ramercbey @ gmail.com

Bugün yàni Mayıs Ayı’nın ikinci Pazar günü dünya “Anneler Günü” olarak yalnız Hristiyan dünyasında değil, maalesef İslâm ülkelerinde de gönüllü olarak ihyâ edilmekte...

Biz oldum olası bu mukallit işleri reddettik, kabullenmedik, mahzurlarını, millî kimliğe olan zararlarını anlattık durduk. Dinleyen kim? Senin lafin, senin ilmin irfanın kimin neyine, değişirler adamı elin çingenesine hesabı oldu hepsinin netâici...

O yüzden bunları geçiyorum bu yazıda. Siyasilerden sair popülizm yapma mecburiyeti kıskacındaki tüm kişi ve kurumların “Anneler Günü” kutlamaları belli ki toplumun şu hal-i pür melâli devam ettikçe sürüp gidecek!..

Sosyal medya platformlarında gezer, hepsini tek tek ibretle temaşa ederken (sörf yapmak diyorlar hani) futbol camiasının üç-dört irisinden biri olan Fenerbahçe’nin “Anneler Günü” mesajı dikkatimi çekti.

Hani hepimizin babası atası háşa M. Kemal (Atatürk) ya, anamızın da ulu önder paşanın anası Zübeyde hanım olması lazım zâhir

Malûmâlileri, piyasada Mustafa Kemal’in ileri yaşlarındaki bir portresinin müennes hali (uyduruk bir başörtüsü tülbent ile dişileştirilmiş şekli) bir Zübeyde Hanım resmi var.

O uydurma, aslı astarı olmayan siyahbeyaz resmi alıp Fenerbahçe lacivert zemini üzerine (yüzünü dahi aynı rengin tonlarında yapmışlar) koyup, altına da sarı renkte kutlama sözleri (Anneler gününüz kutlu olsun) ilâve etmişler...

Bizim bir İslâm ülkesi olarak (gerçi ucube bir halimiz var, lâik bir İslâm ülkesi, veya halkının çoğu Müslüman bir ülke demek belki daha doğru) bu tür şeyleri kutlamamızdaki garabeti de sollayan bir rezalet olmuş Fenerbahçe adına yapılan...

Analarımızı neden Zübeyde hanım temsil etsin ki? Zübeyde hanımın, diyelim ki ulu önder, en büyük kahraman olsun, M. Kemal paşayı doğurmaktan öte ne mánâsı var? Nene hatun veya Kara Fatma gibi bir kahramanlık mı yapmış?

Biz Müslümanlar Peygamberimizi (sallallahü aleyhi ve sellem) doğuran (adını Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i dışında pek duymadığımız) Amine validemizin bile bu tür şeylerde kullanılmasına karşı çıkarız. Hâkezâ Peygamberimizin (s.a.v) hanımları da hükmî valideliriimizdir ve onlar için de böyle bir abukluğu asla tahayyül etmeyiz.

Biz Müslümanlar validelerimizi popülist söylemler için harcamayız. Analarımız bir nevi kudsiyete sahiptir. Bizler “Cennet analarınızın ayakları altındadır” buyuran Fahr-i Kâinat Resûl-ü Ekrem Efendimizin böylesine yüce bir makamı işaret buyurduğu analarımızı hiçbir surette bozuk para misâli harcamayız, şöhretimize, menfaatimize álet etmeyiz.

Buradan Allah için uyarıyorum. Bırakın bu gâvur mukallidliğini. Adam olun adam...

Analarımızın bir günü değil her günü ihyâ edilmeli, yaşıyorlarsa mutlu edilmeli, vefat etmişlerse Fatiha’lar, Yásîn’ler okuyup, her fırsatta kabirlerini ziyaret suretiyle ruhları şâd edilmelidir.

Bir hadîs-i şerîf’lerinde de “onlar ne kadar ahmaktır ki, ana ve babaları hayatta iken (rıza ve duâlarını alarak) Cennet’i kazanamamışlardır” buyurur Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem).

Bu hadîs-i şerîf’e çok dikkat... Cenneti kazanmaktan bahsediliyor ve bunun için ana babasının rızasını kazanmak (neredeyse) yeterli gösteriliyor! Yàni hergün sizin için onları sevindirme günü olsun, her gün onları sevindirin ki Cennet’e girebilesiniz.

Geç bayım geç, “Anneler Günü” falan kesmez bizi. İşinize bakın. Bizde her gün annelerin günüdür. Anaların her günü bize rahmettir. 08.05.2022