baskentpostasi @ gmail.com

ERDOĞAN İLE GÖRÜŞTÜM

Ne mutlu bana ki,

ülkenin sorunlarını gündeme getirme şansını yakaladım…

Kimseye kolay kolay nasip olmaz...

*

Erdoğan’la bir araya gelme fırsatı hâsıl oldu.

*

Neler konuştuk?

Kısaca özetleyeyim:

*

“Sayın Cumhurbaşkanım” dedim....

*

“Ülke sizin 2002 de ‘boşaltın lojmanları halkın içine karışıyoruz’

dediğiniz zaman diliminden farklı bir boyuta geçti…

Artık o mazlumun yanında duran imajınızı

kaybetmek üzeresiniz…

*

2007-2008 yıllarına kadar size oy vermeyenler,

‘Erdoğan bizim ideolojimize ters oy da vermeyiz ama…

çalışmalarını takdir ediyoruz’ derken …

Bugün nefret söylemi içine girdiler.

*

Seçmenin en az yüzde 70’inin sevgisini kazanacak bir konumdayken,

Yüzde 50 altı tehlikesine yakın, hatta çok yakın vaziyete geldiniz…

*

Neden?

*

Örnek:

Yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul adayları yanlıştı,

Bu kararınızdan da dönmediniz...

Israrcı oldunuz…

Ankara’da 'hayır ben bu adama oy vermem diyen; Kasap Ali, Manav Mehmet, Ayakkabı boyacısı Salih, Memur Hüseyin, İşçi Recep ortadayken…

Ve durumu net bir şekilde görmelerine rağmen,

Siz göremediniz” dedim…

*

Cevap vermeden dinlemeye devam etti…

*

“Gazeteci olarak, tüm siyasi parti liderlerine ulaşıyorum…

Bana bir telefon kadar yakınlar…

AK Parti’nin ise bırakın genel başkan yardımcısına ulaşmayı,

İl başkanıyla bile konuşamıyorum”

*

Sonra…

“Sonra” dedim,

“Siz...

Neden…

Neden kendinizi size oy vermeyen insanlardan uzaklaştırdınız ?

'oyunuza ihtiyacım yok' tavrına girdiniz?

*

Üzülüyorum…

Üzülüyorum” dedim ve devam ettim:

*

“Halktan kopuk olmamanıza rağmen,

Neden insanlardan uzaklaşan bir görüntü sergiliyorsunuz ?

*

Dün;

engellilere, dul ve yetimlere, yaşlılara

selam bile vermeyen otoritelerden

Bugün;

tüm bu insanları baş tacı eden bir yönetim var…

idrak edebiliyoruz...

Milletimiz yüzlerce felaket yaşadı,

Depremler, seller, ekonomik yaptırımlar, işgal girişimleri,

hastalıklar…

Hepsinin üstesinden gelen bir hükümet var...

Yaşadığımız faciaların sadece birini…

Evet sadece birini 2002 yılı öncesi yaşasaydık…

Bittiğimizin resmiydi…

anlıyoruz.

*

Ama...

*

Çabanızı, duyarlılığınızı vatandaş takdir ediyor ama…

Hizmetlerinizi, söylemlerinizle

'kara deliğe' terk ediyorsunuz.

*

Ömer Seyfettin’in diyet kitabını mevcut durumu izah etmek için çok kullandım…

Hani ‘kolunun kesilmesini ben engelledim’ diyen Kasap Hacı Mehmet vardı ya…

Koca Ali’ye “ ben olmasam kolun kesilecekti” diyen…

Kurtarmıştı Koca Ali’yi fakat...

Filmin sonu,

Kolunu kesip atan ve ‘al diyetini’ diyen Koca Ali sahnesi ile bitmişti.

*

Bugün geldiğimiz nokta her ne kadar Ömer Seyfettin’in söylediği kadar,

dramatik olmasa da…

Halktan uzak kişilerin teşkilatları doldurduğu, söylemlerinizin artık itici olduğu gerçeğini değiştirmiyor…

*

Türkiye’yi karış karış geziyorum…

*

Muhalefetin bir il başkanı,

'eskiden Ak Parti il başkanlığı erken saatte kapatılırdı,

Şimdi ise gece geç vakitlere kadar ışıkları yanıyor' dedi...

Rakipleriniz çıktığında mı çalışmaya başlamalıydı bu insanlar” dedim…

*

Sabırla dinledi…

Dinledi…

Dinledi.

*

Son olarak şunu söyledim,

“Terör örgütleri hariç, Türkiye’nin tamamının sizi seveceği bir şansı kaybediyorsunuz…

Sizden nefret edenler olabilir…

Karşılık vermeyin…

Millete hizmet etmeye devam edin…

Biz vatan düşmanları kim biliyoruz, müsterih olun…

*

Size ve vatana yapılacak müdahalede,

15 Temmuz’da nasıl sokağa çıktıysak yine çıkarız…

Emin olun…” dedim…

Ve..

Sonra vedalaştık.

*

O vakit uyanmışım…

Saat 04.20 olmuş…

Ve an itibarıyla da yazdım…

saat 05.35...

Biraz sonra da Başkent Postası’nda paylaşacağım.

*

Sağlıcakla kalın.