baskentpostasi @ gmail.com

Değerli dostlar; Çanakkale Deniz Zaferi’nin 107. Yılındayız. Çanakkale’yi geçilmez yapan ecdadımızı, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Mekanları cennet olsun.

Almanlardan aldığımız söylenen, Yavuz ve Midilli adı verilen iki savaş gemisinin Karadeniz’de bazı Rus limanlarını bombalamasıyla, Almanya’nın safında Birinci Dünya Savaşı’na girmiş olduk. Önce Ruslar sonra da İngiliz ve Fransızlar Osmanlı’ya savaş ilan ettiler. Fransa Donanması’na ait en güçlü savaş gemilerinin yanında, İngilizlerin 300 yıldır yenilgi yüzü görmemiş dünyanın en güçlü ve öldürücü silahlara sahip gemileri, Çanakkale Boğazı’na gelip tabyalarımızı bombardımana tuttular. 03 Kasım 1914 tarihinden itibaren Çanakkale Deniz Harbi’ni başlattılar. Sonuçtan da gayet emindiler. İngiliz Harbiye Nazırı Lord Kitchener, bunu şu sözlerle açıklar; “Gelibolu’nun karşısında bir denizaltımız su yüzeyine fırlayıp, İngiliz Sancağını üç kere sallarsa Yarım Adadaki bütün Türk Garnizonu tabanları yağlayıp, soluğu Bolayır’da alır.”

Hedef neden Çanakkale idi? Elbette bunun muhtelif sebepleri vardı. Bu sebeplerin en önemlisi; müttefiklerin Çanakkale’den geçerek İstanbul’u ele geçirmek ve Osmanlı’yı saf dışı etmekti. Böylece “Hasta Adam” dedikleri Osmanlı’nın mirasına konacaklar, Almanlar karşısında bunalan Ruslara kolayca yardım gönderebilecekler, Almanya-Avusturya orduları arkadan çevrilmiş olacak, Suveyş Kanalı ve Hint Yolu üzerindeki baskı kalkmış olacaktı.

İngiliz ve Fransız savaş gemileri, 03 Kasım 1914 tarihinden 18 Mart 1915 tarihine kadar, defalarca Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a ulaşmayı denerler. Günlerce Boğazdaki tabyalarımızı ve karşı koymaya çalışan askerlerimizi ateş altına alırlar. Ancak başarılı olamazlar. Nihayet müttefik (düşman) kuvvetler, 18 Mart 1915 günü boğazı geçmek için büyük bir taarruza geçerler. Mehmetciğin önceki saldırılarda olduğu gibi, canı pahasına ortaya koyduğu direnme sayesinde inanılmaz bir şekilde hezimete uğrarlar. Flonun en modern ve ateş gücü en yüksek savaş gemilerinin bir kısmı batar, bir kısmı da ağır hasar  alarak savaş dışı kalır. Nusret Mayın Gemimiz’in Boğaz’a bıraktığı mayınlar sayesinde ve topçu bataryalarımızın fedakarlığı ile Çanakkale Deniz Savaşı büyük bir zaferle sonuçlanır. Çanakkale Boğazı’nı geçemeyeceğini anlayan düşman, geride kalan gemilerini alarak arkasına bakmadan kaçar.

Deniz Harbinde büyük bir yenilgi alan düşman kuvvetleri, Gelibolu Yarımadası’na çıkartma yaparak Boğaz’ı geçmeyi düşünürler. Düşmanın Akdeniz Kuvvetleri Başkomutanlığı’na İngiliz General Sir lan hamilton getirilir. Bu harekata, İngiliz kuvvetleri ile beraber Avusturalya, Yenizelanda, Kanada ve Hindistan gibi sömürgelerinden getirilen on binlerce asker ile Fransız Birlikleri ile beraber Afrikada’ki sömürgelerinden getirdikleri on binlerce savaşcı da katılır. Göz göze, diş dişe amansız kara savaşları başlar. Oluk oluk kanlar akar, öbek öbek ceset tarlaları oluşur. Kanlı boğuşmalar yaşanır. Tarih, nice unutulmaz destanları hafızasına kaydeder. 253 bin mehmetciğimizin kanı ve canı pahasına, düşman, karadan da geçemeyeceğini anlar. 8-9 Ocak 1916 gecesi ölülerini bırakıp, arkasına bakmadan Gelibolu’yu terk eder. Böylece Çanakkale Kara Savaşları’da zaferle sonuçlanmış olur.

Değerli dostlar, bu özetten sonra, Çanakkale Zaferi’nin sonuçları üzerinde durmak istiyorum.

1-Çanakkale Harbi’ne her üç  ailemizden biri evladını gönderir. Bu savaşlarda en iyi yetişmiş, en kaliteli insanlarımızı ve istikbali parlak genç beyinlerimiz şehit olur.

2-Çanakkale Savaşı, Osmanlı’nın son zamanında yapılan ve zaferle sonuçlandırılan çok önemli bir savaştır. Kazanılan zafer, hem Trablusgarp ve Balkan savaşlarındaki acı yenilgimizin üzüntüsünü hafifletir, hem de Kurtuluş Savaşımız için ümit ve cesaret verir. Kurtuluş Savaşı, Çanakkale’deki ölüm kalım savaşının edindirdiği tecrübe ve moralle kazanılır.

3-Çanakkale Zaferi, I.Dünya Savaşı’nın üçbuçuk yıl uzamasına sebep olur. İngiliz ve Fransız kuvvetlerinden yardım alamayan Rusya’da Çarlık Rejimi yıkılıp, yerine komunizm idaresi kurulur.

4-İngiliz ve Fransızların mağlup olmaları, Müslüman sömürgeleri üzerindeki itibar ve otoritelerinin sarsılmasına sebep olur, başkaldırı ve bağımsızlık ümitlerini artırır.

5-Müslüman ülkelerin yanında Osmanlı’nın itibarının tekrar yükselmesini sağlar.

6-Çanakkale Zaferi, İngilizlerin iç politikasını da etkiler. Çanakkale Savaşı’nın baş sorumlusu Winston Churchill’in siyasi etkisini kaybetmesine ve uzun yıllar siyaset sahnesinden uzak kalmasına yol açar.

Winston Churchill’e “Biz Çanakkale’de Türklerle değil, Allah ile savaştık! Tabi ki yenildik.” dedirten Çanakkale Zaferi’nin üzerinden 107 yıl geçti, ancak üzerindeki sır perdesi henüz tam olarak açıklanamadı. Osmanlının bu son ve muhteşem kükreyişi, hem bir kahramanlık örneğirir, hem de insani güzellikler bakımından emsalsizdir.

Çanakkale Savaşı’ndan çıkarmamız gereken pek çok dersler var. Geçmişimiz, bugünü diri tutma adına bizim en önemli beslenme kaynaklarımızdandır. Hamaset ve miadı dolmuş hadiseler diye küçümseyerek unuttuğumuz takdirde, bunun ağır faturasını gelecek nesillerimiz ödemek zorunda kalır. Unutulmasın ki, milli varlığımızın devamı bu hafızanın sürekli canlı kalmasına bağlıdır. Tarihin görevi; geçmişi öğreterek geleceği inşa etmektir.