nbalta @ baskentpostasi.com

“Bayram” Sözü Üzerine

 

 

 

İnsanlığın binlerce yıldır kutladığı tören, bayram, yağmur duası, bağ bozumu vb. kutsama günleri insanoğluna bu nimetleri veren Tanrı’nın kutsandığı, ondan yararlanan veya medet uman insanın bu nimetleri kutsallaştırdığı günlerdir. Milat’tan önce ve Milat’tan sonra gelmiş geçmiş bütün dünya uygarlıklarında var olan kutsama ve tören anlayışı, günümüzde de birçok ülkenin dinî ve özel bayram günleri olarak devam ediyor. Eski Türk inanışlarında da tıpkı çok Tanrılı veya tek Tanrılı dinlerde görüldüğü gibi inanılanla inanan arasında bağ kuran her şey kutsal kabul edilmiştir.

 


Türkler, İslamiyetten önce de belirli günlerde kutlamalar yapmaktaydılar. İslamiyetten önce yaptıkları bu kutlamalara ve şölenlere toy adı verirlerdi. Türkçenin ilk sözlüğü Divanü Lûgat-it-Türk’te toy sözü, “düğün, kalabalık” anlamındadır. (Cilt III, s. 141-20) Göktürkler beşinci ayın ikinci yarısında topluca kurban kesip, karşılaşmalar düzenleyerek ibadet etmekteydiler. Hunların da beşinci ayda toplandığı ve kurban kestiğini çeşitli kaynaklar belirtmektedir. Götürkler, Gök Tanrı inancı içinde yaptıkları ayinlere günümüzdeki anlamı ile bayram adını vermemişti. Kırım Türkçesinde tuy, Uygur ve Kazak Türkçesinde toy düğün ve şölenler için kullanılan sözlerdir.

 


Müslümanların Hicretin ikinci yılından itibaren îdü’l-fıtr (Ramazan) ve îdü’l-adhâ (Kurban) adı altında iki bayram kutladıkları bilinmektedir. Müslüman Türklerin de zaman içinde diline yerleşen bayram sözünün aslı Farsça kökenli behrem sözüdür ve “bayram, sevinç ve eğlence günü” anlamındadır. Arapçadaki “bayram” anlamındaki ıyd yerine, Farsça bedhrem’in dilimize geçtiği ve dilimizde biçim değiştirdiği görülmektedir. Türkçenin ilk büyük sözlüğü Divan-i Lugat-it Türk’te (1070) badram, beyrem sözleri yer almaktadır. Türkçenin önemli kaynaklarından Mukaddimetü’l Edeb’te; “Bayramka hazır boldılar” örneğinde görüldüğü gibi bayram sözünün tarihi Türkçe kaynaklarımızda tarihi 11. yüzyıla dayanmaktadır. Türk Dil Kurumu yayını Türkçe Sözlük’te bayram sözü; “1. Millî ve dinî bakımdan önemli olan ve kutlanan gün veya günler. 2. Özel olarak kutlanan gün. 3. Sevinç, neşe” anlamlarını taşımaktadır.

 

İslamiyetten önce Türklerin kutlamalarının çoğunun bayram havasında geçtiği gibi günümüz Türk dünyasında da dinî bayramlar İslam dini kuralları içinde kutlanmaktadır. İslam dininde bayramlar; Şevval ayının birinci günü Ramazan bayramı, Zilhicce ayının onuncu günü Kurban bayramıdır. Ramazan bayramı, üç gün, Kurban bayramı ise dört gündür. Müslümanlar bayram günlerine ayrı bir önem verirler. Bayramlar, günahların affedildiği, birlik ve beraberlik duygularının pekiştirildiği, yoksulların ve yetimlerin sevindirildiği, dargınların barıştığı, dost ve akrabanın ziyaret edildiği, temiz ve güzel giysilerin giyildiği günlerin adıdır.

 

Bayramların en gösterişli kutlandığı dönemler, Osmanlı İmparatorluğu dönemiydi. Bayramların şatafatlı bir biçimde kutlanmaya başlandığı Fatih Sultan Mehmet döneminde kutlamalar protokol içinde yapılmaktaydı. Osmanlı dönemindeki bayram alayları, hükümdarların bayram namazı için camiye gidiş ve oradan Saray’a dönüşü, Saray’da da devlet büyüklerini kabul ediş törenleri şairlerin “îdıyye” denilen ve tarih düşülen kasideler yazmalarına neden olmuştur.

 


Ülkemizde Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı gibi dinî bayramların yanı sıra resmî bayram olarak; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlanmaktadır.

 

Kardeş Türk Lehçelerinde; Azerbaycan Türkçesi-Bayram, Başkurt Türkçesi-Bayram, Kazak Türkçesi-Meyram, Kırgız Türkçesi-Maryam, Özbek Türkçesi-Bäyräm, Tatar Türkçesi Bäyräm, Türkmen Türkçesi-Bayram, Uygur Türkçesi-Bayram biçimdedir.

 

Deyimlerimizde bayram

Bayram havası: Çok sevinçli, çok neşeli bir ortam.

Bayramlık ağzını açmak: Çok kaba sözler söylemek.

Bayramlık ağzını açtırmak: (birinin) Çok kaba sözler söylemesine, sövmesine yol açmak.

Bayram etmek: Pek, çok sevinmek.

Bayramlık ağız: Küfür.

Bayram yapmak: Pek, çok sevinmek.

Bayram gelmiş neyime: Fakirlik, borç veya iş yoğunluğu gibi bir nedenden dolayı bayramın gelmesinin önemli olmadığını anlatır.

Düğün bayram etmek: Pek, çok sevinmek.

Bayram koçu gibi: Gösterişli ve zevksiz bir biçimde süslenmiş olan.

 


Atasözlerimizde bayram

Bayram haftasını mangal tahtası anlamak: Sözü, konu ile hiçbir ilgisi

olmayacak biçimde anlamak anlamındadır.

Bayramda borç ödeyene ramazan kısa (ağır) gelir: “Vadesi yaklaşan bir borcu ödemek zorunda olan kimseye günler çok çabuk geçer” anlamında kullanılan bir atasözü. Çünkü insan, güç işlerin yapılmasını ertelemek ve uzak zamanlara atmak ister.

Arife günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar: Yalanın çabuk ortaya çıkacağını anlatır.

Bayram geçtikten sonra getirdiğin kınayı kıçına yak: “Çok gerekli olduğu zamanda esirgediğin yardımı artık istemiyorum, başına çal” anlamında söylenir.

Bayramdan sonra bayramın mübarek olsun: Yapılması gereken bir inceliğin, bir teşekkürün geciktiğini anlatmak için söylenir.

Yörük ne bilir bayramı lak lak içer ayranı: Kabalığı elden hiçbir zaman bırakmayan insanlar için söylenir.

Deliye her gün bayram: 1. Bazı insanların devamlı mutluluk içinde olduğunu anlatır. 2. Kimi insanların umursamaz şekilde yaşadığını anlatır.

El ile gelen düğün bayramdır: Acı bir olayın bile kalabalıkta unutulabileceğini anlatır.