ramercbey @ gmail.com

Türk sinemasının hafızalarda yer etmiş en kıdemli yaşayan usta oyuncusuydu. Her fani gibi elbette vadesi gelince o da göçtü. Allah rahmet eylesin, taksiratını afveylesin. Buraya kadar tamam ama ötesi?

Ne Cüneyt Arkın (Cüreklibatur) ne de yüzlerce filminde rol aldığı Türk Sineması «efsane» falan değildir. Cüneyt abi merhum bir Tatar çocuğudur. İyi ata binmek onun genlerinde vardı.

Filimlerindeki en önemli başarısı usta at biniciliğidir. Meselâ iki ata birden (ayakta durarak) hükmettiği sahnelerde ne ciddî bir tedbir alınıyordu ne de düblör kullanılıyordu.

Gençliğimizde hepimiz gibi o da karateye merak salmış olmalı. Lâkin ruhu şâd olasıca sonuçta kara kuşak sahibi olsa da, «karate ustası» yàni karate dersi verebilecek seviyede biri değildi.

Lâkin Türk sineması Cüneyt’in (bu yüksek seviyeli) karate kabiliyetini de, yerli yersiz tramplenle uçma sahneleryle sair aktörlük kabiliyetlerini de maalesef ziyan etmiştir. Binaen’aleyh, bir «efsane» yapamamıştır en başarılı aktörünü.

Sinema dediğin kabiliyetleri en güzel şekilde kullanır, seyirciyi o emekçi aktörün üstüne güldürmez. “Türkiye’de hangi sahada bu yapılıyor ki?” diyeceksiniz. Siz de haklısınız.

Bir Jackie Chan filimlerine bakın bir de Cüneyt abininkilere... Mukayese dahi kabul etmez. Ne Cüneyt abi merhum Jackie Chan ayarında bir aktördür, ne de rezalet bir sinema olan Yeşiçam (ve ardınca gelenler) dünya standartlarında bir sinemadır.

Jackie Chan bir efsanedir ama Cüneyt abi maalesef tüm başarılarına rağmen «efsane sanatçı» seviyesine çıkarılamamıştır.

1954, Hong Kong doğumlu Çinli aktör Jackie Chan, dövüş ustası, yönetmen, yapımcı, senarist, dublör, dublör koordinatörü, ses dublajcısı, kameraman ve şarkıcıdır. Dikkat ediniz, adam yalnızca karatede değil, ilâve olarak sinemanın her sahasında da usta...

Bir misâlle bitireyim «efsane» işini...

Bir filminde Cüneyt hastanededir ama o hasta adam aniden kalkıp üç kötü adama bir güzel pataklayabilecektir! Komik ama film komedi değil!.

Onu öldürmek isteyen kötü adamlar (rezalet komiklikte tavırlarıyla) odaya girerler. Cüneyt Arkın, doktor kılığındaki kötü adamlardan biri tam da elindeki şırıngayı damarına enjekte edecekken şak... kolunu yakalar ve “Siz doktor değilsiniz, şırıngada hava boşluğu var!” deyip yataktan fırlar, hepsini karate yaparak haklar.

Neyse Cüneyt abimizin Allah taksiratını afvetsin. Sinema bu. Hele bizim sinema, adamcağıza binlerce günah işlettirildi... Bu durumda mademki onu çok sevmişiz «efsane» türü popülizm yerine ruhuna okuyalım.

Bendeniz CB Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam, hakkında uzun uzadıya konuşmak, adamlarını konuşturmak yerine o güzel tilavetimle basına açık bir mekânda (selàtin câmilerinden biri olabilir) bir aşr veya daha iyisi Yásîn okurdum.

* * *

Başka bir konu daha var. Şehidlerimize Cüneyt abiye gösterilen alâkanın fazlası gösterilmeliydi. Cüneyt abi nihayetinde bir sanatçı olarak işini yaptı, beğendiysek kendi hazzımız için beğendik.

Lâkin son harekâtlarda şu peşpeşe gelen şühedâ için çok daha fazla üzülmeli ve her biri için devlet dini merasimleri yapmalıyız.

Osmanlı gibi olmak evvelâ burada başlar.

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

(Baqara Sûresi, 154. âyet-i celîle) Meâli: “Allah yolunda öldürülmüşler için ölüler demeyiniz, onlar diridirler de siz şuurunda değilsiniz” buyurmuş Allah.

Onlar aramızda dolaşıp dururken günahı bir yana, bizzatihi onlara karşı da ayıp olmuyor mu? Ar’ün aleyküm. (Utanın, utanalım) 29.06.2022