iremtuncer @ gmail.com

 

 @terapist_irem_tuncer (Instagram)

 @terapiremtuncer (Faceboook)

Son zamanlarda bulunduğumuz her ortamda konuşulan konulardan biri: Ekonomi

Ekonomide son durum, maaşlara zamları, yatırımlar, market alışverişleri, kriz beklentileri, yükselen sermayeler... Farklı farklı başlıklar altında ele alınanlar genelde hep ekonomi ve güncel ekonomik koşullarımız.

Ekonomideki değişimlerin, hayatımızın her alanına etkisi var. Alım gücünde azalma, işsizlik, yoksulluk oranındaki artış... Peki ya ekonominin psikolojimize etkisi? Ya da aile hayatımıza?

 

Bu durumun psikolojik açıdan olumsuz ilk etkilerini dilden dile dolaşan varsayımlar ve felaket senaryoları başlatıyor aslında. 'Zam gelecekmiş. Yoksulluk olacakmış. Kıtlık yaşanacakmış. …' -mış,-miş ler ile oluşturulup bizleri paniğe sürükleyen bu rivayetler. 

Evet bir kriz yaşanabilir, evet alım gücünde düşüş olabilir; dünya coğrafyasında var olan etkilerden biridir bu. Ancak kendi zihnimizde yarattıklarımız ve bize eşlik eden çevremiz ile kendimizi psikolojik açıdan daha fazla yoruyoruz. 

Yapmamız gereken, kendi içimizdeki panik tetikleyiciye bir küçük es verip 'Bu durumda ne yapabilirim?' i doğru şekilde değerlendirmek. Krizler yaşanan geçici süreçlerdir. Depresyon, kaygı gibi durumlar ile ruh sağlığımıza etki edebilir ancak bu süreçleri bilhassa psikolojik açıdan en az hasarla atlatabilmek adına daha sakin kalmak, bu süreçte aile üyeleri ile bütün olmak, birbirimizi her konuda desteklemek önemli.

 

Ailede mi kriz?

Yaşanılan bu koşullar aile hayatına da etki eder; işsizlik, alım gücünde azalma aile içerisinde de gerginliklere yol açar. İşin içerisinde çocuklar olduğu zaman bu kaygı durumları ve mutsuzluk daha da artar. Onlara yetememe korkusu, geleceklerine dair duyulan endişe, belirsizlikler içimizdeki bu karmaşayı daha içinden çıkılmaz hale getirir. Bu yaşananlar zaten evlilik içerisinde sarsıcı etkiye sahiptir ama aslında iki yol çıkar önümüze:

1) Birlik olmak, zorluklar ile beraber başa çıkmak

2) Kendi iç çatışmalarımız ile desteklenen aile içi çatışmalar ile evliliği -resmi yolla ya da ruhen- sonlandırmak

 

İlk yolu tercih edenler genellikle başa çıkma yetisi daha gelişmiş ve bağlılık ile ilgili pek de sorun yaşamayan çiftler oluyor. Birbirlerine zorluklara karşı destek olarak, doğru iletişim kurup karşılıklı ruh hallerine anlayış gösteriyorlar. Umudunu birey olarak ve aile olarak korumayı başaranlar bu süreci en az hasar ile atlatıyor.

 

İkincide ise aslında daha çok içten hasarlı ilişkiler yer alıyor. Zemini sağlam olmayan, aralardan sızıntı yapan ilişkiler 'birlik' olamayıp bu zorlukları ilişkilerinde ağır hasar ile sonlandırıyor.

 

Ekonomik krizler, işsizlik, gelir kaybı.. Bunları değiştirebilme imkanımız yok ancak önemli olan kaygımlarımızı kontrol altına alıp bu süreci psikolojik açıdan en az hasar ile atlatmak. 

 

Aile danışmanı/Cinsel terapist 

              İrem Tunçer