m.tazeoglu @ gmail.com

2004 Yerel Seçimlerinde Beşiktaş ilçemizde Meclis Üyesi Adayı idim. Beşiktaş’ın meşhur Sosyete Pazarında bir etkinliğe katılmıştık; haliyle seçim atmosferinde Üç - Dört Bakan da hazır bulunmuşlardı. Hava da biraz soğuktu. Pazar esnafı hem neşeli ve konuşkan hem de biraz muzip olunca; “İşler nasıl?” diye soran gazetecilere; “Ne olsun be abla, BAKAN ÇOK AMA ALAN YOK!” diye cevap vermişlerdi. Hiç unutmuyorum ve de çok hoşuma gitmişti bu kinayeli cevap.


Şimdi pekala sorulabilir; niye anlattın ki bu hatırayı? Şöyle ki; bu ince espri içinde bir gerçek de var aslında. Malum özellikle son zamanlarda sayın Bakanlarımız ülkenin dört bir yanına görevleriyle ilgili seyahat ediyorlar ve yine görevleriyle ilgili bir dizi toplantılara ve etkinliklere katılıyorlar. Elbette gelişmişlik seviyesine göre; her eve düşen otomobil sayısındaki artış oranında, her bakana düşen özel uçak sayısında da gözle görülür bir artış oldu ve bu seyahatler de hem daha sıklaştı hem de daha konforlu hale geldi. Hele hele kırmızı plakayı kapan Bakanlar, grup Başkan vekilleri, idare amirleri, komisyon başkanları daha bir memleket sevdalısı oluyor, daha bir sık seçim bölgesini gezer oluyor… Yanlış anlaşılmasın, maksat elbette vatandaşla iç içe olmak, hemhal olmak. Yoksa haşa millete hava atmak, makam arabasını göstermek, uçağın kapısına kadar milleti dizmek değil…
Buraya kadar her şey normal ve güzel. Ama kanaatim o dur ki; sayın bakanlarımıza ve diğer kırmızı plakalı siyasilerimize yaptıkları şehir ya da kurum ziyaretlerinde; o şehrin valisi veya diğer dinamikleri tarafından sadece göstermek istedikleri şeyler gösteriliyor. Üstelik önceden kurgulanmış, makyajlanmış ya da özetlenmiş bir şekilde... Buna bir de yemek, izzet-ikram, hoşamedi, çiçek, plaket, tablo, davul-zurna, hava-i fişek, halk oyunları, “Sirk gösterisi” vb gibi cılkını çıkardığımız misafirperverlikler eklenince; sayın Bakanların ve diğer hazretlerin ziyaret ettiği o şehir ya da kurum için, pazarcı esnafı gibi derdi olanlar da haliyle “BAKAN ÇOK AMA GÖREN YOK!” diyebilir. Zaten bu hengamede Bakan neye baksın, neyi görsün ki? Hele hele bu ziyaretlerde Havalimanlarında, yetmedi Valilik önünde, o da yetmedi, ziyaret edilen yer girişlerinde, şehrin tüm protokolü tarafından icra edilen, eski yılların “Tüp ve Gazyağı Kuyruğu” gibi yüzlerce metrelik karşılama-uğurlama merasimleri var ya; bana göre bu durum hızla gelişen dünyada, geri kalmışlığın bir göstergesidir. Şehrin tüm idarecilerini ve STK başkanlarını saatlerce karşılama ve uğurlama merasimlerinde tutmak en hafifinden zaman ve iş gücü israfıdır. Kim bilir bu idarecilerin görevleriyle ilgili olarak kaç toplantısı, vatandaşın kaç randevusu iptal ediliyor... Olması gereken; protokolü temsilen Vali ve Bakanlığın ildeki temsilcisi karşılamayı uğurlamayı yapsın, ziyaret edilen yerde ilgili kurumlarla zaten bir arada olunuyor. Sonra ilgili ilgisiz tüm kurum müdürleri neden hazır bulunur ki? Sadece bir el sıkıp, “Hoşgeldiniz” demek için mi? Gerçekten yazık! Elbette Bakan uçağından inip Havaş Otobüsüne ya da ticari taksiye binip de gelsin demiyoruz. Abartmayalım, suyunu çıkartmayalım yeter. Bakan geldiğinde; hem şehre iyice bakan, hem şehri iyice gören olsun ki “Bakan” geldi desinler.


Netice-i kelam; siyasi makamlar ve üst düzey bürokratlar halktan iyice koptu. Milletin derdi ile üst yönetimin derdi, vatandaşın gündemi ile protokol üyelerinin gündemleri iyice farklılık arzetmeye başladı. Vatandaş ben hadımım diyor, onlar çoluk çocuk nasıllar diyor vesselam…
Kalın sağlıcakla...