerek Kore dizileri...Her yaştan bir ilgi var fakat gençlerin yoğunlukta olduğu bir kitle var. Aslında birbirinden çok uzakta iki ülke olmasına rağmen büyük bir sevgi ve hayranlık var.

Bu Kore akımına olan ilgi nereden geliyor CHO Bey, sizce nasıl başladı? 

Bu soruyu sık sık duyuyoruz. Bizler de çok merak ediyoruz. Mesela Türkiye’de genelde Kore Savaşı’ndan dolayı Kore üzerinde bir sempati olduğunu biliyorsunuz. Koreli deyince çok seviyoruz diye. Ama bu K-pop, Kore Dalgası biraz farklı, o gençler üzerinde olan yönü. Gençlerin K-pop ve Kore dizilerine olan ilgilerinin çok olduğunu biliyoruz. Biz de yabancı olarak niye böyle çok sevdiklerini merak ediyoruz. Mesela bizim Kore dalgası dediğimiz bu durum, Çin’den başlayarak Japonya’dan ondan sonra Asya ülkelerinden geliyor. Şimdi tabi K-pop sayesinde özellikle, dünyanın birçok yerinde Kore’ye ilginin olduğunu görüyoruz. Ama tabiki her ülkeye göre bu biraz farklı durumda.

Peki Türkiye ile Kore’nin daha da yakınlaşmasını sağlayan kültürel benzerlikler var mı?

​Evet, çok var. Öncelikle Korece-Türkçe aynı dil grubunda yer alıyor. Birde mesela ben beş taş’ı sık sık söylüyorum. Biz Kore’de beş taş oynardık. Ama Türkiye’de de tam aynı şekilde olduğunu öğrenince şaşırdık. Bir de pojagi (patchwork) var. Bu Türkiye’deki kırkyama ile tam aynı fonksiyonda. Mesela bu da iyi bir örnek. Ama bunu biz bilmiyorduk. Bunu farkettikten sonra şaşırıyorlar bizde de var sizde de varmış diye. Bir örnek olarakta Topkapı Sarayı’nda eski zamanlarda sarayda mutfak kısmında kullanılmış olan aletleri gösteriyorum. Koreli turistler, özellikle bizim yaşlı bayanlarımız bunları görünce çok şaşırıyorlar. Bizim yaptığımız, kullandığımız şeyler tam aynı şekilde burada da var diye. Onun dışında daha çok var mesela insanların anlayışları, misafirperverlikleri gibi. Ama bence araştırdıkça daha çok çıkacaktır diye düşünüyorum. Bir de eski zamanlarda Koreliler ve Türkler en azından komşu veya akraba olan iki millet olarak hep beraber yakın yerlerde oturmuşlar. O yüzden kültür üzerindeki bu benzerlikler bence bundan kaynaklanabilir. Mesela biz bunu da sorabiliriz o zaman, Kore’de de Türk kültürüne ilgi olabilir mi? Bence muhakkak olacaktır. Çünkü Türklerin Kore üzerinde ilgisi varsa muhakkak Korelilerin de Türk kültürü üzerinde ilgisi olacaktır. Ben bunun eskiye dayanan bir durum olduğunu düşünüyorum. 

Kore kültürünün en iyi şekilde tanınmasını sağlayan Kore Kültür Merkezi sanırım. Ne zamandır faaliyette? Ne tür etkinlikler yapılıyor? Özellikle gençler arasında hangi etkinliklere ilgi daha çok durumda?

Her ülke kendi kültürünü tanıtmak için çalışıyor, çaba gösteriyor. Türkiye’de de Kore Kültür Merkezi adı altında, tamamen devlet kurumu olan kültür merkezimiz 8 sene önce 2011 yılında açıldı. Dünya genelinde 32 tane var. Türkiye’de 21.olarak açıldı. Bizim tamamen devlet kurumu olduğu için para karşılığı işlem yapmıyoruz. Başka kültür merkezleri ücretli olarak kendi dil derslerini veriyorlar. Bizimki onlardan biraz farklı. Onun için biz de para düşünmeden mümkün olduğu kadar Kore kültürünü tanıtmaya çalışıyoruz. Türkiye’de kültür merkezi açılırken burada Kore kültürünü seven özellikle genç kuşaklar olduğunu düşünerek ve Türklerin Kore kültürü üzerindeki ilgilerinin daha çok hangi yönde olduğuna bakarak onu karşılamaya yönelik çalışıyoruz. Bu da mesela K-pop yarışması, Kore yemekleri yarışması. Bunu genelde yazın yapıyoruz. Orada birinci olanı Kore’ye yolluyoruz. Dil üzerine ise Korece yarışması yapıyoruz. Bir de ‘Altın Zili Kim Çalacak’ adlı Korece bilgi yarışması yapıyoruz. Bunların yapılmasının amacı Kore üzerinde hem bilgi hem şarkı hem yemek olsun, yarışmaya katılmak için hazırlanan kişilerin muhakkak Kore hakkında daha iyi bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır. Bir de genelde katılanların çoğunluğu öğrenci. Öğrencilerin bursa ihtiyaçları olduğundan yarışmalarda ödül olarak nakit para ödülü vermeye çalışıyoruz. Ödül alanlara hem yardım edelim düşüncesiyle hem de kendi ihtiyaçları için de kullanabilmeleri için böyle yapıyoruz. Mümkün olduğunca birinci olanı Kore’ye gönderiyoruz. Çünkü hep Kore’ye gitmek orayı görmek istedikleri için onlara bu şekilde şans verelim diye düşünüyoruz. Bunun yanında kültür merkezimizin kafeteryasında ücretsiz olarak mevsime göre Kore geleneksel çayı ve kahve gibi çeşitli içecekler ile ziyaret eden herkesin rahatça dinlenebileceği bir ortam sunuyoruz. Bir de kütüphanemizin bünyesinde çeşitli alanlarda 5,500 adet Korece kitap, Kore bilimi ile ilgili İngilizce kitaplar ve Kore dili, tarihi ve edebiyatı ile ilgili de yaklaşık 100 Türkçe kitap bulunduruyoruz. 

 

Peki Kore Kültür Merkezi sadece Ankara’da mı yoksa Türkiye’nin başka şehirlerinde de faaliyet gösteriyor mu? 

Kore Kültür Merkezi’nin binası Ankara’da olduğu için tabi bu mekanı kullanarak çeşitli dersler veriyoruz. Ama biz hem bütün Türkiye’yi kapsayarak çalıştığımızdan dolayı mümkün olduğu kadarıyla Kore kültürünü tanıtmak için, Kore kültürünü hiç tanımayan yerlere de gitmeye çalışıyoruz. Çünkü her yerde Kore kültürünü seven gençler var. Biz her sene ‘Karavan Kültür Günleri’ kapsamında en az 12 şehre gitmeye çalışıyoruz. Bir de Kore film gösterileri için ve konser vermek için de dolaşıyoruz. Bunu düşünürsek senede en az 20’den fazla şehirde etkinlik yapıyoruz. Bizim amacımız, Türkiye’de Kore kültürünü tanımayan yer olmaması. Bu hedef ile 2013 yılından beri devam ediyoruz. 

 Birde ben 81 ilde bizim gidemediğimiz kaç tane il var diye baktım. Çünkü hiç gidilmemiş olan yerlere gitmeye çalışıyoruz. 81 ilden 8 tane kaldı. Gerçekten kaç kişi olduğu önemli değil, Kore kültürüne ilgisi olanların sayısı az da olsa onları mutlu edelim düşüncesiyle bu şekilde devam ediyoruz.

CHO Bey, siz uzun zamandır Türkiyedesiniz. Türkiye’de yaşamaktan dolayı neler hissediyorsunuz? Türk kültürüne ait beğendiğiniz bir şey ya da Türkiye’de gezmekten hoşlandığınız bir yer var mı? 

Gerçekten Türk kültürünün övgü alacak çok alanı var. Ama bence, bir yabancı olarak en çok hayran kaldığım şey misafirperverlik olabilir. Mesela burada Suriyeli mülteciler 4 milyona yakın. Dünyada bunun bir örneği yok zaten. Kore’de de yabancılar yaşıyor fakat biz uzun zamandır tek toplum olarak yaşadığımız için yabancıları böyle kabul etmek kolay olmuyor.

Ama Türkiye mesela Osmanlı döneminde de Yahudileri almış, hep öyle çok açık gönüllüler.

Bunun gerçekten çok takdir edilecek bir şey olduğunu düşünüyorum. Bir de yemek konusu. Gerçekten çok çeşitli, çok tatlı yemekler var. Bu yüzden biz burada kilo almamaya çalışıyoruz. Bunun için çok dikkat etmek gerekiyor. O bakımdan da biz hep söylüyoruz. Türk yemekleri dünyanın 3 tanesinden biri diye. O gerçek bence. Bir de Korelilerin tarihi ve kültürel yerlere çok merakları var. O bakımdan Türkiye, Koreliler için cennet gibi. Tarihi bir çok yer var burada. Onun için biz mesela manzarası çok güzel olan Avusturalya’yı ya da Amerika’yı düşünelim. Oralara gittiğimiz de çok güzel, çok iyi diyebiliriz. Ama Troya’ya gidip burası Troya mı derken daha çok duygu yüklü olabiliriz. Türkiye’de doğal güzelliği olan çok yer var. Biliyorsunuz Kore’den Türkiye 8 bin km kadar çok uzak bir mesafede. O yüzden Kore’den Türkiye'ye Avrupalı turistler kadar çok fazla turist gelemiyor. Ama ona rağmen bence Türkiye’ye gelecek Koreli turistlerin sayısı gitgide çoğalacaktır diye düşünüyorum. Çünkü gelenler gerçekten beğenerek dönüyorlar. 

 

Ankara’da Kore Şehitleri Anıtı (Kore’de Savaşan Türkler Anıtı) var. Çok güzel Kore mimarisiyle yapılmış. Bunun hikayesinden biraz bahsedebilir misiniz?

 ​Anıt 1973 yılında kuruldu. Ankara ve Kore’nin başkenti Seul kardeş şehirler. Onun için karşılıklı olarak anıtlar kurulmaya karar verilmiş. Ve sonra Ankara’da Kore Parkı kurulmuş. Kore’de başkent Seul’un tam ortasında Han Nehri akıyor. Şuan köprüyle bağlantısı olan nehrin ortasında bir ada var. Orası başkent Seul’un, New York’un Manhattan’ı gibi. Finansal merkezi, TV kanallarının merkezi. Mecliste orada. Tam orada Kore’nin merkezi dediğimiz yerde Ankara Parkı var. Ankara Parkı içerisinde Türkiye’nin geleneksel evleri kuruldu. Birde bu Kore Anıtı’ndaki mimari yapı Kore’nin eski zamanlarda Budizm ağırlıklı bir ülke olmasından geliyor. Bizim en eski tarihimizde Silla diye bir hanedanlığımız var. Silla Hanedanlığı dönemindeki M.S 600 lü yıllarda olan budizm tapınaklarındaki kuleleri simgeleyecek şekilde yapılmış. Onun için Ankara’ya gelen Koreli turistler orayı ziyaret ettiklerinde bunun ne olduğunu hemen anlıyorlar. Tabi bizim için çok yakın hissettiren bir şey. 

Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

​Bu sene Kore’de Yunus Emre Kültür Merkezi açıldı. Başlangıçta da söylediğim gibi Türk kültürü Koreliler arasında çok merak edilecek diye düşünüyorum. Şimdi turist olarak Kore’den Türkiye’ye gelenlerin sayısı 1 milyon civarında. Onlar Türkiye’yi gezerken Türk yemekleri yemiştir. Belki Türk kahvesi içmişlerdir. Merak edenlerle beraber Kore’de Türk kültürünü tanıtırsak bence Koreliler Türkiye’ye daha yakın hissedeceklerdir. Bir de mesela burada K-pop un çok popüler olduğu gibi Türk dizileri de Kore’de popüler olabilir. Neden olmasın. Zaten Türk filmleri de çok ün kazanıyor. Türk dizileri de çok daha yaygın durumda. Şimdi her ülkede satıyor. Bu şekilde kültür merkezi aracılığıyla Kore’de Türk kültürünü daha çok tanıtma çabaları olursa çok iyi olacağını düşünüyorum. 

   Bir de son olarak Ankara’dan Kore’ye direkt uçuş yok. O da olursa çok iyi olacak. Çünkü turistler İstanbul’da iniyorlar. İstanbul’dan başladıkları için de çok uzak yerlere gitmeleri zor oluyor. Ama şimdi direk uçuşlar arttırılmaya çalışılıyor, çaba içerisinde. Kore’ye de olursa çok iyi olacağını düşünüyorum. Bakın şimdi mesela Uzak Doğu ülkeleri olan Kore, Japonya, Çin.

Enteresan olan direkt uçuş bakımından Japon havayolları Türkiye’ye direkt uçuş yapmıyor. Sadece Türk Hava Yolları gidiyor. Ama Kore’den iki hava yolunun, Türk hava yolları ile birlikte direkt uçuşu var. Haftada 22 kez. Çok fazla. O zaman bir tanesi de Ankara’ya olabilir. Birde mesela turistlerin gidecekleri yerlere baktığımız zaman Kapadokya’yı muhakkak görüyorlar. İstanbul, Antalya, Denizli(Pamukkale), İzmir(Troya)’e kadar. Programa göre onlar ayarlıyorlar. Ama bugünlerde Kore’den gelen turistler İstanbul’a indikten sonra Beypazarı’nı görüyorlar. Önceden böyle bir şey yoktu. Bunun gibi Beypazarı’nı gören Gordion’u niye görmüyor. Gidebilir mesela. Kapadokya’ya giden Hattuşa’yı neden görmüyor. Ankara’ya direkt uçuş olsa oraları da dolaştıktan sonra tekrardan Ankara’dan dönebilirler. Ya da Ağrı Dağı mesela. Kore’de Nuh’un Gemisi’ni herkes biliyor. Ama Ağrı Dağı’nın Türkiye’de olduğunu bilmiyorlar.

   Ben Türkiye’de bir çok yeri gördüm. Ama mesela Hattuşa’ya birkaç sene öncesine kadar hiç gitmemiştim. Ben Hattuşa’yı en az 4 bin yıllık bir medeniyetin merkezi ve başkenti olan bir yer olduğundan ve de oradaki kalıntılardan dolayı orayı gördüğüm zaman gerçekten çok sevinmiştim. Çok duygulanmıştım. Mesela Koreliler bizim 5 bin yıllık bir millet olduğumuzu söylüyorlar. Ama bizim eskiye dayanan bir millet olduğumuz söylense de milattan önceki eserler, kalıntılar hemen hemen yok. Onun için böyle 3 bin yıllık, 4 bin yıllık tarihler

Korelilerin epey ilgisini çekiyor. Bence Göbeklitepe’de aynı. 12 bin yıl önce...İnsan bunu nasıl düşünebilir. 

   Mesela 2017 yılında Kore-Türkiye ikili ilişkilerinin 60.yıldönümü olduğu için biz çok çeşitli etkinlikler düzenledik. Kore’den ünlü yazarları, çeşitli akademisyenleri davet ederek Türk Kültür Bakanlığı işbirliği içerisinde Türkiye’nin tarihi yerlerini dolaşma projesi yaptık.

İstanbul’dan başlayarak Troya’dan Efes’e ondan sonra da Ankara’da toplandıktan sonra

Kore’ye döndüler. Ben onlarla hep beraber olamadım ama Ankara’ya geldiklerinde onlara ‘’Çok yer dolaştınız. Sizi en çok etkileyen yer neresiydi?’’ diye sordum. Birisi bana

Konya’daki Çatalhöyük olduğunu söyledi. Ama neden Çatalhöyük. Bence çok enteresan. Çünkü Çatalhöyük’te öyle çok büyük bir şey yok. Ama bence Çatalhöyükteki 8 bin yıl önceki eserlerden dolayı. Göbeklitepe’den önce en eski yer olarak, insanların en eski yerleşim yeri olarak kabul edilen yer idi. 8 bin küsür sene öncesinde de insanların bu şekilde yaşadıklarını görünce çok etkilendiğini ben tahmin etmiştim. Mesela bunu niye söylüyorum. Türkiye; Göbeklitepe, Çatalhöyük gibi bize göre çok eski medeniyetlere sahip. O zamanki kalıntılar, eserler bence Türkiye’nin, başka hiçbir ülkede olmayan bir özelliği. Anadolu’nun özelliği. Onun için buraları insanlara tanıttıkça bence çok daha fazla insan gezip görmek için buraya gelecektir.