baskentpostasi @ gmail.com

SEMİH KIBRIS (Uluslararası İlişkiler Uzmanı ve Uluslararası Hukuk Uzmanı)

EKÜMENİK PATRİK.! İLK ERMENİ KAYMAKAM.!

"Ekümenik Patrik" kavramını TC' de kullanmak Vatan hainliğine eşdeğerdir.!
TC' ne düşmanlıktır, Türklüğe düşmanlıktır.! Kullanan iyi niyetli değildir.

Değerli dostlar elbette gayri müslüm tüm azınlıklara, ayırımsız saygılıyım. Demokratik bir Ülke olan , hatta iddialı bir cümle ama doğru cümle , Dünyanın en güvenli ülkelerinden biriyiz.
Ancak Ekümenliği Evrensellik anlamında, ileride toprak isteme, toprak alma beklentisinde olarak kullananlara , " hadsizlik yapmayın, durun bakalım " da derim.
Gazi Üniversitesi Uluslararasıİlişkiler ve Uluslararasıhukuk uzmanı olarak
Fener Rum Patrikhanesi Patriği Dimitri Bartholomeos'un, Patrikhanenin ve de bazı içimizdeki hainlerin zaman zaman “EKÜMENİK PATRİK” kavramını kullanması nedeniyle, bu konuda siz değerli dostlarımı bilgilendirmek ve bu tehlikeli cümleyi,kavramı kullanan hadsizlere de yanlışı göstermek isterim.

Tüm azınlıklara saygılıyız, başımızın üstünde yerleri var derken bunu şahsım adına sadece ben demiyorum. Devletimiz, Hükümetimiz, Başkomutanımız ,ilk seçilmiş Cumhurbaşkanımız , Başkanımız , sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'ın ve Ak Parti'nin de bakışı bu yönde...Bakın bunun en büyük göstergesi Türkiye Cumhuriyetimizin ilk Ermeni Kaymakamı da atandı.Türkiye Ermeni toplumundan bir isim Cumhuriyet tarihinde ilk kez resmi görev alacak. Geçtiğimiz yıl kaymakamlık sınavını kazanan 27 yaşındaki Berk Acar, girdiği mülakatta da başarılı olmuştu. Acar, Denizli'nin Babadağ ilçesinin kaymakamı oldu.

Gelelim ana konuya, Ekümeniklik evrensellik anlamına geliyor.
Eğer Fener Rum Patriği ekümen sıfatını alırsa Türkiye Devleti , Patrikhane'ye müdahale edemez.
Patrik ekümen olduktan sonra mutlaka toprak isteyecektir.
Asıl amaç da zaten budur. İstanbul'u bir şehir devleti haline getirmektir.Dolaylı yoldan da
esas amaç Türkiye’ye ve Ortodoks dünyaya operasyon çekmektir.!

Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı’nın son dönemindeki tüm isyanların organizatörüydü.
Pontus Rum ve Mavri Mira Cemiyetlerinin faaliyetlerinin en merkezindeydi.
Yunan işgalini desteklediler.
Kurtuluş Savaşımız bunlara karşı verildi.
Cumhuriyet yönetimi bunlarla mücadele etti.

Türk Ortodoksları, Papa Eftim liderliğinde bunlarla mücadele etti, Türk Ortodoks Patrikhanesi’ni kurdular.
Moskova kilisesi, Sırp Kilisesi, Türk Ortodoks Kilisesi bunları tanımıyor.Tanımayı düşünmediklerini de beyan ettiler.
Kimin evrenseli bu…
Amaç Türkiye’ye ve Ortodoks dünyaya operasyon çekmek.!

30 Ocak 1923’te Yunanistan ile aramızda imzalanan “ Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Mukavelename” de Patrikhanenin durumu ve statüsü ile ilgili bir hükme,karara yer verilmemiş; bu mukavele ile Türkiye’de yaşayan Rumlarla Yunanistan’da yaşayan Müslüman Türkler yer değiştirmişler, İstanbul ve Bozcaada ile Gökçeada’daki Rumlarla Batı Trakya’daki Müslüman Türkler mübadele dışında bırakılmışlardır.

Aynı şekilde, tüm azınlıklar konusunda Türkiye’nin temel hukuki dayanağını oluşturan
24 Temmuz 1923’ de imzalanan Lozan Antlaşması’nda da Patrikhane ile ilgili bir hükme yer verilmemiş, Patrikhanenin İstanbul’da kalması karşılığında mübadele dışı tutulan Rum cemaatinin dini bir kurumu olarak kalacağına, siyasi bir faaliyetinin bulunmayacağına ilişkin katılımcı ülke delegasyonlarının sözlerinin senet olarak kabul edildiği belirtilerek, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ile ruhanî meclisinin yetki alanı İstanbul başpiskoposluğu ile Bozcada ve Gökçeada bölgesi Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı tutulmuştur.

Lozan Antlaşmasının azınlıkların korunması başlıklı 38-44. maddelerinde gayri müslim Türk vatandaşlarının statüsü açıklanmıştır. Buna göre: azınlık statüsüne alınan vatandaşlarımızın dini serbestiyet içerisinde kendi dilleriyle ibadet ve eğitim yapmaları, ayrıca ibadethaneleri ile mezarlıklarını korumaları hususunda gerekli kolaylığın gösterileceği taahhüt edilmiş, Antlaşmanın 45. maddesinde ise Türkiye’nin azınlıklara tanıdığı bu hakları Yunanistan’ın da Batı Trakya’daki Türk azınlığına tanıyacağı taahhüdü yer almıştır.

Kısaca ; Lozan Antlaşmasının müzakereleri sırasında durumu uzun süren tartışmalar sonunda belirginleşen Patrikhane Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile yeni bir statüye dönüştürülmüş bulunmaktadır. Bu durum çerçevesinde Patrikhane, Türkiye’deki Rum azınlığın bir kilisesi olarak sadece dini yetkileri haiz bir kilise niteliğinde Antlaşmanın “ Azınlıkların Korunması ” başlıklı çerçevesinde anlaşılması gereken dini bir kurumdur. Yunanistan’ın uygulamasının tersine, Türkiye’de din görevlilerini kendilerinin seçme özgürlüğü bulunmakla birlikte Patrikhane’nin siyasi-yönetsel açıdan “ ekümenik ” vasfı bulunmamaktadır.

Özellikle Rum olmayan diğer Ortodoks kiliselerinin işlerine dönük müdahalesinin yargıya taşınması sonucunda Yargıtay 4. Dairesinin E:2005/10694, K.2007/5603 sayılı kararında:
“ Egemen bir devletin kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesi, Anayasanın 10. maddesinde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemez. Bu nedenle Patrikhanenin ekümenik olduğu iddiasının, yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. İstanbul Valiliğinin 6 Aralık 1923 tarih ve 1092 sayılı yazılarından da anlaşılacağı üzere Patrikhanede dini ve ruhani seçimlere katılacak ve seçilecek kişilerin Türk Vatandaşı olmaları ve seçim sırasında Türkiye'de görevli bulunmaları gerekmektedir. Bu husus da, Patrikhanenin ekümenik sıfatının bulunmadığının açık bir göstergesidir. ” şeklinde vurgulanmıştır.

Ama ne gariptir ki Türkiye’nin azınlıklara tanıdığı bu hakları Yunanistan’ın da Batı Trakya’daki Türk azınlığına tanıyacağı taahhüdü yer almasına rağmen Türk azınlığa farklı mezalimlikler yapılmaktadır.Türk azınlıklar Asimile edilmekle karşı karşıyadırlar.

Ez cümle , sonuç olarak; Lozan anlaşması tutanakları ile Yargı kararlarında Fatih Kaymakamlığına bağlı dinî bir kuruluş olarak kabul edilen Fener Rum Patrikhanesinin
“ ekümeniklik ” iddiası hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Bunları Evrensellik / Ekümeniklik anlamında, ister rumlar ister içimizden birileri iddia ederse, kullanırsa Vatan Hainidir, suç islemiş olur.

Hülasa Hadsizlere meydanı bırakma niyetimiz yoktur. Bardağı taşırmadan, Rum cemaatinin dini bir kurumu olarak kalmalılar, siyasi bir faaliyet içine girmeden, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ile ruhanî meclisinin Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılayıp, yerlerine otursunlar... Hoplama, zıplama yapmasınlar. NOKTA

Hoşca kalın,
dostça kalın.

Semih Kıbrıs.

17 ağustos 2022