“Tek Millet İki Devlet” sadece bir slogan değil aynı zamanda, içten gelen bir duygudur. 

Sayın Büyükelçi sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ben bir Azerbaycan Türkü olarak, bir Türk olarak, öz memleketimde gibi Türkiye’mde Büyükelçilik yapıyorum. Benim için tabii bu büyük bir onur ve şereftir. Cumhurbaşkanımız bu göreve beni getirerek bana büyük bir itimat göstermiştir. Ben de bu güveni boşa çıkarmamak için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Bu göreve gelmeden önce de 20 sene Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştım.

Daha önce Türkiye’ye geldiniz mi?

Daha önce Türkiye’de bulundum fakat bir diplomat olarak değil. Önceki öz memleketimize gelişim gezi, iş seyahati bağlamındaydı. Daimi ve uzun süreli bir çalışma değildi. İki kere Azerbaycan’ın Washington’daki Büyükelçiliği’nde görev yaptım.  Bundan önce de Azerbaycan’ın NATO Büyükelçisi görevini üstlenmiştim.  Üç sene Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın hem askeri ilişkiler, hem güvenlik ilişkileri, aynı zamanda da sözcülüğünü yaptım.  Şimdi de buradayız. İşimizi yapmaya çalışıyoruz.

1 yıldır Türkiye’de siniz. Türkiye’yi nasıl buldunuz?  

Türkiye tabi bizim öz memleketimizdir. Bu bizim işimizi hem kolaylaştırıyor hem de zorlaştırıyor. Kolaylık ondadır ki, tüm kapılar, tüm kalpler bize açık. Zorluğu ise, sizden beklentinin çok olmasıyla ve sorumluluğunuzun büyüklüğü ile ilgili.  Bu da bize olan güveni boşa çıkarmama anlamına geliyor. Ona göre de, elimden geldiğince üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyoruz.

Türkiye’yi düşündüğümden, daha güzel ve daha iyi gördüm. Öz memleketim ama gösterilen yakınlık, insanların bize ilgisi, sevgisi o kadar büyük ki, bir yere gittiğimiz zaman, Azerbaycan bayrağı gören insanlar, size o, sevgiyi gösteriyorlar.  Bir yerde Azerbaycan Büyükelçisini gördükleri zaman 3 şeyi derhal söylüyorlar. “Can Azerbaycan”  “Tek Millet İki Devlet” bir de  “Sizin Sorununuz Bizim Sorunumuz”. Yani herkes sıcak ve içten davranıyor size. Türkiye’den gidenler de aynı sıcaklığı Azerbaycan’da görüyorlar tabii ki.

Türkiye’ye geldikten sonra, Çanakkale’ye gittim çünkü şehitliğe gitmeliydim, anıta gitmeliydim çünkü orada yatan şehitlere karşı bu bizlerin manevi bir borcudur.

Türkiye’ye geldiğiniz zaman bir zorluk yaşadınız mı alışabilmeniz anlamında?

Türkiye özel bir yer bizler için. Şöyle ifade edeyim. Ankara’dan İstanbul’a gittiğim zaman,  sanki Bakü’den Gence’ye gidiyorum. Zorluk yaşamadım, sadece bu ağır, sorumluluğu fazla olan görevde,   aileye çok az zaman ayırabiliyoruz.  Onun dışında herkes burada, hem elçilikte, hem Türkiye’nin bürokrasisinde, hem komşularımız, bize kalplerini, kapılarını açmış durumda. Onun için diyebilirim ki, hiçbir sorun, zorluk yaşamadım.

Azerbaycan’ı sizden dinlemek isteriz. Sizin gözünüzle Azerbaycan’ı anlatır mısınız?

Azerbaycan ve Türkiye kardeş iki ülkedir. Ve “Tek Millet İki Devlet” sadece bir slogan değil aynı zamanda, içten gelen bir duygudur.  Bunun çok örnekleri var. Mesela Türkiye dünya şampiyonasında iyi bir performans sergilediğinde, Bakü’nün sokakları sevinç gösterileriyle dolup taşıyor. Herkes Türk bayrakları ile sokaklarda öz hislerini dışa vuruyor. Bunların hepsi de doğal duygulardır…

Afrin harekâtı olduğu zaman, Azerbaycan Karabağ Gazileri gönüllü olarak Afrin’e gitmek istediler. Yani Afrin harekâtına çok destek vardı Azerbaycan’dan. Başka bir Milletten başka bir devletten böyle bir destek almanız mümkün değil.  Çünkü burada doğal, içten duygular ve yakınlık söz konusu.

Bir diğer husus,  Azerbaycan çok özel bir yerdir. Ben bir Azerbaycan Türkü olarak şunu diyebilirim, bence,  Azerbaycan’a gitmek,  görmek gerekir.

Bakü, ruhu tamamen farklı olan bir şehirdir. Kalabalık bir şehirdir aynı zamanda.

Bakü’de hem eskiyi,  hem moderni yani hem dünü, hem de yarını görebilirsiniz. Bakü’nün merkezinde bulunan İçerişehir’e girdiğiniz zaman oranın tarihi, geçmişi karşılıyor sizi. İçerişehir’den bir kilometre dışarı gittiğiniz zaman gökdelenlerle karşılaşıyorsunuz. O zamanda sanki gelecektesin gibi.

Çok kozmopolitan bir şehir Bakü. Farklı dilden, farklı dinden, farklı renkten insanlar karışmış durumda ve herkes birbirine saygılı.  Bu da Azerbaycan’a Bakü’ye has çok güzel bir özelliktir.

Mesela Ramazanda, Cumhurbaşkanlığımızın tarafından bir iftar verildi. Bu çok özel bir iftardı. İftarda bütün dinlerin liderleri aynı masa başında bir araya geldi. Bu dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz bir görüntüdür.  Bu da Azerbaycan’a özgü bir durum sanırım.

Başka bir husus,  özellik te Azerbaycan’ın doğal zenginlikleridir.  Azerbaycan tarımsal bakımdan çok özel topraklara sahiptir. Bu zenginlik, aynı zamanda, organik güzel yemekler demektir. Çoğu insan Azerbaycan’a yemeklerimizi tatmak için geliyor. Bu da bir gerçek…

Azerbaycan Demokratik Halk Cumhuriyeti ne zaman, nerede, kimler tarafından kuruldu?

Kurulan Cumhuriyet bizim için tabii ki bir onur, bir gurur kaynağıdır.

28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Demokratik Halk Cumhuriyeti kuruldu. Bu sadece Türk Dünyası’nda değil, tüm Müslüman dünyasında ilk demokratik devletti. Ona göre de biz bu cumhuriyeti kuranlar karşısında saygıyla eğiliyoruz ve onları rahmetle anıyoruz. Cumhuriyetin kurucuları arasında Mehmet Emin Resulzade vardı, biliyorsunuz onun mezarı da Ankara’da Cebeci Asri mezarlığındadır. Fetali Han Hoyski vardı onun mezarı Gürcistan’dadır. Ali Merdan Topçubaşı vardı onun mezarı Paris’tedir. Bu insanlar çok özel insanlardı ve o zamanlar bu cumhuriyeti kurmak için çok mücadele etmişlerdi…

Herkesin farklı bir talihi vardı şüphesiz…  Bizler tabii ki, bugün onların fikirlerini, ideallerini koruyup sahip çıkıyoruz. 

O zamanlar cumhuriyet kurulduktan sonra, İlk parlamento, meclis kuruldu, Şûra vardı parlamentodan önce, yani hem icra edici, hem kanun koyucu organlar bir aradaydı.  Ama parlamento, meclis yaratıldı.  O yıllara ve zamana göre, şüphesiz bu çok büyük bir işti. Aynı zamanda kadın hakları yasal hale getirildi.

Azerbaycan’da her zaman kadınların hakları konusu hassas bir konu olmuştur. Sadece mecliste, parlamentoda yasal hale getirilmişti. Bu da kadınlara seçme ve seçilme hakkı veriyordu aynı zamanda.

Bu o zaman için sadece doğuda değil, Avrupa’da bile birçok devletlerden önce yapılmış bir reformdu. Örneğin, Amerika’dan önce yapılmış bir reform.

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin kurmuş olduğu mecliste, tüm dinlerin, tüm halkların temsili mecburi kılınır.

Başka bir husus, bu cumhuriyet aynı zamanda 1923’te kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti için çok ciddi bir örnekti.

Düşünüyorum ki, o zaman cumhuriyeti kuranlar, bugünkü Azerbaycan’ı görmüş olsalardı, bence çok mutlu olurlardı.  Onların bu cumhuriyet için vermiş oldukları çabanın sonucudur, bugünkü Azerbaycan.

Bizim 1928’de kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti maalesef sadece 23 ay yaşadı.

Bugün Azerbaycan bayrağı Ankara’da ve dünyanın farklı farklı yerlerinde dalgalanıyorsa, Eğer bugün Azerbaycan Türkiye’de en büyük yatırımcılardan biri durumundaysa, Birleşmiş Milletlerin ve Güvenlik Konseyinin üyesi olmuş bir devlet ise, dünyada 11. en eğitimli nüfusa sahip bir devlet ise, Azerbaycan’ın ekonomisi bugün dünyada 35. en güçlü ekonomisi durumundaysa ve Azerbaycan Ordusu bugün dünyada 50. en güçlü ordusu konumundaysa, fikrimce bu cumhuriyeti kuranlar bugün bunları görmüş olsalardı çok mutlu olurlardı.

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin kurulmasında İslam Kafkas Ordularının rolü ne oldu?

O zor zamanlarda Cumhuriyetin kurulması için çok mücadele verildi. İşgaller vardı, Bolşevikler bir taraftan, İngilizler diğer taraftan. Özellikle Bakü ve Bakü’nün petrolüydü söz konusu.

19. asrın sonu 20. asrın başlarında, Bakü dünyanın yüzde elli petrol üretimine sahipti. Herkes malumdur ki, ikinci dünya zamanı, Hitler’in esas maksadı Bakü’yü ele geçirmekti. Onun için Stalingrad’a kadar gelindi,  Volga nehri üzerinden geçildi. Herkes Bakü’yü petrollerinden dolayı ele geçirmeye çalışıyordu.  O, zor zamanlarda işte Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu tabii içlerinde Azerbaycan gönüllüleri de vardı bu ordunun, yardıma geldi. Azerbaycan gönüllülerine eğitim verdiler.  Gence’den Bakü’yü doğru hareketle Bakü’yü işgalden azad ettiler.

Bu çok önemli bir hadisedir bizler için. Nuri Paşa’nın mezarı Gence yolundadır. Sovyetler Birliği zamanında bile çok insan yolda durarak saygı duruşunda bulunur bu mezar önünde. Dolayısıyla Nuri Paşa’nın bizim gönlümüzde çok önemli bir yeri vardır. Sovyetler Birliği zamanında, yasaklara rağmen böyle bir sahip çıkmanın bedelinin çok ağır sonuçları olmasına rağmen.

O zamanlar, Kafkas İslam Ordusunun yaptığı işler, bugün ki Azerbaycan ve o zamanki Azerbaycan Cumhuriyetinin yaşamasında çok büyük bir rol oynamıştır.

23 ay süren Cumhuriyetimizin ardından, 70 yıllık bir Sovyetler Birliği dönemi ve 1988’den başlayarak da Azerbaycan’a karşı artan baskılar dönemi var.

O zaman Haydar Aliyev, biliyorsunuz ki Sovyetler Birliği’nde en üst düzey yöneticilerindendi. İlk olarak onu uzaklaştırdılar görevden. Ardından Ermeniler, Azerbaycan’a karşı toprak iddiaları ile savaş başlattılar.  Çok zor bir durumdu ve Azerbaycan toprakları işgal edilmekteydi. İşte, böyle karışık bir dönemde Haydar Aliyev,  iktidara geldi ve Azerbaycan, bir devlet gibi, toparlanma sürecine girdi. Ardından güçlenmeye başladı. Bugün de İlham Aliyev’in Cumhurbaşkanlığında Azerbaycan ordusu, ekonomisi ile dünyada söz sahibi olan bir ülke konumunda artık.

Bugün, Azerbaycan kendi topraklarını işgalden kurtaracak güçtedir. İki sene önce de 2016 Nisan’ında yapılan askeri müdahale de bunu ispat etti.  Ermenilerde anladılar ki,  Azerbaycan istediği zaman topraklarını azat edebilecek güçtedir. Herkes de bunu anlamalı, ilk önce de Ermenistan anlamalıdır ki, işgal artık devam edemez ve sona ermelidir. Azerbaycan toprak bütünlüğü sağlanmalıdır ve bölgesel huzur olmalıdır.

Yüzüncü Yıl kutlamaları çerçevesinde Türkiye’de ve Türk Dünyasında ne gibi etkinlikler yapıldı?

Çok etkinlikler yapıldı.  Üniversitelerde konferanslar yaptık, Türkiye’nin her bir yerinde konuştuk, anlattık,  filmler gösterdik. Kültür programları yaptık.   Bu etkinliklerin tamamı 100. Yılımız çerçevesinde gerçekleşti. Dünya çapında çok etkinlikler yapıldı. Bu yıl, Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev tarafından,  Azerbaycan Halk Cumhuriyeti yılı ilan edildi.

Ekonomik ve Kültürel faaliyetler kapsamında Azerbaycan Türkiye ilişkileri hakkında görüşleriniz nelerdir?

12 Haziran da TANAP’ın Türkiye’de açılışı yapıldı. TANAP Projesi, dünya kapsamında bir olaydır. Azerbaycan’ın Türkiye ‘ye yatırımları 19,5 milyar dolara çıkması hedeflenmektedir. Aynı zamanda, Bakü – Tiflis- Kars demiryolunun açılışı, çok önemli bir olaydır bölge için. Çünkü bu artık Çin’den Londra’ya kadar en kısa ve en uygun bir ulaşım demektir. Türkiye ‘de de Azerbaycan’ın çok şirketleri iş yapmakta, ama biz çalışıyoruz ki bu ticaret hacmini daha da yukarılara çekelim. İki ülkenin, Cumhurbaşkanı da var olan 1.5 milyarlık ticaret hacminin, 5 milyara kadar çıkmasını hedeflemektedirler. Bizler de inşallah, bunun için çalışıyoruz.

Yani, iktisadi, ekonomik ve kültürel alanda bu iki kardeş ülke arasında yapılan ve yapılacak olan çok işler var. 

Azerbaycan Büyükelçiliği Türkiye’de ki Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte işbirliği ve çalışmalar yapıyor mu? Varsa ne tür çalışmalar gerçekleştiriliyor?

Bölge ile bağlı, uluslararası ilişkilerle bağlı STK’larla işbirliği yapıyoruz. Aynı zamanda ekonomik alanda Eko Avrasya ile işbirliğimiz var. Genelde de, Türkiye’de ve Türk Dünyası ile bağlı aynı zamanda Azerbaycan Türk İlişkileriyle ilgili sık sık birlikte işbirliği yapıyoruz.

Başkent Postası Gazetesi okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? 

Türkiye’mizi koruyun ve Türk Azerbaycan kardeşliğini hiçbir zaman unutmayın, çünkü bizim birbirimizden başka dostumuz yok. Ona göre de biz bu kardeşliği ilerletip bütün dünyaya öz güzelliklerimizi, öz gücümüzü en iyi şekilde göstermeliyiz. Bu sayıyı okuyan herkesi bir gün Azerbaycan’a bekliyoruz.