m.tazeoglu @ gmail.com

Hani anlatılır; savaşta cephelerin değerlendirme toplantıları sırasında bir cephe komutanına “Ne durumdasın?” diye sorulur. Komutan “Barutumuz bitti efendim!” deyince heyet başkanı; “Toplantı bitmiştir, çıkabilirsin!” der. Eee barutu biten bir cephede hangi kritiği yapacaksın, hangi stratejiyi geliştireceksin, öyle değil mi?
Bir ülkenin gerek ekonomik yönden, gerek sosyo-kültürel yönden, gerekse hukuk ve insan hakları yönünden gelişimi, bürokratik çarkların da iyi işlemesiyle mümkündür. Bürokrasideki hantallık, bürokrasideki zorluk, dahası bürokrasideki oligarşik yapı; bir ülkenin gelişiminde ve konforlu, huzurlu, eşit ve adil bir sosyal hayatın önünde duran en büyük bir engeldir. Cephedeki barutun bitmesi kadar major bir sorundur…
Bakınız ilk hükümet olduğunda Bürokratik Oligarşiyi bitireceğiz diyen Cumhurbaşkanımız geçen onca seneden sonra, yakın bir tarihte sitem dolu şu sözleri söyledi:
“Beyefendi, Cumhurbaşkanı böyle istiyor' sözü, adeta BÜROKRATİK OLİGARŞİNİN yeni bir şifresi haline dönüşmüştür. Sorun çözme makamında olduğu halde sürekli şikayet eden, suçu başkalarına atan, özellikle de bizi bahane ederek kendini kurtarmaya, temize çıkarmaya çalışan herkes, benim gözümde başarısız biridir. Hiçbir bakanlıkta, hiçbir kurumda, hiçbir teşkilatımızda şahsımın adı kullanılarak herhangi bir sürecin tıkanmasına, kurallar, kaideler dışında iş yapılmasına rıza gösteremem.”
Şunu bilir, şunu söylerim; tıpkı gözümüzün önüne gelen küçücük bir çöpün kocaman dağları görmemize engel olabilmesi gibi, bir ülkede de BÜROKRATİK OLİGARŞİ yapılan tüm iyi icraatların gözükmesine tek başına engel olabilir, oldu ve oluyor da…
Yakın zamanlara şöyle bir göz attığınızda; ülke gündemini belirleyen yapay konular olduğunu, belirli bir süre gündemi işgal ettikten sonra ustaca kaybolduğunu görürsünüz. Elektrik, doğalgaz, yakıt fiyat artışları ve artışın ardından komik seviyede geri indirimler, döviz, faiz ve bilmem ne endeksi artış ve inişleri, artan azalan trafik denetimleri, yerli yersiz vergi denetimleri, patates, soğan, domates, ayçiçek vb. temel gıda fahiş artış konuları, Suriyeli, Afgan vb yavancı olayları, tapuda, emniyette, gümrükte vb kurumlarda ortaya çıkarılan yolsuzluklar ve ya ahlaki skandallar, hep siyasi yenilikleri ya da icraatları gölgede bırakacak yer ve zamanlarda kendini gösterir. Maalesef Ak Parti’nin daha yeni hükümet olurken, ilk mücadele edeceğini deklere ettiği konunun “Bürokratik Oligarşi” olmasına rağmen, neredeyse Yirmi yıllık iktidarlık sürecinde bu konu hiç azalmadı aksine büyüdü ve çoğaldı…
Peki ne yapar bürokratik oligarşi?
Bürokratik oligarşi devletin sopası gibi işletilir. Bürokratik oligarşi her zaman “Ben buradayım” der. Bürokratik oligarşi her daim pişen aşa su katar, doğru ve başarılı icraatları ya göstermez ya da yanlışa çevirecek hamleler yapar.
Yerli yersiz zamlar gibi,
“Dostlar pazarda görsün” denetimler ya da isyan ettiren denetimler gibi…
Rüşvet ve yolsuzluk gibi hastalıkları ara ara hortlatır, ya da sıradanlaştırır. Tıpkı çocuğu önce dövüp ağlatıp sonra severek susturmaya çalışmak gibi…
Çözüm mü? Çözüm basit…
Bürokrasi yönetiminde SAMİMİYET, LİYAKAT ve EHLİYET esas alınmalıdır vesselam…