ramercbey @ gmail.com

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıkladığı bu seneki fitre sadakasının asgari miktarı 40 lira imiş. Tabiî zenginler isterse bu miktarın fazlasını da verebilirler. Üst sınır yok. Yàni bir fakire sade karnını doyurmak için günlük 40 lira lazım.

Asgari ücretin 4250 TL olduğu herkesçe malûm. Bu, günlük 3,5 fitre sadakası demek. Asgari ücretliye (doymak için) bir fitre yetiyorsa, devlet fazladan 2,5 fitre daha veriyor demektir ki, harca harca bitmez.

Yàni asgari ücretin 40x30=1200 lira olması yeterliydi. Fakat böylesi bir hesabı ancak merhum Kaddafi Libya’sında yapabilirdiniz: Kira ödemiyor, ev eşyaları, ulaşım, okul, sağlık ve aklınıza gelebilecek tüm temel ihtiyaçlar devletten imiş.

Bugünkü Türkiye’de yalnızca ev kirasının asgarisi olmuş 3000 lira. Asgari ücretten düş, kalanı bir aylık fitre, yàni ay boyunca karnını doyurur, aç kalmazsın. Lâkin bırak ayakkabıyı bir çorap bile almayacaksın. Ulaşım, ısınma, okul ve sair harcamaları da olmayacak... Yàni bir hayvan gibi yalnızca yiyip içip yatacaksın. Yok yok, ona bile yetmez o para.

Klasik bir cümle: Mübarek Ramazan’ı idrâk ediyoruz. Pekâlâ sahiden de öyle mi? Orasını kurcalayan, soran yok. O hâlde bir de manevî cepheye bakalım. Yàni maddiyat dışındaki şeylere...

Müslüman olmak, hidayet iklimine girmek için Kelime-i Tayyibe-i Münciye-i Mübareke’yi söyleyip, kalben de iman etmek yeterli. Fakat iman kalbimize, hançeremizi geçerek inebiliyor, bizi mü’min kılabiliyorsa işte asıl o zaman kâmil müslümanlarız demektir.

Kâmil Müslüman fakir fukaraya, garib gurabaya, öksüze, yetime duyarsız olabilir mi? Bir keresinde şöyle bir sual tevcih edilmişti bana:

– Madem ki Allah her kulunun rızkına kefil, o hâlde biz niye yardım edelim?

Cüppeli Ahmet gibi hocaefendi değilim ama yine de yeri geliyor soruyorlar. Ben de min gayr’i haddin bir cevap vermiştim. Üstelik sonuç da almıştım:

– Madem ki Allah sana bolca rızık vermiş, bir kısmını da olmayanlara dağıtmanı istemiştir. Bunun hikmetleri saymakla bitmez ama bir tanesini söyleyim: Yardımlarla için sevinir, merhametin pekişir, ezik ve eksik bir Müslüman değil, muhterem olursun, insâniyet merteben yükselir.

Hem Allah sana, “falancanın rızkına kefil ol” demiyor ki, yalnızca lükse yönelmek yerine fıtratının sadakasını ver, duâ al murad ediyor. Garibanın duâsı ile Allah arasında perde yoktur. O duâyı aldığında bir de bakarsın, verdiğinin misliye gani rızkın var. Derdin kaybolmuş, huzurun var...

Sağlık da rızktır servettir, yemek içmek gibi büyük kıymeti var. Üstelik bazı illetler adama bir lokma yemek yedirmez. Bir dişten mahrumiyet, bil ki (bugünün parasıyla) yüzbin lira versen aynısını yerine koyduramazsın. Diş implantı tedavisi, tabiîye en yakın eksik diş tedavisi demektir. Onunla sakız bile çiğneyemezsin, yapışır...

Sağlık deyince aklına yalnız diş, böbrek, mide rahatsızlıkları da gelmesin. Öyle marazî haller var ki, yazmaya kalksam şu mübarek günde üzüntüden bayılır kalırsın. En iyisi konu komşudan duyduklarına, olup bitenlere, ajans haberlerine bakarak kendin tefekkür eyle.

Evine bak: Eşine, evlâtlarına... hepsinin akıl, ruh ve beden sağlığı yerindeyse bir dünya zengini milyarder de sensin. Fabrikaların, devasa sanayi tesislerin olmayabilir ama sen de müthiş zenginsin. O hâlde o suali hiç işitmemiş olayım ne dersin?

– Eyvallah, haklısın... 04.04.2022