“Vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin, kamu kurumu ve kuruluşlarına olan borçlarının cezalarını kaldırıyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin, vergi ve prim yükümlülükleri başta olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşlarımıza olan borçlarının cezalarını kaldırıyoruz. Yapacağımız düzenlemeyle, tüm bu borçları belirli bir oranla güncelleme ve taksitle ödeme imkânı getiriyoruz” dedi.

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

 Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Sözlerimin hemen başında bugün girdiğimiz mübarek üç ayların milletimiz ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini diliyorum.

Her sene olduğu gibi bu yılın mübarek üç aylarının da hepimiz için bir sorgulama, arınma, yenilenme, manevi zenginleşme fırsatı olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Üç aylar boyunca yapacağımız tüm ibadetlerin, duaların, hayır ve hasenatın Rabbimizin katında kabulünü niyaz ediyorum.

Ramazan-ı Şerif’e yaklaştığımızın da müjdesi olan üç aylarda idrak edeceğimiz tövbe ve istiğfar vesilesi olan Regaip, Miraç, Berat ve Kadir gecelerini şimdiden tebrik ediyorum. İnşallah bugün Recep ayına, 21 Şubat’ta Şaban ayına ve 23 Mart’ta Ramazan ayına kavuşuyor, 21 Nisan’da da Ramazan Bayramı’na, 28 Haziran’da Kurban Bayramı’na vasıl oluyoruz.

SEÇİM TARİHİ

Bilindiği gibi Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin normal tarihi 18 Haziran’dı. Ancak bu tarihi hem Kurban Bayramı arifesine ve dolayısıyla hac dönemine, hem üniversiteye hazırlanan çocuklarımızın sınav takvimine, hem de ilk ve ortaöğretim okullarımızın tatiline denk gelmesi sebebiyle güncelleme ihtiyacı duyduk. Siyaset kurumu olarak milletin taleplerini karşılama yanında, millî iradenin en yüksek katılımla ve en ideal şartlarda tecellisini sağlamakla sorumluyuz. Bu anlayışla yaptığımız kapsamlı değerlendirmeler sonunda 14 Mayıs 2023 Pazar gününün her bakımdan seçim için en uygun tarih olduğunu gördük. Anayasa’da belirtilen usullere mütenasip şekilde ülkemizi bu tarihte seçime götürmek istiyoruz. Bu tarih güncellemesini Anayasamıza göre beşte üç çoğunlukla Meclis’imiz yaparsa memnuniyet duyarız. Meclis’te gereken çoğunluğun sağlanamaması hâlinde Cumhurbaşkanı olarak biz seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılabilmesini temin edebilecek bir takvimle kararımızı alıp inşallah süreci başlatacağız.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA MİLLETİMİZİ EN MÜREFFEH TOPLUMLAR SEVİYESİNE ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”

Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünün sevinci ve coşkuyla bütünleşen 2023 seçimlerinin tarihinde yapmayı planladığımız güncellemenin milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu seçim yürütmenin temsilcisi Cumhurbaşkanı ve yasamanın temsilcileri milletvekillerinin aynı gün belirlenmesini sağlayan yeni yönetim sistemimizin ikinci seçimi olacaktır. Uzunca bir süredir hayata geçirme mücadelesi verdiğimiz 2023 hedeflerimizle bütünleşen bu seçim dönemini, ülkemizin ve milletimizin geleceği için yeni bir fırsata dönüştürmenin peşindeyiz. Cumhuriyetimizin kuruluşunun üzerinden geçen yaklaşık bir asır içindeki her kazanıma sahip çıkıyoruz.

Vatan toprakları üzerindeki son devletimiz Cumhuriyetimizin ilk asrında yapılan her şeyi, bundan sonrasının bir hazırlığı, bir girizgâhı olarak kabul ediyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla Cumhuriyetimizin yeni yüzyılını sahip olduğumuz altyapı üzerinde ülkemizi dünyanın en güçlü devletleri, milletimizi en müreffeh toplumlar seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Yeni yönetim sistemimizin ilk döneminde elde ettiğimiz tecrübelerin bize işaret ettiği iyileştirmeleri de yaparak ülkemizin bu tarihî fırsatı değerlendirebilmesi için var gücümüzle çalışacağız. 

Küresel siyaset ve ekonomi düzeninin her gün bir yenisi zuhur eden krizlerle derinden sarsıldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu kritik süreçte ülkemizin her alanda kendi vizyonuna sahip olması, kendi programlarını uygulamaya koyması, kendi hedefleri doğrultusunda yol yürümesi hayati öneme sahiptir. Geçmişte başlattığı her kalkınma atılımının önü darbeden teröre nice engellerle kesilen Türkiye, artık kendi özgün politikaları ve eylemleriyle geleceğe yürüme dirayetine kavuşmuştur. Güven ve istikrar ikliminin ülkemize sadece 20 yılda nasıl asırlık kazanımlar sağladığını hep birlikte yaşadık, gördük.

“KRİZLER İÇİNDE BOĞULUP KALAN TÜRKİYE’DEN KÜRESEL KRİZLERİ FIRSATA DÖNÜŞTÜREBİLEN TÜRKİYE GÜNLERİNE GELDİK”

Elbette Türkiye’nin bu güçlü ve kararlı duruşunu kabul etmek istemeyenler vardır, olacaktır. Yıllarca bu ülkenin ve milletin adeta iliğini sömürerek kendi refahı ve güvenlik düzenlerini sürdürenler kolay kolay pes etmeyecektir. Eser ve hizmet altyapısı sağlam, siyasi iradesi kendi elinde, askerî ve teknolojik imkânları artan Türkiye’yi kabullenmeye yanaşmayanlar sonuna kadar direnecektir. Ama biz bugüne kadar verdiğimiz mücadeleyle kimsenin ne dediğine, ne istediğine, neyi dayattığına bakmadan istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkabileceğimizi cümle âleme ispatladık. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği sayesinde üstesinden geldiğimiz her mücadeleyle geleceğimize daha bir başka güvenle bakmayı başardık. Geçmişte kendi krizleri içinde boğulup kalan Türkiye’den küresel krizleri fırsata dönüştürebilen Türkiye günlerine geldik. Bizi kendi sorunlarımızın altında ezmek için kullanılan araçları ya tamamen etkisiz hâle getirdik, ya sınırlarımızın dışına attık. Siyasetimiz bizi de rahatsız eden kimi arızi tartışmalara rağmen geçmişle mukayese edilemeyecek bir olgunluk seviyesine ulaştı.

Güvenliğimiz, terör örgütlerinin tehditlerini bertaraf ederek, bölgesel çatışmalara karşı korunaklı hâle gelerek istikrarımıza destek olacak seviyeye yükseldi.

Ekonomimiz, küresel emperyalistlerin hırslarının ürünü operasyonlara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatıyla dünyanın takdirini kazanan bir yere geldi.

Altyapımız eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, tarımdan sanayiye her alanda vizyonlarımızı destekleyecek yaygınlığa ve etkinliğe kavuştu.

Diplomasimiz, bölgemizde ve dünyada yaşanan her türlü gerilimi, çatışmayı, insani krizi hakkaniyet ve barış zemininde yönetecek bir itibara sahip oldu.

Hiç şüphesiz hâlâ çözmemiz gereken sıkıntılarımız, azaltmamız gereken yüklerimiz, aşmamız gereken handikaplarımız var. Ama hamdolsun, potansiyelimiz ve imkânlarımız hepsinin de üstesinden gelmeye yeterlidir.

Ülkemiz 2023 seçimlerine işte böyle bir fotoğrafla gitmektedir. Artık gençlerimizin, çocuklarımızın çağının misafirleri olduğumuzun bilinciyle ülkemize 20 yıldır verdiğimiz hizmetleri Türkiye Yüzyılı’nın inşasıyla taçlandırmak istiyoruz. Maziden atiye kurduğumuz köprünün kilit taşı olarak gördüğümüz bu atılımı da tamamladığımızda tarihe ve milletimize karşı sorumluluğumuzu hakkıyla yerine getirmiş olmanın huzuruna kavuşacağız. İşte bu anlayışla Türkiye yüzyılını herhangi bir siyasi program değil ülkemizin millî vizyonu olarak sizlerin takdirine sunuyoruz.

Son Kabine Toplantımızdan bugüne yine eserlerimiz ve hizmetlerimizle sizlerin huzurundaydık. Esnaf ve sanatkârlarımızla 10 Ocak’ta coşkulu bir buluşma gerçekleştirdik. Burada hem Ahilerimizle hasret giderdik, muhabbet ettik, hem de esnaf ve sanatkârlarımıza yönelik müjdelerimizi paylaştık.

Ertesi gün Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı’nda dost ve kardeş ülkelerin kamu denetçileriyle insan haklarının geleceği üzerine değerlendirmelerde bulunduk.

Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulumuzun düzenlediği toplantıda bilim insanlarımız ve araştırmacılarımızla ülkemizin bu alandaki geleceği üzerine kapsamlı bir ufuk turu yaptık.

İstanbul’un en büyük kütüphanesini Rami Kışlası’nda açarak özellikle gençlerimize yeni bir kitap, kültür, sanat vahası kazandırdık.

Muğla’ya ve Fethiye’ye 14 Ocak Cumartesi günü yaptığımız ziyaret toplu açılış törenimizle, sivil toplum kuruluşlarıyla buluşmamızla, gençlerimizle kucaklaşmamızla her bakımdan dolu-dolu geçti. Buradan bizleri samimiyetle bağırlarına basan tüm Muğlalı vatandaşlarımıza, Fethiyeli kardeşlerimize şükranlarımı ifade ediyorum.

Geçtiğimiz Pazartesi günü yakın tarihimizin abide mücadele insanlarından merhum Şule Yüksel Şenler Hanımefendi adına kurulan vakfın hizmet binasını Eyüp Sultan’da hizmete açtık.

Aynı gün, Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’le gündemimizdeki meseleleri değerlendirdiğimiz bir telefon görüşmesi de yaptık.

Salı günü Finlandiya Parlamento Başkanı ve İran Dışişleri Bakanını kabul ettik.

Çarşamba günü Meclis’teki Grup konuşmamızda savunma sanayimize yönelik saldırılar başta olmak üzere ülke gündemine ilişkin kanaatlerimizi kamuoyuyla paylaştık.

Perşembe günü Amasya Badal Tüneli ve bağlantı yollarının açılış törenine canlı bağlantıyla katıldık.

Cuma günü Esenyurt’ta bünyesinde beş ayrı Anadolu lisesi, fen lisesi, imam hatip lisesi, mesleki teknik Anadolu lisesi, anasınıfı, bilim-sanat merkezi, kız ve erkek yurtları, spor ve konferans salonu, laboratuvarı bulunan ülkemizin en büyük eğitim külliyesini, kampüsünü temelini attık.

Aynı günün akşamı da Roman kardeşlerimizle “Yüzyılın Romanını Birlikte Yazıyoruz” diyerek gerçekten çok coşkulu, çok renkli, çok hasbi bir buluşma gerçekleştirdik. Bayağı coşkuluydu, heyecan doluydu. Romanlarla yüzyılın romanını yazmak öyle herkesin kârı değil. Çocukluk yıllarımdan beri yakın dostluğumun bulunduğu Roman kardeşlerime, bizi her zamanki gibi samimiyetle bağırlarına bastıkları için teşekkür ediyorum.

Yine Cuma günü Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski’yle bir telefon görüşmesi yaptık.

Cumartesi günü Bursa’daydık. Toplu açılış töreni, gençlik programı ve Ekonomiye Değer Katanlar Ödülleri ile Bursa’da her bakımdan verimli bir gün geçirdik. Bizleri muhabbetle, coşkuyla ağırlayan Bursalı kardeşlerime teşekkür ediyorum. Emniyetten resmî rakamı istedim ve katılanların sayısının 120 bini bulduğunu Emniyet Teşkilatı bizlere söyledi. Tabii ardından gençlerle çok çok heyecan dolu, coşku dolu bir akşam geçirdik.

Dün de, İstanbul’da şehrin ulaşım sistemine çok büyük katkı sağlayacak, özellikle şehir merkeziyle havalimanı, yani Kâğıthane’den havalimanına, İGA’ya ulaşımı fevkalade kolay, hızlı ve konforlu hâle getirecek bir projenin açılış törenine katıldık. Paris’te bile yok ha. Paris’teki metronun çatısı akıyor. Paris’e gitmeyenler tabii neyin nerede ne olduğundan haberleri yok. Bizim metromuzun durumu her şeyiyle dört dörtlük. Ya diyor, bunun kaptanı yok mu; bunu soruyor. Bilmiyor ki biz şu ana kadar 10 tane bu şekilde kaptansız metro yaptık, haberleri yok. Bizim fiilimizin ulaştığı yere bunların hayalleri bile ulaşamaz. Malum biz Boğazın altından metroyu geçirdiğimiz zaman kimin aklı eriyordu bu işe ya, Boğazın altından metro geçecek; bunu biz başardık. Aynı şekilde Avrasya Tünelini yine Boğazın altından geçirdiğimizde ‘olmaz ya’ diyorlardı, oldu.

Hepsini koyun bir tarafa, ya sizin geçmişinizden bu yana kaç tane yaptınız? Biz, elhamdülillah, Yavuz Sultan Selim Köprümüzü yaptık, Osman Gazi Köprümüzü yaptık, bütün bunlarla beraber, şimdi tabi o işin finali, yani 18 Mart Çanakkale Köprüsü bir finaldir ve dünyada ilk üç içerisinde yer alan bir köprü. Düşünün ki, artık bu köprüyle biz Çanakkale’de, yani Gelibolu-Eceabat arasında bazen 24 saat beklemek zorunda kalırdır. Deniz yapar geçemezsin, bekle bekle geçemezsin, ama şimdi 6 dakikada köprüden ne yapıyorsun, karşıdan karşıya geçiyorsun. İşte medeni olmak budur, modern olmak budur. AK Parti iktidarı, Cumhur İttifakı bunları başardı ya, bunu göreceksin. Belki onlar bu köprülerden geçmiyordur ha, o da olabilir, biz yaptığımız için geçmeyebilir de.

Düşünün Şanlıurfa-Adıyaman; Şanlıurfa-Adıyaman arasında Nissibi Köprüsü var Bay Kemal, biliyor musun? Oradan da bir geçiver. Mimarisi bambaşka, öyle bir güzellikte, ama bunları AK Parti iktidarı yapmıştır.

Ve şimdi tabi dünkü olay bambaşka bir olaydı. Niye? Kâğıthane-Göktürk-İstanbul Havalimanı metro hattı 34 kilometre uzunluğa sahip, her bakımdan yerli ve millî, böyle bir teknoloji ürünü, İstanbul’umuza yakışan bir eser. Hepsinden tabi öte, bu eserimizle artık otobüstü, şuydu-buydu beklemeye gerek yok, Kâğıthane’den İGA’ya, İstanbul Havalimanına 24 dakikada ne yapıyorsunuz, ulaşıyorsunuz; böyle bir güzelliğe de İstanbul’umuz kavuştu.

Bu metro hattının İstanbul’a ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Ulaştırma Bakanlığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyorum.

Yarın Kültür Bakanlığımızın ödül törenine katılacak, Çarşamba günü Millî Güvenlik Kurulumuzun toplantısına başkanlık edecek, Cuma günü Bilecik’teyiz, Cumartesi günü de inşallah Denizli’ye gideceğiz. Tabi bu arada pek çok yurt içi ve yurt dışı gündemle ilgili toplantılarımız, görüşmelerimiz, temaslarımız olacak.

Bu çerçevede yakından takip ettiğimiz hususlardan biri, buraya hassasiyetle girmem lazım, tabi bütün bu toplantılarımızın en önemli yanı gençlerimizle yaptığımız görüşmeler ve hanım kardeşlerimizle yaptığımız görüşmeler.

İSVEÇ’TEKİ ÇİRKİN SALDIRI

Ama şu anda üzerinde hassasiyetle durmam gereken konu, İsveç’in NATO üyeliği başvurusuyla başlayan ve bir esfel-i sâfilînin mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim Mushafını yakmasına kadar varan hadiselerdir. İslam dini Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam’ın vasıtasıyla ilk müjdelendiği günden beri Ebu Cehil’in sembolü olduğu pek çok husumetin, saldırının, alçaklığın hedefi olmuştur. Buna karşılık Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’i kendisinin indirdiğini ve kendisinin koruyacağını kitabında açıkça hüküm altına almıştır.  Müslümanlar olarak bize düşen görev, Rabbimizin koruması altındaki bu kutsal kitabımıza layık olduğu hürmeti göstermek, onun emirlerine uygun bir hayat sürmeye gayret etmektir. Her şey gibi İslam’la müşerref olarak Kur’an-ı Kerim’in aydınlığına kavuşmak da bir nasip işidir.

Öte yandan, modern demokrasilerde insan hak ve özgürlüklerinin çok basit bir tanımı vardır. Demokrasinin bel kemiğini teşkil eden bireyin hak ve özgürlüklerinin sınırı, diğer insanların hak ve özgürlüklerinin başladığı yere kadardır. Bu anlayışa göre, hiçbir birey ne Müslümanların, ne de diğer din ve inanç mensuplarının kutsallarını aşağılama veya taciz etme hakkına, hele hele bu yönde eylemde bulunma özgürlüğüne sahip değildir. Nefret ve ayrımcılık suçu olarak ağır yaptırımlara tabi bu ilke, bizce de yerinde bir yaklaşımdır. Dolayısıyla İsveç’teki çirkin eylem en başta Müslümanlar olmak üzere insanların temel hak ve özgürlüklerine saygı duyan herkese yapılmış bir hakarettir. Kur’an-ı Kerim’e yönelik bu alçak saldırının Türkiye Büyükelçiliği önünde gerçekleşmesi ise konuyu bizim açımızdan hem dini, hem millî bir mesele hâline dönüştürüyor.

Haçlı seferlerinden biri Avrupa’da İslam ile Türk kavramının eş tutulduğunu biliyor, bundan da milletçe iftihar ediyoruz. Üstelik bu zihniyet uzunca bir süredir eli kanlı terör örgütlerine kucak açmayı da demokrasi kılıfıyla meşrulaştırmaya çalışıyor.

Milyarlarca Müslümanın inancıyla birlikte 85 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının manevi şahsiyetine de saldıran bu zihniyetin son eylemi, asırlardır bir arpa boyu yol alınamadığının işaretidir.

“BİRİLERİ BİZE ALÇAKLIK YAPTIĞI ZAMAN ONLARA HADDİNİ BİLDİRİRİZ”

Rabbimizin koruması altındaki Kur’an-ı Kerim bir Haçlı artığının onun nüshasını yakmasıyla asla zarar görmez. Ama bu sapkınlığı teşvik edenler veya göz yumanlar, hiç şüphesiz sonuçlarını da hesap etmişlerdir. Kalkacaksın senin güvenlik güçlerin, polisin vesaire onların koruması altında bu ihaneti, bu edepsizliği, bu alçaklığı, bu adiliği, bu namussuzluğu yapacak, onların korumasıyla da orada bak işte biz Müslümanlara ne yaptık diyecekler. Ülkemizin Büyükelçiliği önünde böyle bir kepazeliğin yaşanmasına sebebiyet verenlerin NATO’ya üyelik başvuruları konusunda artık bizden herhangi bir hayırhahlık beklemeyecekleri açıktır. Kusura bakmasınlar, başta söyledik, terör örgütlerine caddelerinizde, sokaklarınızda, her yerde cirit attıracaksınız, ondan sonra da bizden NATO’ya girme konusunda destek bekleyeceksiniz; yok böyle bir şey, böyle bir desteği bizden beklemeyin. Madem terör örgütleri mensuplarını ve İslam düşmanlarını bu kadar seviyorsunuz, savunuyorsunuz, koruyorsunuz, öyleyse kendilerine ülkelerinin savunmalarını da onlara havale etmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz.

Biz bir şeyi söylediğimiz zaman dürüst söyleriz. Birileri de bize namussuzluk yaptığı zaman, alçaklık yaptığı zaman, onlara da haddini bildiririz. İsveç yönetimi bizlere kalkıp hak ve özgürlükten hiç bahsetmesine gerek yok. Eğer hak ve özgürlüklere bu kadar saygılıysanız, önce Türkiye Cumhuriyeti’nin veyahut Müslümanların dini inancına saygı göstereceksiniz. Eğer bu saygıyı göstermiyorsanız, kusura bakmayın, bizden de NATO konusunda herhangi bir destek göremeyeceksiniz.

“ENFLASYONU YÜZDE 64’E DÜŞÜRDÜK”

Ülkemizin 2023 yılına girdiği şu dönemde önceliklerimizin en başında tüm unsurlarıyla ekonomimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlama gayretlerimiz vardır. Geçtiğimiz yılı, şehirlerimizin tamamına ve sektörün tümüne yayılan yatırımlarıyla, iş gücüne katılımdaki fevkalade artışa rağmen 31,6 milyonu bulan istihdamıyla, yılın ilk üççeyreğinde yakaladığımız yüzde 6,2 oranındaki büyümeyle, tarihi bir rekor olan 254,2 milyar dolara ulaşan ihracatıyla, orta vadeli programda yüzde 3,4 olarak öngörülen bütçe açığının millî gelire oranının yüzde 1’e kadar gerilemesiyle, yıllar sonra tekrar fazla veren faiz dışı bütçe gerçekleşmesiyle, velhasıl hemen tüm başlıklardaki başarı hikâyeleriyle tamamladık. En büyük sıkıntımız olan enflasyonu yüzde 64’e düşürdük. İnşallah enflasyonun önümüzdeki ayla hızla yüzde 50’li, yüzde 40’lı, yüzde 30’lu oranlara indiğini de göreceğiz.

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, dünyanın ciddi sıkıntılarla boğuştuğu bir dönemde Türk ekonomisinin dengeli ve başarılı bir seyir izlemesi çok önemlidir. Her en kadar ülkemizde kendi devletini, kendi halkını, kendi hükûmetini kötülemeyi varlık sebebi hâline getirmiş bir kesim aksi yönde kampanya yürütse de, 2023’ten ümitvar olmak için sebebimiz çoktur, çünkü iyi bir hazırlık yaptık, iyi bir altyapı kurduk.

Mesela geçtiğimiz yıl yaşanan fevkalade gelişmelerin ülkemiz üzerindeki olumsuz etkilerini bertaraf etmek için milletimizin her bir kesimine ayrı destek programları hazırlayıp uyguladık. Sadece yaptığımız düzenlemelerle vazgeçtiğimiz 290 milyar liranın üzerindedir. Bir başka ifadeyle, bu yöntemle 290 milyar liralık bir kaynağı evinde kullandığı elektrikten marketinde yaptığı alışverişine kadar günlük hayatının pek çok safhasında vatandaşımızın cebinde bıraktık.

“HANELERDE KULLANILAN DOĞAL GAZIN YÜZDE 80’İNİ, ELEKTRİĞİN YÜZDE 60’INI SÜBVANSE ETTİK”

Hanelerde kullanılan doğal gazın yüzde 80’ini, elektriğin yüzde 60’ını sübvanse ederek dünyayı kasıp kavuran enerji krizinin insanımıza etkisini en aza indirmeyi başardık. Bugün evinde kullandığı doğal gaza bin lira fatura ödeyen bir vatandaşımız, devletinin de Hazinesinden de üste 4 bin lira daha vererek asıl maliyeti karşıladığını biliyor.

Temmuz ayında başlattığımız aile destek programının bütçesini 15 milyar liradan 40 milyar liraya çıkartıp kapsamını da genişleterek insanlarımızı zor günlerinde yalnız bırakmadık.

Bu ay itibarıyla sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımızın aylık barınma yardımı bütçesini de artırarak 2 milyar 250 milyon liraya çıkardık.

Ocak ayında yeniden düzenlediğimiz hâliyle yaşlı aylığını 1537 liradan yaklaşık 2000 liraya, yüzde 40-60 engelli aylığını 1223 liradan yaklaşık 1600 lira, yüzde 70 üzeri engelli aylığını 1840 liradan yaklaşık 2400 liraya yükselttik.

Sadece bu ay 3,5 milyon haneye 740 milyon lira elektrik tüketim desteği ödemesi yaptık.

İhtiyaç sahibi 8 milyon 897 bin kişinin sağlık sigortası için 3,2 milyar lira ödemede bulunduk.

Ücretli çalışanlarımıza işverenlerin yapacağı gıda ve yakacak yardımlarını Gelir Vergisinden istisna tuttuk.

Kamu görevlilerimize mutat maaş zamları yanında ek göstergeyle ve gelir vergisi tarife dilimleri güncellemesiyle memur ve emeklilerimize de refah payı artışıyla ilave imkân sağladık.

Asgari ücreti enflasyon öngörüsünün çok üzerinde bir artışla 8 bin 507 liraya, en düşük emekli aylığını 5500 liraya çıkardık.

Bunu yaparken asgari ücret desteğini de 100 liradan 400 liraya çıkartarak işverenlerimizin üzerindeki yükü azalttık.

Aynı şekilde Gelir ve Damga Vergisi kesintisini tüm maaşların asgari ücret kadarki kısmından kaldırdık.

Temel ihtiyaç ürünleri başta olmak üzere pek çok üründe KDV indirimine gittik.

Sözleşmeli kamu görevlilerini kadroya geçirdik.

Uzun yıllardır tartışma konusu olan emeklilikteki yaş sınırını çözecek düzenlemeyi hazırladık, Meclis sürecini takip ediyoruz.

Kendi alanında Cumhuriyet tarihimizin en büyük kampanyasını 500 bin konut, 1 milyon altyapılı arsa ve 50 bin iş yeriyle başlattık.

Tabi bunları yaparken üretimin ve istihdamın kaynağı olan reel sektörü ihmal etmedik. İş dünyamızın tüm kesimleriyle finansmana erişimini en uygun şartlarla sağlayacak paketleri devreye aldık.

Kullanılan kredilerin üretken alanlara yönlendirilmesini sağlayacak mekanizmalar kurduk. Amacımız, ülkemizin sınırlı kaynaklarından ayırdığımız finansmanın döviz gibi, tüketim gibi gereksiz yerlere değil, sürdürülebilir ve dengeli büyümeye gitmesini sağlamaktır. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın 200 milyar liralık kefaleti karşılığında reel sektöre kullandırılacak 250 milyar liralık kredi paketinde bu kritere özellikle önem veriyoruz.

Hâlihazırda 14 farklı alanda faaliyet gösteren firmalarımızı selektif kredi politikamızla destekliyoruz.

Şimdi sizlerle Hazine ve Maliye Bakanlığımızca hayata geçirilecek yeni müjdelerimizi paylaşmak istiyorum.

Vergi daireleri, gümrük müdürlükleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, belediyeler, il özel idareleri, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları gibi kurumlarımızın kamu alacaklarını yeniden yapılandıran bir kanun teklifi hazırlıyoruz. Bu teklifle vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin vergi ve prim yükümlülükleri başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarımıza olan borçlarının cezalarını kaldırıyoruz.

Yapacağımız düzenlemeyle tüm bu borçları belirli bir oranla güncelleme ve taksitle ödeme imkânı getiriyoruz.

Davalı vergi ve prim dosyaları da bu kapsamda olacağı için, taraflara ihtilafları sonlandırma fırsatı veriyoruz.

Teklifle matrah artırımını ve işletme kayıtlarının düzeltilmesini de sağlıyoruz.

Bilindiği gibi yükseköğrenim kredi borçlarının endekse bağlı olarak artışına son vermiştik. Artık gençlerimiz ne kadar kredi aldılarsa sadece o rakamı geri ödüyor. Geçmişte endeksle oluşmuş borçları da silmiştik. Bu düzenlemeyle endeks dışındaki borcun da yeniden yapılandırılarak taksitle ödenmesini mümkün hâle getiriyoruz.

Kapsamlı bir uygulama yapılandırma teklifimizin tüm hak sahiplerine hayırlı olmasını diliyorum.

“31 ARALIK 2022 TARİHİNDEN ÖNCEYE AİT 2 BİN LİRAYI AŞMAYAN BORÇLARIN CEZALARININ TAHSİLİNDEN VAZGEÇİYORUZ”

Bir müjde de icralık borcu olan vatandaşlarımıza vermek istiyorum. Malum olduğu üzere, 2 bin lirayı aşmayan icralık borçları tasfiye edecek ve takiplerini sonlandıracak bir düzenlemeyi zaten yapmıştık. Şimdi de aynı uygulamayı vergi dairelerimizi vergi, ceza, faiz gibi tüm başlıklarda 2 bin lirayı aşmayan borcu olan vatandaşlarımız için hayata geçiriyoruz. Bir defaya mahsus olmak üzere vergi dairelerine olan ve 31 Aralık 2022 tarihinden önceye ait 2 bin lirayı aşmayan borçların cezalarının tahsilinden vazgeçiyoruz. Detaylarını Hazine ve Maliye Bakanlığımızın açıklayacağı bu uygulamanın, vergi dairesine olan borcundan dolayı takibe maruz kalmayacak vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

“DEVLETİN GELİRLERİ ARTTIKÇA, ORTAYA ÇIKAN İMKÂNI 85 MİLYONUN TAMAMININ REFAHI İÇİN KULLANMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Yaptığımız düzenlemelerin temel amacı; devletle vatandaşının küçük meblağlı meseleler için karşı karşıya gelmesinin önüne geçmektir. Türkiye’nin kaynakları, milletin zenginliği, devletin gelirleri arttıkça, ortaya çıkan imkânı 85 milyonun tamamının huzuru ve refahı için kullanmaya devam edeceğiz.

Sözlerime son vermeden önce, trafik ceza puanlarıyla ilgili bir müjdeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bilindiği gibi ülkemizin kara yolu altyapısını yaptığımız bölünmüş yollar, otoyollar, köprüler ve tünellerle hızlı, konforlu, güvenli yolculuğa uygun hâle getirdik. Bu sayede bilhassa ölümlü trafik kazalarında sadece son 5 yılda neredeyse yarı yarıya azalma sağladık. Salgın döneminde artan ihracatımız ve iç piyasadaki canlılık sebebiyle kara yollarındaki ticari seferlerde daha büyük bir hareketlilik yaşandı. Bireysel ve ticari kara yolu kullanımındaki artış, aldığımız tüm tedbirlere rağmen kural ihlalleri sebebiyle sürücülerimizin ceza puanlarında ciddi yükselmelere sebebiyet verdi. Her konuda olduğu gibi bu hususta da vatandaşlarımızın gönüllerini rahatlatmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz. Yapacağımız düzenlemeyle sürücülerimizin alkol, uyuşturucu, ölümlü ve yaralanmalı kaza, drift ve aday sürücülük hâlleri dışındaki ihlallerden kaynaklanan ceza puanlarını siliyoruz. Yaklaşık 2,5 milyon sürücümüzün ceza puanının silinmesini ve bu sebeple geri alınan 10 bine yakın ehliyetin iadesini sağlayacak düzenlemenin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”