Kaya: “Türkiye ekonomisi ve istihdamının temel dinamiklerinden olan inşaat sektörü 2018 yılında başlayıp pandemi süreci ile birlikte hızla artan bir kriz ile karşılaşmıştır. Bu sürecin sorunsuz atlatılması için devreye sokulan kredi destek paketleri, düşen faiz oranları ve konut satışlarındaki artışla 2020 yılını bir büyüme ile kapatmıştır. Ancak, son zamanlarda inşaat malzemeleri fiyatlarında kur artışı ile izah edilemeyecek spekülatif artışlar yaşanmaya başlamıştır. Sektörün en önemli malzemelerinden bazılarının fiyatı son 18 ayda yüzde 250 artarken, son bir ayda ise %100’ün üzerinde gerçekleşmiştir. Oysa demir, çimento, cam ve alçı gibi bazı malzemeler ülkemizin yerli ve milli ürünleri olup, ithal hammadde girdisi minimum düzeydedir” ifadelerini kullandı.

'Milyonlarca insan etkileniyor'

İnşaat sektöründeki olumsuzlukların yüzlerce sektörü ve milyonlarca insanı da etkilediğini vurgulayan diyen Kaya, bedeli ödenen malzemelerin ödenmediğine dikkat çekti. Kaya açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Malzeme bedeli peşin ödenmiş malzemelerin teslimatı yapılmamakta, cam ise piyasada bulunmamaktadır. Fiyat artışından kaynaklı olarak üretici, tedarikçi ve yüklenici arasındaki sözleşmeler tek taraflı fesih edilmektedir. Bu da maliyetleri daha çok artırmakta, çeklerin karşılıksız çıkmasına, işin süresinde tesliminde aksamalara neden olmaktadır. Emek yoğun yapısı ile önemli bir istihdam sağlayan inşaat sektörü, ülkemizin de en önemli büyüme araçlarından biri olarak, doğrudan ve dolaylı olarak etkileşimde olduğu 200’den fazla sektörü canlı tutan bir sektördür. Dolayısıyla bu sektörde yaşanan olumlu ve olumsuzluklar domino etkisi yaratmakta, yüzlerce sektörü ve milyonlarca insanı da etkilemektedir."

'Yapılan işlerin kalitesi düşüyor'

İnşaat sektöründeki olumsuzlukların hukuki süreçlerin başlamasına neden olacağını ifade eden Kaya, konut satışlarının da azaldığı söyledi. Kaya konuşmasının devamında şunları kaydetti:

“Ülkemizin alt ve üst yapılarının yanı sıra, özellikle konut sektörünü durma noktasına getiren fiyat artışlarının durdurulamaması halinde sosyal anlaşmazlıklar yaşanmaya başlayacaktır. Yap-Sat yöntemiyle faaliyet gösteren konut sektöründe yapımı devam eden veya bitme aşamasına gelmiş konutların 3 ay önceki fiyatla bile satışının yapılması mümkün olamamaktadır. Bu da alıcı ve satıcı arasında anlaşmazlıklara ve kaçınılmaz olarak yıllarca sürebilecek hukuki süreçlerin başlamasına neden olacaktır. Kamu ihalelerinin üstlenici firmaları fiyat farkı ve fesih hakkı talep etmektedirler. Aynı durum TOKİ ve diğer inşaat işlerinde de karşımıza çıkacak, fiyat artışı ile baş edemeyen üstlenici firmalar iflas edecek, yüzlerce proje yarım kalacaktır. Bu da başta konut açığı olmak üzere, ulaşım, iletişim ve daha birçok alt ve üst yapı ihtiyaçlarının aksamasına neden olabilecektir. Öte yandan kurdaki artış nedeniyle nitelikli işgücü yurtdışına yönelmekte, bu da inşaat sektöründe nitelikli işgücü açığına, yapılan işlerin kalitesinde düşüşlere neden olmaktadır.”

“Önlemler alınsın”

İnşaat sektöründeki sorunların giderilmesi için gerekli yasal mevzuatların hayata geçirilmesinin ekonomik kalkınma açısından büyük önem arz ettiğini belirten Kaya, şu taleplerde bulundu:

- Demir, çimento, alçı ve hazır beton gibi ana kalemlerdeki spekülatif fiyat artışlarına karşı gerekli önlemlerin alınması,

- TOKİ, YİKOB ve diğer kamu kurumlarının inşaat işlerini yapmakta olan üstlenici firmalara malzeme fiyatlarındaki artış oranı kadar fiyat farkının ödenmesi,

- Kamu ihalelerinin üstlenici firmalarına cezai müeyyide uygulanmadan tasfiye kararı, fiyat farkı ve/veya devir hakkı tanınması,

- Üretici firmaların stokçuluk yapmaları önlenerek, tedarikçi ve nihai tüketici durumundaki firmaların malzeme taleplerinin hemen karşılanması için ilgili kurumlar gerekli tedbirlerin alması,

- İvedi bir kararnameyle yaşanan anlaşmazlıkların önüne geçecek tedbirlerin alınması, fiyat farkından kaynaklı olarak taahhüdünü yerine getiremeyen firmaların cezai müeyyidelerle karşılaşmalarının önlenmesi..”