azengin @ gmail.com

Tarihte Ordumuz bazen şerefli, bazen de üzüntü veren hadiselere sebep olmuştur.

Milletimizin doğduğu Osmanlı İmparatorluğu 19.yüzyılın ilk yarısında iki dinamik üzerine dayanıyordu. Birisi dini esaslar diğeri de Askeri esaslardı.

İmparator halife sultandı. Hem hükümdar hem de ruhani reisti. Ordunun ve idarenin başındaydı. Veziriazam sonraları Sadrazam unvanını alan kişi hem başvekilin hem de ordunun kumandanıydı. Dini işleri ise Şeyhülislam yani bir büyük ruhani lider yürütüyordu.

Osmanlı ordusunun çekirdeğini Roma usulündeki hassa askerleri ki devletten maaş alan büyük küçük devamlı Subay kadrosu halinde yeniçeriler teşkil ediyordu.

Bu ordu 1259 da Osmanlı hanedanının ikinci sultanı Orhan Gazi devrinde kardeşi ve veziriazamı Alaattin Paşa tarafından kurulmuştu.

Osmanlıda ordunun esas unsuru olan Yeniçeriler başlangıçta küçük yaştaki Hristiyan çocuklardan seçilmiş, sonraları yetim yahut fakir Müslüman çocukları bunlara katılmıştı. Toplanan bu çocuklar askeri mekteplerde çok sıkı bir talim ve eğitime tabi tutulmuşlardı. Osmanlının üçüncü sultanı 1.Murat dan  itibaren kendisinden bekleneni tam manasıyla yerine getiren bu ordu  disiplin ve cesareti ile harikalar yaratmış kralların gıpta ile baktığı ,Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman gibi büyük Osmanlı sultanları sınırları Macaristan dan İran a kadar genişletmişlerdi.

Yeniçeriler Kanuni’nin son yılları olan 16. Asrın ortalarına doğru şımardılar. Sivil halkı soymaya, öldürmeye başladılar. Savaş meydanlarında savaşın kazanıldığı sıralarda kumandanlarına isyan etmeye başladılar. Daha kötüsü keyif ve menfaatlerine göre sultanları tahttan indirmeye çıkartmaya başladılar.

Yeniçerileri ilk nizam ve intizama sokma teşebbüsü 19 yaşındaki genç ve zeki hükümdar 2.Osman tarafından yapılmış bunu sezen yeniçeriler isyan etmiş ve  bedelini Yedikule zindanında ödettiler.

18.Asrın sonlarında tahta çıkan 3.Selim de bu musibeti kökünden çözmek istedi o da 1808 de kendi sarayında hunharca öldürüldü.

Sultan 2.Mahmut yeniçeri ocaklarını tamamen kaldırarak Bu beladan kurtuldu.1826 da sivil halkı ayaklandırarak imparatorluğun her yerinde yeniçeri avına başlandı ve İstanbulda bir günde birkaç bin yeniçeri boğularak haliç’e  atıldı.

2. Mahmut Nizam’ı Cedid yani yeni nizam adı altında bugünkü ordunun temellerini attı ve Harbiye dediğimiz askeri okulu kurdu. Sadrazamlığa Bugünkü Genelkurmay başkanlığı gibi “seraskerlik” makamını bağladı.

Kuleli denen ikinci bir askeri okulu açtı.Yine bu devirde kurmay subayların yetişmesini sağlayan Harp akademisini kurdu.

Kötü bir tesadüf neticesi bu akademi siyasi durumdan memnun olmayan birkaç şahsa yardım ederek kendini siyasete soktu.

Abdülmecid’in halefi Sultan Aziz başında Serasker Hüseyin Avni paşa ve Kuleli Komutanı Süleyman paşaların bulunduğu bazı subaylar durumdan rahatsız oldular ve 1876 da Okul komutanı Süleyman paşa Kuleli talebelerinin başına geçerek saraya yürüdü ve Sultan Azizi tahttan indirdi.Yerine geçen zayıf akıllı 4.Murat tahtta 3 ay kalabildi.Tahtı  Sultan 2.Abdülhamite bıraktı.

31 Mart 1909 yılında Sultan 2.Abdülhamitte tahttan indirildi.

Jön Türklerin bir kısmı hükümeti desteklerken diğer kısmı da muhalefet saflarına geçti böylece asker yeniden siyasete bulaşmış oldu.

Ordunun kadrolarının bu şekilde bölünmesi Balkan Harbi yenilgisini beraberinde getirdi ve bu durum 1.Dünya harbinde de esirini gösterdi.

1919 yılının ilkbaharında Yunanlılar İzmir’i işgal etti.

Mustafa Kemal Paşa Türkiye’nin İstiklal ve milli topraklarının korunması mücadelesini başlattı .Osmanlı İmparatorluğunun dağıldığı,ordunun maneviyatının ve hemen hemen bozulup birliğini kaybettiği bir anda Atatürk mucize olarak yeni bir ordu teşkil etti  ve etrafına en iyi komutanları topladı.

Ordu hep birlikte Vatanı milli şeref ve haysiyeti kurtararak Türk halkının minnettarlığını kazandı.

1924 de Lozan antlaşmasından sonra Atatürk tüm güç ve enerjisini  ordunun yeni baştan tanzimine verdi.

Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın yardımıyla ordu kadrolarını yeniden düzenlemeye ve askeri okulları mükemmel bir hale getirmeye çalıştı.

15 senede mükemmel bir ordu kurmak ona yetti. Bütün hayatı boyunca orduyu siyasetten uzak tuttu.

Atatürk’ten sonra İsmet İnönü onun kadar başarılı olamadı. İlk iş olarak Atatürk’ün yakın mesai arkadaşlarını iktidardan uzaklaştırdı.

Mareşal Fevzi Çakmak ordu içinde de sevilen biriydi. Nihayet onu da çekemeyerek emekliye sevk etti. O na yürekten bağlı subaylar bu hareketten rahatsız oldular ve böylece yeniden ordu siyasete girmiş oldu.

14 Mayıs 1950 yılında Demokrat parti iktidara geldi.

27 Mayıs 1960 ihtilali ile Adnan Menderes ve arkadaşları asıldı.

15 Temmuza kadar yapılan 5 darbe ve 8 teşebbüsleri ile Ordunun siyasete karışması adet haline geldi.

Son darbe teşebbüsünün diğerlerinden farkı şudur.

Millet önlemiştir. Seyretmemiştir.

 Darbenin saati yoktur. Darbenin dini de yoktur.

Fırsat verilmemelidir.

Ordu ne zaman tüccarlığa, Turizme, Siyasete alet edilmişse bedeli ağır olmuştur.

Ordunun yeri savaş meydanlarıdır.

 

*Faydalanılan Kaynak :27Mayıs İhtilali ve sebepleri-Ali Fuat Başgil