baskentpostasi @ gmail.com

 

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Necip Hablemitoğlu bundan 20 yıl önce 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde ‘keskin nişancı’ tarafından öldürülmüştü. Hablemitoğlu’nun öldürülmesi olayı Türkiye’de siyasi arenayı, medya camiasını ve istihbarat dünyasını bir hayli etkilemişti. O yüzden cinayetle ilgili iddialar, komplo teoriler ve ilginç yorumlar havada uçuşmuştu.

Hablemitoğlu cinayetinden 4 gün sonra Aydınlık Dergisi 22 Aralık 2002'de “Suikastta MOSSAD-Fethullah Hattı” başlığı atarak adres göstermişti!

Hablemitoğlu cinayetini ilk üstlenen kişi seri katillikten hüküm giymiş ve tutarsız ifadelerle dikkat çeken Durmuş Anuçin olmuştu. Malum şahıs Durmuş Anuçin FETÖ sanığı olan dönemin savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulanmış ve Ergenekon soruşturmasına dahil edilmişti.

Hablemitoğlu cinayeti ile ilgili olarak Ergenekon tutuklu sanığı Osman Yıldırım, Hablemitoğlu’nu Osman Gürbüz’ün öldürdüğünü, Veli Küçük ve Muzaffer Tekin’in azmettirdiğini iddia etmişti. Osman Yıldırım iddiasında: "Veli Küçük, Muzaffer Tekin ve Osman Gürbüz ile yaptıkları bir toplantıda bana 1 milyon dolar karşılığı Necip Hablemitoğlu’nu öldürmeyi teklif ettiler. Ben bunu kabul etmeyince Veli Küçük Osman Gürbüz'e, 'Osman bu iş yine sana kaldı’ dedi ve 6-7 ay sonra Osman Gürbüz’ü gördüğümde Hablemitoğlu’nun parasını kumar masalarında bitirdik ifadesini kullandı"

Benzer bir iddia da MİT Kontrtörer Dairesi Eski Başkanı Mehmet Eymür’den gelmişti. "Hablemitoğlu, askeri ihalelerle ilgili bilgi sızdırınca Ergenekon'un hedefi haline gelmiş olabilir." diyerek dikkatleri Ergenekon üzerine çekmişti.

Necip Hablemitoğlu, yaptığı araştırmalar arasında Bergama ve Alman Vakıfları da vardı. Hatta bu konuda ALMAN VAKIFLARI, BERGAMA (Altın Madeni) DOSYASI adlı çalışma yapmıştı. Alman Vakıfları ile ilgili çok ilginç bilgi ve belgelere ulaşmıştı. Fakat sözkonusu çalışmada kaynak gösterilen önemli bir belgede adı geçen Prof. Dr. Metin Deliormanlı diye birinin olmadığı ve bu ismin hayali çıkması kafaları karıştırmıştı. Hablemitoğlu ölümünden bir hafta sonra Ankara 1. No’lu DGM’inde 15 sanıklı ‘Alman Vakıfları’ davasında bazı açıklamalar yapacağı biliniyordu.  O yüzden Alman GSG 9 timleri tarafından öldürüldü iddiaları da ortada dolaşmaya başlamıştı.

Hablemitoğlu suikastını, İran istihbaratının organize ettiği iddiaları ortaya atılmıştı. Hatta “Kudüs Savaşçıları” diye isim bile verilmişti. Geçmişteki fail-i meçhul cinayetlerde (Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, A. Taner Kışlalı ve Uğur Mumcu cinayetlerinde olduğu gibi) aydınların ölümlerinin arkasında İran parmağı aranmıştı.

Aradan geçen 20 yıl sonra Hablemitoğlu Cinayeti’nin perde arkasında TSK/ÖKK mensubu E. Albay Levent Göktaş ve ekibi olduğu iddiaları gündeme bomba gibi düşmüştü.

3 Temmuz 2022 tarihinde Başkent Postası’nda “NEREDESİN ADALET?! BÜTÜN YÖNLERİYLE HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ” başlıklı yazımızda “ FETÖ davası süreci içinde Hablemitoğlu’nun avukatı Ersan Barkın dosyayı tekrar tekrar incelediğinde gazeteci Zihni Çakır’ın vermiş olduğu ifadede Hablemitoğlu Cinayeti’nde Eski MİT’çi Enver Altaylı ve FETÖ’nün sağ kolu Mustafa Özcan’ın talimatları doğrultusunda eski Özel Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı kişilerce işlenmiş olabileceğine dair bilgilere rastlandı. Hablemitoğlu cinayetinde tetikçi olarak suçlanan kişi eski Özel Kuvvetler Komutanlığı mensubu Ahmet Tarkan Mumcuoğlu idi. Hablemitoğlu’nun ailesi konuyu yeniden gündeme getirerek gazeteci Zihni Çakır’ın duruşmada dinlenmesini istese de mahkeme kabul etmedi yapılan talebi reddetmişti. Daha sonra 2017 Mart ayında Savcı İşçimen görevden alınınca Hablemitoğlu dosyası yeni savcı Zafer Ergün’e verilmişti. Dosyayı yeniden inceleyen Savcı Zafer Ergün gazeteci Zafer Çakır’ın ifadesini aldı. Savcı Zafer Ergün gazeteci Zihni Çakır’a bilgileri nereden aldığını sorduğunda Z. Çakır bilgileri 2015 yılında (Türkiye’den ayrılan) Ukrayna’ya kaçan eski TSK mensubu Nuri Gökhan Bozkır olduğunu belirtti. Ayrıca Ukrayna’ya kaçan eski TSK mensubu Nuri Gökhan Bozkır, savcılığa bir mektup göndererek N. G. Bozkır cinayeti Ahmet Tarkan Mumcuoğlu’nun işlediğini, silahın Ankara Gölbaşı Mogan gölüne atıldığını yazmıştı. Bu mektup gazeteci Z. Çakır’ın ifadelerini doğruluyordu. Hablemitoğlu Davası’nı bakan savcı Zafer Ergün, dosyada ismi geçen FETÖ’nün sağ kolu Mustafa Özcan, Eski MİT’çi Enver Altaylı, Mehmet Köstem ve Mehmet Narin arasındaki yoğun telefon görüşmelerini şüpheli bulup araştırmayı iyice derinleştirmeye karar vermişti. Sonunda savcı Zafer Ergün, Eski MİT’çi Enver Altaylı ile Özel Kuvvetler Komutanlığı arasındaki ilişkileri Mehmet Narin isminde birinin telefonuyla sağlandığı bilgisine ulaştı. Ve Mehmet Narin adına kayıtlı telefon numarası üzerinden yola çıkarak HTS kayıtlarını incelemeye aldı. Ve sonunda Mehmet Narin adına kayıtlı telefondan Özel Kuvvetler Komutanlığı MAK Alay Komutanı E. Albay Levent Göktaş’ın eşiyle birçok kez irtibata geçildiği ve aynı telefondan rütbeli birçok kişi ile yoğun bir telefon trafiği yaşandığı da ortaya çıkmış oldu. Savcılığın yapmış olduğu tahkikatlar sonucunda TSK/ÖKK mensubu E. Albay Levent Göktaş ismi ilk defa Hablemitoğlu dosyasına girmiş oldu. 

Olayın üzerinden 13 yıl geçtikten sonra Ankara Cumhuriyet Savcılığı Hablemitoğlu Dosyası’nı yeniden açarak cinayetle ilgili bütün delilleri inceleme başlattı.

Heblemitoğlu Cinayeti şüphelileri arasında katil zanlısı olarak değerlendirilen Nuri Gökhan Bozkır isimli kişi de Ukrayna’da yakalanmıştı. Türkiye’nin, Ukrayna ile yapmış olduğu görüşmeler sonucunda malum şahıs N.G.B, 2022 yılı Ocak içinde Türkiye’ye iade edildi.  Ve 8 Şubat 2022 tarihinde tutuklanan Nuri Gökhan Bozkır, Haplemitoğlu Cinayet zanlısı olarak cezavine gönderildi.

Hablemitoğlu Cinayeti zanlısı olarak tutuklanan Nuri Gökhan Bozkır’ın sorgulamaları ve savcılığa vermiş olduğu ifadeler doğrultusunda soruşturmanın yönü daha da genişletilerek TSK/ÖKK mensubu E. Albay Levent Göktaş hakkında gözaltı kararı çıkartıldı. Tutuklanacağını öğrenen E. Albay Levent Göktaş aniden ortadan kayboldu. Yapılan araştırmalarda bir süre İstanbul ve Antalya’da saklandığı ortaya çıktı. Daha sonra yurt dışına kaçtığı öğrenildi.

Savcılık 9 Haziran 2022 tarihinde TSK/ÖKK mensubu E. Albay Levent Göktaş’ın da aralarında bulunduğu 9 kişi hakkında Hablemitoğlu cinayeti zanlısı olarak gözaltı kararı aldı. 31 Ağustos 2022 tarihinde de TSK/ÖKK mensubu E. Albay M. Levent Göktaş hakkındı “Kırmızı Bülten” çıkarttı. Hakkında çıkartılan Kırmızı Bülten’den  4 gün sonra Levent Göktaş  Bulgaristan’ın Svilengrad şehrinde yakalandı.

Derinlemesine yaptığımız bütün bu araştırmalar sonrasında ortaya çıkan gelişmeler ve olaylar sonucu  Hablemitoğlu Cinayeti ile ilgili eksik olan parçalar, bulgular, deliller birbirini tamamlamaya başladı.

“Hablemitoğlu, askeri ihalelerle ilgili bilgi sızdırınca Ergenekon'un hedefi haline gelmiş olabilir." diyen MİT Kontrterör Dairesi Eski Başkanı Mehmet Eymür’ün iddiaları boşa çıkmış oluyordu.

Hablemitoğlu’nun ALMAN VAKIFLARI, BERGAMA (Altın Madeni) DOSYASI adlı çalışması nedeniyle Alman İstihbaratı örgütü BND‘den veya Alman GSG 9 Timleri’nden şüphelenmek kalmıştı!.. Çünkü Necip Hablemitoğlu, yaptığı araştırmalar arasında Bergama ve Alman Vakıfları da vardı. Hatta bu konuda ALMAN VAKIFLARI, BERGAMA (Altın Madeni) DOSYASI adlı çalışması vardı. Alman Vakıfları ile ilgili çok ilginç bilgi ve belgelere ulaşmıştı. Ölümünden bir hafta sonra Ankara 1. No’lu DGM’inde 15 sanıklı ‘Alman Vakıfları’ davasında bazı açıklamalar yapacağı zaten biliniyordu.  O yüzden Alman terörle mücadele ve özel operasyon birimi olan GSG (Grenzchutzgruuppe 9 der Bundespolize) 9 Timleri tarafından öldürüldü iddiaları da ortada dolaşmaması Hablemitoğlu Cinayeti’nin perde arkasında, Alman GSG 9 Timlerinin olabileceği kanısına vardık. Fakat Hablemitoğlu cinayetinde asıl şüphemiz (son günlerde bizi bile şoka uğratan) TSK/ÖKK mensubu E. Albay Levent Göktaş ve bu olaydaki özel ekip üzerineydi.

FETÖ’nün sağ kolu Mustafa Özcan ve Eski MİT’çi Enver Altaylı isimlerinden dolayı Hablemitoğlu cinayetinin arkasında ABD istihbarat örgütü CIA’nın olabileceği üzerine yoğunlaşmıştık. Aynı şekilde  ALMAN VAKIFLARI, BERGAMA (Altın Madeni) DOSYASI üzerine Hablemitoğlu’nun almış olduğu tehditler nedeniyle de ALMAN İstihbaratı BND veya Alman GSG 9 Timleri tarafından da öldürülmüş olabileceği şüpheleri doğdu. 

Bilhassa 20 yıl sonra da olsa TSK/ÖKK mensubu E. Albay Levent Göktaş ve ekibi üzerine kilitlenmiştik. Levent Göktaş’ın gazetecilere göndermiş olduğu 7 sayfalık mektuptaki Eski MİT’çi Enver Altaylı ile ilgili ifadeleri şüphelerimizi artırmış olsa da olayın perde arkası ve gerçek sırları ortaya çıkmadıkça emin olamazdık. Fakat Levent Göktaş’ın Eski MİT’çi Enver Altaylı ile bir kez görüştüm demesine rağmen yapılan araştırmalar ve resmi kayıtlarda birçok kez görüşüldüğünün ortaya çıkması tereddütlerimizi artırmıştı. TSK/ÖKK mensubu E. Albay Levent Göktaş’ın,  FETÖ’nün sağ kolu Mustafa Özcan Eski MİT’çi Enver Altaylı ile defalarca görüşmüş olması biz de tereddüt uyandırmıştı.

Fakat her şeye rağmen böylesine değerli, MİT tarafından sevilip-sayılan ve üstün madalyalar alan, sayısız operasyonlarda imzası olan TSK/ÖKK mensubu E. Albay Levent Göktaş ve yine bir o kadar değerli ekibinin böylesi bir olayda isimlerinin geçmesi bizleri derinden üzmüş ve yaralamıştır. Şu anda önyargılardan kaçınıyoruz. Nasıl olsa yüce ADALET tecelli edecek.

Hablemitoğlu Cinayeti’nin perde arkasında çok daha BÜYÜK bir GÜCÜN olabileceğine inanıyoruz. Uluslararası boyutta bir GÜÇ!..  Türkiye Cumhuriyeti’nin değerli Emniyet, MİT ve diğer istihbarat birimleri ile birlikte çok değerli Cumhuriyet savcılarının şu anki ellerinde bulunan ipuçları, deliller ve belgeler üzerinden giderek bu olayı ÇÖZECEKLERİNE bütün yüreğimizle inanıyoruz.

NOT: Bundan sonraki yazımızda (BÜTÜN YÖNLERİYLE HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ -3) yine Hablemitoğlu Cinayeti üzerinde duracağız. Bu sefer olayın derinliğini araştırarak TSK/ÖKK mensubu E. Albay Levent Göktaş ve Ekibi üzerine medyada yazılıp-çizilenlerle birlikte olayın perde arkasını biraz daha aralayarak Hablemitoğlu Davası’nın nasıl sonuçlanabileceği hakkında bazı ipuçları vereceğiz!..