baskentpostasi @ gmail.com

Değerli okurlarım; 19 Mayıs 1919 tarihi; Anadolu Kurtuluş hareketinin başlamasında ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasında önemli kilometre taşlarından birini teşkil etmektedir. Mustafa Kemal’in, Türk Gençliğine armağan ettiği bu gün, 1937’den buyana Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmakta idi.

            İsterseniz, tarihimizin tozlu sayfaları arasına girerek, M.Kemal’in Samsun’a çıkış öyküsünü birlikte araştıralım;

            1919 yılının ilk aylarında Samsun’daki İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığından, İstanbul’daki karargâha bir telgraf gönderilir. Telgrafta; Türklerin, bölgede Pontus devletini diriltme sevdasına kapılan Rumlara karşı direnmek için harekete geçebilecekleri, bu durumda oluk oluk kan akacağı, Rum köylerinin korunması için acil tedbir alınması gerektiği anlatılır. İstanbul’daki işgal kuvvetleri temsilcilerinden oluşan Yüksek Mütareke Komisyonu bu mesajı sadrazam Damat Ferit Paşaya iletir ve “önlem almazsanız, biz gereğini yapacağız.” Ültimatomunu verirler.

            Ferit Paşa, panik içinde Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Mehmet Ali Bey’i çağırır ve vaziyeti anlatır. Mehmet Ali Bey, tek çarenin bölgeye genç, sevilen ve otoriter bir komutan göndermek olduğunu söyler. Dahiliye Nazırı üç gün önce tanıştığı M.Kemal’i tarif eder. M.Ali Bey, Damat Ferit Paşa, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve son olarak Sultan Vahdettin’in de içinde bulunduğu uzun pazarlıklar sonucu, M.Kemal 30 Nisan 1919’da Dokuzuncu Ordu Müfettişliğine atanır. Bölgede iç huzuru sağlamak görevi ile 16 Mayıs’ta 18 arkadaşı ile birlikte Bandırma Vapuru’na binerek İstanbul’dan hareket ederler, 19 Mayıs 1919’da da Samsun’a ayak basarlar.

            M.Kemal’in Samsun’a çıkmasından birkaç gün sonra Harbiye Nezareti’nden “ İstanbul’a dön” çağrıları gelmeye başlar. Erzurum’a geldiğinde ya İstanbul’a dönmesi ya da görevinden istifa etmesi istenir. Bu işin sonunun azil olacağı düşünülerek Kazım Karabekir, Rauf Bey ve Refet Bele M.Kemal’e, hem görevinden hem de ordudan istifa etmesinin uygun olacağını söylerler. M.Kemal istemeyerek de olsa arkadaşlarının telkinine uyarak, hem görevinden hem de ordudan  istifa ettiğini Padişah’a ve Harbiye Nezaretine bildirir. M.Kemal’den boşalan göreve Kazım Karabekir atanır. Kazım Paşa, M.Kemal’in bu en zor anında yanına giderek;

            “Emrinizdeyim Paşam. Ben, subaylarım, erlerim,   kolordum hepimiz emrinizdeyiz.” der. M.Kemal çok duygulanır ve Karabekir Paşayı kucaklayarak iki yanağından öper. Anadolu kurtuluş hareketi birlikte başlatılır.

            Değerli okurlarım, M.Kemal’in Samsun’a çıkışı ile ilgili farklı görüşlerin var olduğu bilinmektedir.   

            Bunlardan biri; okullarda okutulan tarih kitaplarında anlatılan, her yıl Gençlik ve Spor Bayramı’nda dile getirilen resmi görüştür. Bu görüş, genel olarak bilinmektedir.

            Diğer görüşün sahiplerine göre; İzmir’in işgalinden sonra, M.Kemal’i “ Muvaffak ol” temennisi ile, 9.Ordu Müfettişi olarak, geniş yetkilerle Anadolu’ya gönderen Sultan Vahdettin’dir. Görünüşte Samsun bölgesinde iç huzuru sağlamak söz konusu ise de, asıl amaç, Anadolu’daki Türk halkının teşkilatlanmasını sağlamaktır.

            Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Gerede tarafından, M.Kemal’e Samsun’a hareketinden önce 1000 Osmanlı Lirası verildiği, bununla ilgili teslim tutanağının Ali Fuat Cebesoy’un kızı Ayşe Cebesoy’da bulunduğu söylenmektedir.

            Önemli iddialardan biri de; Sivas Kongresinden sonra Sivas’ta çıkarılan İrade-î Milliye Gazetesinin 28 Eylül 1919 tarihli nüshasında, M.Kemal’in “Padişahımız Anadolu Harekâtının tamamiyle  meşru olduğunu ilan ederek mevcut cereyanı, yani Kuva-yi Milliye’yi lütfen teşvik etmekte ve hatta katılarak kuvvetlendirmektedir.” dediğidir.

            Ankara ticaret odası tarafından derlenip Mayıs 2007’de basılan, Yeni İstanbul yayını, 16 Mayıs 1919 tarihli, 2 nolu İstiklal Harbi Gazetesi’nde “M.Kemal Samsun’a hareket ediyor” başlığının altında, M.Kemal’in Samsun’a hareket etmeden önce, Yıldız Sarayına, Vahdettin ile vedalaşmak için gittiğini, Paşanın ziyaretle ilgili bir yakınına şunları anlattığı yazılmaktadır:

            “- Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Padişahla adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk… Salonun Boğaz içine açılan penceresinden, toplarını Yıldız Sarayı’na çevirmiş düşman zırhlıları görülüyordu. Padişah hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı:

            “- Paşa, Paşa, şimdiye kadar  devlete çok hizmetlerde bulundunuz. Bunların hepsi tarihe geçmiştir. Bunları unutun. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa, devleti kurtarabilirsin!”

            Bu son sözlerde hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle samimi mi konuşuyor.”

            M.Kemal, Padişahın “ Muvaffak ol” temennisinden sonra veda ederek yanından ayrılmıştır.

            Sultan Vahdettin’in sözlerini yorumlayanlardan her birinin kendine göre anlamlar çıkardıkları bir gerçektir.

            M.Kemal Anadolu’ya geçtikten bir süre sonra Vahdettin ile temasını kesmiştir.

            Vahdettin; M.Kemal ile görüşme taleplerinin sonuçsuz kalması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde şahsına yönelik sözlü saldırıların artması ve 1 Kasım 1922’de TBMM kararı ile Saltanatın kaldırılması sonucu  16 Kasımı 17 Kasıma bağlayan gece İngilizlere sığınarak ülkeyi terk etmiştir.

            Değerli okurlarım; ben, yeni iddialar ortaya koyuyor değilim. Tarihimizle yüzleşmemizin, hatta barışmamızın taraftarıyım. Doğruları ortaya çıkarmak, tarih araştırmacılarının mesuliyeti ve mükellefiyetidir.