baskentpostasi @ gmail.com

Malum akaryakıt zamlarından sonra arabayı garajdan çıkarmaya korkar hale geldik!

Ben de dün yürüyerek Olukbaşı’ndan şehir merkezine doğru yürümeye başladım.

Karaçomak Deresi boyunca yürürken Anadolu Hastanesi’ni geçtiğimde önümde iki tane tanıdık sima öfkeli bir şekilde birlerine laf anlatmaya çalışıyor. Sesleri de derenin öteki tarafından rahatça duyuluyor.

Biraz daha yaklaştım, tanıdığım için kulak misafiri oldum bir süre; Ortanca yaşlı olan, genç arkadaşına öfkeli bir ses tonuyla anlatıyor; “Vallahi de billahi de bu yaşa geldim böyle bir şey ne gördüm ne de duydum. Akaryakıt zammı eskiden ayda ya da üç ayda bir 10-20 kuruş geldiği zaman millet ayağa kalkardı. Şimdi gecelik 1 lira-1.5 lira zam geliyor milletin gıkı çıkmıyor. Ne olacak halimiz ben anlamış değilim.”

30’lu yaşlarda olan daha genç arkadaşımız başlıyor bu sefer; “Abi akaryakıt zammı aldı başına gidiyor. Milletin gıkı çıkmıyor, gel gör ki ayçiçek yağı  daha vahim. Valla geçen ay 5 litre aldım yine bitmiş. Marketlerde raflar boşalmış ne yapacağımı şaşırdım, geçinemiyorum. Bir iş bulsam, geceleri de çalışacağım!” diye dert yanıyor.

Adımlarımı iyice sıklaştırdım ve arkadan “selam beyler, maşallah sohbet koyu” diyerek aralarına girdim.

“Aha da geldi gazeteci abim… Ona soralım ne olacak bizim halimiz böyle” diye bana dönerek cevaplamamı istediği soruyu yöneltti;

“İzzet abi, bizim sohbet konumuz enflasyon, akaryakıt zammı, doğalgaz, elektrik ve ayçiçek yağı zamları… Kısaca hayat pahalılığı… Geçinemiyoruz, şaşırdık artık. Ne olacak bu milletin hali?” diye toplumun genelinin rahatsız olduğu ve Türkiye’nin birinci gündem maddesi olan hayat pahalılığı ile ilgili görüşümü sordu.

KATAMONUSPOR VE FENERBAHÇE

Daha genç olanı ise; “İzzet abi sen onu bunu bırak, ne olacak bizim Kastamonuspor’un ve Fenerbahçe’nin hali diye” pattan farklı bir konuyu cevaplamamı istedi.

Yaşca bana yakın olan tecrübeli tanıdığım arkadaşa dönerek; “Senin sorunu daha sonra cevaplayacağım, şimdi genç arkadaşımızın sorusunu cevaplayalım” dedim o da “tamam daha yolumuz uzun” diye sözü bana bıraktı.

-“Kastamonuspor’da işler iyi gidiyormuş. Cengiz Aygün Abi, sosyal medya hesabından öyle açıklama yaptı. Takımın hocası bile belliymiş. Transfer yasağı kaldırılıyormuş, hatta Cengiz Abi’nin dediğine göre takımın yeni sezonda ekonomik sıkıntısı falan da olmayacakmış. Ne küme düşmesi hedef 1’nci Lig’miş… Cengiz Abi öyle diyor. Bize de inanmak düşer öyle değil mi?” dedim.

-Genç kardeşimiz sözümü keserek cevap verdi, “Ya abi Allah aşkına güzel bir şeyler söyle, bu açıklamaları ben de okudum. Sen inanıyor musun tüm bunlara!” diye sözümü tamamladı.

-“Kardeşim inanmak zorundayız. Koskoca Cengiz Aygün’ün açıklaması. O’na inanmayıp da kime inanacağız?”

-“Sen de haklısın abi…”

Devamında ise, “Fenerbahçe’de durum biraz farklı” dedim.

-“Nasıl yani “dedi.

-“Ak Parti iktidarda kaldığı sürece Fenerbahçe ve Galatasaray şampiyon olamaz!” dedim.

-“Neden öyle diyorsun abi, ne ilgisi var” dedi genç ve heyecanlı arkadaşımız.

-“Valla kardeşim benim yaşım da epey oldu. Bunca yıldır sporu takip ediyorum. Gündemi artık televizyonlardan değil, internet sitelerinden ve sosyal medyadan takip ediyorum. Bunca yıldır hayatın içinde değil tam göbeğindeyim. Senin anlayacağın ben yaşlandıkça  ‘insan bilimci oldum’  Maalesef büyük fotoğraf bu” dedim.

“Sahada bir hakem hatası olduğu zaman TFF topu MHK’ya atıyor. Hepsi birden ağız birliği yapmışcasına Fenerbahçe ve Galatasaray’ın yöneticilerini iyi transfer yapamadıkları için durumlarının böyle olduğunu anlatıyor. Televizyon kanallarına da kendi adamlarını yerleştirmişler ‘Ters Algı’ tekniğini uyguluyorlar. Velhasıl kelam işin sırrı siyasi mekanizmada! Kim ne derse desin bu iş böyle. Alâsı gelsin bu konuda tartışırım…” dedim.

Futbola düşkün olan genç arkadaş; “Valla doğru söylüyorsun abi, dün akşam yine hakem Fenerbahçe’yi doğradı. Haksız yere İrfan Can’ı attı. Eğer bizim takım 11 kişi olsaydı Trabzonspor’u parçalıyorduk…” dedi.

HAYAT PAHALILIĞI

-Bu konudaki görüşüm böyle arkadaşlar. Şimdi gelelim asıl konumuza.

“Malum hayat pahalılığı tüm ülkenin birinci gündemi. Valla benim yaşımda neredeyse 60’a merdiven dayadı. Ben bu güne kadar gecelik zam olayını ne gördüm ne de duydum. Eskiden 10 kuruş zam geldiği zaman millet ayağa kalkardı. Şimdi bırak kuruşu, 1 lira, 1,5 lira zam geliyor akaryakıta kimsenin gıkı çıkmıyor. Bir litre mazot olmuş 20 küsur lira. Ondan sonra çiftçi üretmiyor diyorlar. Mazot bu kadar pahalıyken, gübre bu kadar pahalıyken, ilaç bu kadar pahalıyken bu çiftçi nasıl üretsin? Kardeşim zır cahil olsan bunu böyle anlarsın. Kaldıki ben bunu hükümetin bilerek yaptığını düşünüyorum!”

-“Oha, ne diyosun abi sen, kim bu hayat pahalılığını bilerek ve isteyerek yapar?” diye sözümü kesti.

-Ben de “hükümet isterse 1 ay içinde enflasyonu düşürür” dedim.

-“Nasıl olacak o iş” dedi, orta yaşlı kardeşim.

-“Çok kolay” dedim. “Bakın kısa ve öz bir şekilde anlayacağınız şekilde anlatayım size… Yanlışsa yanlış deyiniz. Ama ben doğru olduğuna inanıyorum.”

“Hükümet 6 aylık ve 1 yıllık büyüme hedefinden vazgeçer(!) inşaata, yola, köprüye ve Kanal İstanbul’a ayırdığı bütçeyi, akaryakıt zamlarını geri çekerek bu işi fevkalade çözebilir. Hadi bunu yapmadın. O zaman ‘arz-talep dengesi’ deniyor ya. Ya üretimi artıracaksın ya da tüketimi azaltacaksın. Bunun başka yolu var mı? Yok. O zaman inşaata, yola Kanal İstanbul’a vs. yatırımlara ayırdığın parayı ülkenin tarım arazilerini işletecek çiftçilere doğru destek yaparak bu işi çözebilirsin. Hadi bunu da yapmadın. Bari ülkede yıllardan beri besleyip büyüttüğümüz 4.5 milyon Suriyeliyi ‘yeter artık’ benim ekonomim kaldırmıyor diyerek ülkelerine gönder gitsin. Bu insanlar da bizim gibi yiyor, içiyor ayçiçek yağı tüketiyor. Yeter artık deyip 4.5 milyon Suriyeli ülkelerine gönderilmeli. Hükümet bu üç konuyu halletsin, bakın bakalım enflasyon düşüyor mu düşmüyor mu? Eğer hayat pahalılığı bıçak ile keser gibi bitmezse adımı değiştiririm” dedim ve son noktayıda koydum.

-“Valla abi çok akıllı adamsın vesselam… Doğruya doğru. Bizi bu plansız proğramsız işler bitirdi. Köylümüz üretemez oldu. Gıdamızın neredeyse tamamı dışarıdan geliyor. Bir de 4-5 milyon göçmen var, çık işin içinden.”

-Genç olanı araya girdi “İzzet abi sen bu işlerin çözümünü böyle kolayca anlatıyorsun da bu hükümette hiç mi akıllı adam yok!”

-“Valla arkadaşlar akıllı adam var veya yok, ben onu bunu bilmem… Rusya, Ukrayna’ya saldırmadan önce de enflasyon vardı. Önceden de akaryakıta peş peşe zamlar geliyordu. Mesele savaş vs. değil.

Mesele başka!

İşte iktidarda olanlar size anlatmaya çalıştığım bu üç sorunu çözemezse halimiz yedi kapıya kadar harap!

Hadi ayçiçek yağını bir şekilde çözdük. Diğer asıl sorun olan akaryakıt, doğalgaz, elektrik, ilaç, gübre meselesini nasıl çözeceğiz?

-Çok basit kardeşim…

“Ya üretimi artıracaksın ya da giderlerini azaltacaksın” kıt kanaat oluşturduğun üç kuruş kaynağını bu saatten sonra yola, köprüye, betona harcarsan “dış güçler” diye feryat eder durursun.

-“Valla İzzet abi yolumuz çabucak bitiverdi. Yarın tekrar gel senin sohbetin çekiliyor” dedi genç adam.

Tekrar bir başka yürüyüşte görüşmek dileğiyle ayrıldık.

GÜNÜN SÖZÜ

“Tahammülü kalmamış bir topluma karşı sakın hata yapmayın!”