Evvelâ belirtelim ki, medenîlik “ben medenîyim, biz medenîyiz” demekle hasıl olan bir şey değil. Kültürel yönden işkembeden sallamakla kültürlü olduğunu sananlar, dinin temellerinden bihaber olduğu halde din hakkında ahkâm kesenlerin dindar olmayışları gibi, medenî olmadıkları gibi kalan ömürleri boyunca medenî olamayacaklardır da...

Orta halli geliri ve yaşayışı olan herkesin evinde yahut iş yerinde kendi özel kütüphanesi olması gerekir. Evin hanımının, çocukların da kendilerine mahsus özel kütüphaneleri bulunmalıdır. Kitabı, kütüphanesi olmayan Müslüman, medenî bir Müslüman değildir. İsterse iki üniversite bitirmiş, birkaç yüksek lisans ve doktora yapmış olsun kültür onun semtine uğramamıştır.

Herkes aylık bütçesinin münasip bir miktarını, meselâ 10’da birini kitaba, kültüre, sanata ayırmalıdır. Otomobile, yakıta, cep telefonuna, bulaşık makinesine ve bu gibi âlet ve eşyaya para verip de kitaba, kültüre, sanata harcama yapmayan kişiler cahil, bedevî, kültürsüz ilkel insanlardır. Çok lüks meskenlerde oturmaları, çok şık şekilde giyinip kuşanmaları, pahalı yiyecekler tüketmeleri bu hükmü değiştirmez.

Özel kütüphanelere alınacak ve konulacak kitaplar değerli olacak, faydalı olacak, kalıcı olacak. Aldığı kitapları okumayan, onlardan yararlanmayan kimseler kitap taşıyan hammallara yahut iki tarafındaki küfeler kıymetli kitaplarla dolu merkeplere benzerler.

Kişi, kütüphanesine koyduğu her kitabı okumak zorunda değildir. Bazı kitaplar müracaat kitaplarıdır. Lügatlar, ansiklopediler, bibliyografyalar gibi. Bazı kitaplar ise gerektiği zaman bakılacak kaynak eserlerdir.

Çocuklarına, ev halkına kitap sevgisini aşılamayan, kendisi ve çocukları için özel kütüphane kurmayan bir âile reisi sorumluluğunu ve vazifesini yerine getirmemiş olur.

Mutlaka okunması gereken bir takım temel kitaplar roman gibi, gazete veya dergi gibi okunmaz, bunların, ders çalışır gibi okunmaları gerekir. Okurken bütün dikkatini ona yöneltmek, içindeki bilgileri ezberlercesine hafızasına nakşetmek... Herkes, okuduklarından kendi kendisini imtihan edebilir, etmelidir de.

Bir Müslümanın özel kütüphanesinde mutlaka muteber ve güvenilir bir ilmihal kitabı bulunmalıdır. “Ben dinimi ilmihalden değil doğrudan doğruya Kur’ân tercüme ve meallerinden, hadîs kitaplarından öğrenirim” diyenler yanlış, tehlikeli, verimsiz bir metod üzerindedir. Onlar kırk sene meâl ve hadis tercümesi okusalar iki rekat namazın sahih bir şekilde nasıl kılınacağını öğrenemezler. Adam zaten biraz kültürlü olsa, İslâmı kültürel seviyede bilse böyle bir hatalı yola girmezdi.

Muhterem okurlarım, her Türkiyeli Müslümanın özel kütüphanesinde mufassal bir Türkçe lügat kitabı da bulunmalıdır. Medenî, kültürlü biri günde en az yarım saat faydalı kitap okuyordur. Okumaya vaktim yok diyenler câhil kalmaya mahkûmdur.

Medenî ve kültürlü Türkiyeliler bu milletin bin yıl boyunca kullanmış olduğu İslâm yazısını okumayı, yazmayı mutlaka öğrenmelidir. 1928’den sonra basılmış kitapları okuyabiliyor ondan önce basılmış, yazılmış kitapları belgeleri evrakı okuyamıyor. Bu ne biçim kültürlü insàndır?

Bir İranlı 14’üncü asırda yaşamış Hâfız’ın Divan’ını nasıl kolayca okuyup anlayabiliyorsa, biz Türkiyeliler de Fuzûlî’nin, Bàqî’nin, Nedim’in, Şeyh Galib’in, Namık Kemal’in Türkçesini anlayabilmeliyiz.

Medenî insàn sanat eserlerine de harcama yapmalıdır. Evinde hat levhaları, geleneksel sanat eserleri, el dokuması halı ve kilimler, işlemeli madeni eşya; toprak, porselen, seramik, cam sanat eşyaları ve bunlara benzer şeyler bulunmalıdır.

Cep telefonuna avuç avuç para ödüyor, lüks otomobili su gibi benzin içiyor, iki kapılı geniş buzdolabı yüz çeşit yiyecek ve içecek dolu, kat kat elbiseleri var, lâkin sanat eserine sahip değil. Ne fakir ve düşkün biridir o.

Müzeler gezilecek, sergilere gidilecek, konferanslar dinlenilecektir. Yurt içinde ve yurt dışında kültür seyahatleri yapılacak, çekilen fotoğraflar albümler haline getirilecek, kültür faaliyetlerinin dışında kalınmayacaktır.

Mimarlık ve şehircilik sadece mimarların işi değildir. Uzman olunmasa da her vatandaşın bu konuda görüşü, bakışı, fikri bulunmalıdır. Aksi taktirde ülke çirkinleşir, yaşanmaz hale gelir.

Adam kültürlüyüm diye caka satıyor ama Ahmet Cevdet Paşa’yı tanımıyor, Mecelle’yi bilmiyor. Hukuk tarihinin en üstün eserlerinden “Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye”nin başındaki yüz maddelik Kavaid-i Külliye’yi; mesleği, işi, uzmanlığı, branşı ne olursa olsun bütün Müslümanlar (en güzeli ehliyetli bir hocadan) okuyup öğrenmelidir. Bunlar sadece hukuk kuralı değildir, aynı zamanda bilgelik kurallarıdır.

Kültürlü, medenî insanlar güncel dedikodularla, futbol müsabakalarıyla, magazin haberleriyle, aptalca cemaat propagandası yapmakla, gevezelik ve zevzeklik etmekle vakitlerini ziyan etmezler.

Kültürlü, vasıflı, üstün vatandaşların televizyon seyretmeye, ekranların karşısında ömür tüketmeye vakitleri yoktur. Çünkü onlar kitap okurlar, hattâ vakitleri kâfi gelmez, televizyon için müsait zamanları dahi olmaz.

Muhterem okurlarım, Kitap, sanat, kültür konusunda yüzlerce sayfa yazılsa, söylenmesi gerekenler yine bitmez. Bendeniz yeteri kadar kültürlü ve sanatlı bir insàn olmadığım için bu kadarcık yazabiliyorum. Ârif olanlar yazamadıklarımı anlarlar.

İnsanlığa en güzel örnek ve model olarak gönderilmiş olan Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), “İlim öğrenmek kadın erkek her Müslümana farzdır”, “İlim Çin’de bile olsa, gidip tahsil ediniz, öğreniniz”, “Bilgelik mü’minin yitiğidir, nerede bulursa alır”, “Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz” buyurmuşlardır. Medenî Müslümanlara kitapsızlık, sanatsızlık, hikmetsizlik, kültürsüzlük, tek kelimeyle bedevîlik yakışmaz. 31.07.2022