baskentpostasi @ gmail.com

 Coğrafya kaderdir

Bulunduğumuz coğrafya bize inanılmaz lütuflar sunuyor.

Doğa, güneş, deniz, sayısız ürün, tarım, farklı iklimler, muhteşem doğal güzellikler, kanyonlar, nehirler, koylar, adalar ve bolca nehir ve bolca su...

Bağrında yeşerttiği, beslediği farklı kültürel zenginlikler ise gerçekten birilerini kıskandıracak olağanüstü bir zenginliğe sahip.

Tanıdıkça seviyorsun, tanıdıkça bağlanıyorsun, tanıdıkça aşık oluyorsun, dağına, taşına, kuşunu, böceğine, denizine, güneşine.

Ama sayısız medeniyetlerin beşiği olmuş bu güzelim çoğrafya bir o kadar da riskler barındırıyor.

Kaderimiz olan bu çoğrafya;

Dünyanın en tehlikeli ve en riskli fay hatlarını bağrında taşımakta.Gezegenin, sel, çığ, heyelan üreten, en dik dağlarına ve yamaçlarına sahip,

Kuzey ve güneyin farklı ısı hareketlerinin kesiştiği, hava hareketinin rüzgara, fırtınaya dev dalgalara, şiddetli yağmurlara dönüşür bu coğrafyada..

Yetmedi 

Göç yolları üzerinde olması sebebi ile göçlerden de olumsuz etkilenen bir çoğrafya.

3 kıta hareketlerinin göbeğinde Anadolu, mütemadiyen afet üretti ve üretmekte.Yaşadığımız afetler ilk değil son da olmayacak.Bazen kurak oluverir bu çoğrafya. Tüm avuçları ve başları göğe çevirtir ve yalvartır bir kaç damla su için., Bazen delinir gökyüzü bereketli damlalar bir felakete dönüşür ve bizi yine yalvartır bu kez rahmetin dinmesi için..

Bir şaman öğretisi der ki; doğada hiç bir şey kendisi için çalışmaz ve yaşamaz..Yağmur kendisi yağmaz güneş kendisi için parlamaz,dereler kendisi için akmaz,denizler ve karalar kendisi için bu kadar canlı ve bitki türlerini barındırmaz.. 

Hepsi ve her şey bizim için ,insan için ve tüm doğa canlıları için .

Akarsulara, barajlar ile gem vurup denize giden tatlı suların önünü keserken, deniz suyunun biraz ısınması yada tuz ve mineral dengesinin bozulmasına sebep olduğumuzda, o denizde yaşayan tüm canlıları ne hale düşer hiç düşündük mü ? Doğada Yaratıcıya yalvaran sadece insan mı ? Yatağına yattığınız için felaketimiz olan o su belkide tüm deniz canlıların kabul edilmiş duasıdır kimbilir ?

Bir Tanrı kelamı der ki, Şüphesiz ki, aklını ve vicdanını kullanan toplulukların üstüne bereket yağdırırım,aksi durumda üstünüze yağacak olan beladır.Akıldan ce vicdandan uzaklaşmanın faturası olabilir mi bu musibetler ?

Eski medeniyetlerin hangisi dere yatağına yerleşmiş,hangisi deniz kıyısında kumların ve balçık üzerine kurulmuş,hangisi su yatağında yuva yapmış ? Yamaçlara, kayalıklara, yükseklere yerleşmiş olmalarından çıkaracağımz ders olmalı..

Doğa su yatağını işaret koyar.Buradan aşağı gelme,yerleşme,yapi yapma diye adeta konuşur bizimle.

Bu afetler doğanın gazabı asla değil. Oraya ev yapan biziz, izin veren yerel yönetimler, denetlemeyen merkezi yönetimler.Suçlu hepimiziz. Akıldan uzak bir yapılaşma ile felaketin mimari olarak ölümlerin sorumlusuyuz. Çocuklarımıza,geleceğimize ve doğaya karşı mahçup nesilleriz

Doğanı düzeni vardır şaşmaz,şaşan biziz şaşan insan. Şaşdıkça gazabına uğrarız doğanın.Biz şadıkça öfkelenir doğa ve kusar kinini üstümüze.

Ne güzel demiş ecdad

Dereye ev yapma 

Sel gelir alır

Tepeye ev kurma 

Yel gelir alır

Yaşlı isen genç alma 

El gelir alır..

AFETLER VE DEVLET

Devlet denilen mekanizma bu afetlere müdahale etmek için muazzam bir enerji ve kaynak harcamak zorunda.

Son yıllarda yaşanan felaketler ve felaketler sonrası müdahale ile muazzam bir tecrübe kazanmış olan devlet, son sel felaketlerinde de küçümsenemeyecek bir hız ve dinamizm ile müdahale etti. Buna herkes tanıklık etti ve etmekte.

Tüm kurumları seferber ederek, çöken alt yapıyı hızla onarmak, elektrik, su, barınma, yiyecek, içecek, sağlık hizmetleri, ilaç temini, yıkılan yolları ve köprüleri onarmak yada sıfırdan yapmak, çadırlar kurmak, konteyner kent kurmak, ölmüşleri defin etmek, psikolojik destek,can ve mal güvenliğini sağlamak da dahil, tüm alanlarda organize ve senkronize şekilde çalışan, tüm silahlı kuvvetlerden sivil toplum örgütlerine,,bir uçtan bir uca destek veren valiliklerden belediyelere ve halkın dahil ve destek olduğu bir çalışma ile geceli, gündüzlü,uykusuz,aç,yağmurda çamurda fedakarca görev yapan kahramanların çabalarına şahit olduk.

Kusur bulmak kolaydır ama böyle bir olağanüstü afet sonrası gösterilen çabayı görmemezlikten gelmek de afettir,ayıptır.

Afetler bizi müthiş deneyim sahibi yapmışi

Dilerim bundan sonra devlet, muazzam enerjisini ve tecrübesini afetleri önlemek için kullanır ve geçmişten günümüze gelen tüm hataları telafi eden önleyici tedbirleri hızla hayata geçirir.

Felâket sonrası müdahalede başarılı olmaktan daha güzel olan şey; alınacak tedbirler ile felaketleri önlemektir.Güzel ve doğru olan felaketlerin önüne geçebilmeyi başarmaktır.Sorun çözmek değil sorunun oluşmasını önlemek uygar ve çağdaş bir anlayışın gereği ve vazgeçilmezidir.Alel acele siyasi rant için yapılmış imar afları ve imar düzenlemeler ölümlere davetiyedir.

Bu ve benzer afetlerin önlenmesinde hepimize sorumluluk düşmektedir.

Her şeyi hükümete ve devlete ihale ederek aymazlık yapamayız.

Hükümetler gelir ve gider ama devlet denilen kurum süreklilik arz eder .Hükümet politikaları hepimizi memnun emeyebilir ve hükümet icraatlarına kızgın olabiliriz ama devlet hepimiz için devlettir ve hepimizin devletidir.

 Orhan Veli Yavuz