baskentpostasi @ gmail.com

Yazımın başlığına bakıldığında sanki bir film ismi, sanki bir roman ismi gibi geliyor insana. Bir film ve bir roman bazen bir ömrü anlatır. Ben de geçen hafta GATA’da 7 Gün geçirdim!..  O yedi gün içinde sanki bir ömür gelip-geçti gözlerimin önünden. O yüzden yazımın başlığını “GATA’da 7 Gün” koydum.

Değerli okuyucularım, bazen şehirlerarası yolculuklar, bazen özel ve yoğun sorunlar ve bazen de sağlık problemlerimden dolayı kısa süreli de olsa yazılarıma ara vermek zorunda kalıyorum. Geçen hafta da öyle oldu… Bu sefer (yazıma başlarken belirttiğim gibi) yine sağlık sorunu…

14 Eylül 2023 – 20 Eylül 2023 tarihleri arası yazamadım. Geçen hafta aniden rahatsızlandım. Önce başım döndü, gözlerim karardı ve midem bulanmaya başladı sonra da istifralar… Ve ishal… Geçer dedim evde dinlenmeye geçtim. Bırakın geçmeyi her on dakika da tuvalet/lavabo: kusmalar ve istifralar… Hanım zorluyordu hastaneye gidelim ben ise ‘geçer’ diyordum. Geçmek bilmiyordu, zaman geçmiyordu tam 24 saat devam etti… Artık ikinci gün hanım beni dinlemedi sevip-saydığım ve değer verdiğim arkadaşlardan Nihat kardeşimi arıyor ve beni evden alıp acilen GATA’ya (Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi) yatırıyorlar.

Önce ACİL: muayene, kan ve idrar tahlilleri… Sonuç korkunç!.. Doktorlar böbrekler iflas etmiş dediler. Ayrıca bağırsaklarda iltihap varmış… Ve enfeksiyon…  O gece ACİL’de gece yarısı… Ve sonra DAHİLİ BÖLÜMLER BİNASI ve YATIŞ… Sağolsun beni eşimle birlikte hastaneye götüren Nihat, Abdurrahman ve X kardeşim ‘oda’ yatışına kadar yalnız bırakmadılar. Sabaha yakın evlerine gidebildiler.

GATA’da (Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi) doktorları, hemşerileri ve hastabakıcıları tam bir hafta boyunca (gece-gündüz) öyle bir tedavi uyguladılar ki… Bir yanda böbrekleri eski haline getirmek, bir yanda vücudu sıvı ile besleyip ayakta tutmak, bir yanda da bana sürekli moral vererek motive etmek… Onlar için de kolay değildi… Yanlış anlaşılabilir, sadece bana değil bütün hastalarımızla aynı şekilde ilgileniyorlardı.

Oda da yalnız değildim. Bir de oda arkadaşım olan benden yaşlı (75) bir Hayrettin Amcamız vardı. Fakat yatalaktı… Ailesi; hanımı, çocukları nöbetleşe refakatçı olarak gelip-gidiyorlardı. İyi insanlardı. Babalarının yanına gelemedikleri zaman özel tuttukları hastabakıcılar. Onlar da çok iyi insanlardı. Ayrıca Nihat, Abdurrahman, Levent, Av. Mustafa, Mirza Abi, Baki gibi çok değerli dostlarım gerek ziyaretime gelerek gerekse telefonlarla beni yalnız bırakmamışlardı. Hepsinden Allah(cc) razı olsun.

Telefona Başkent Postası’ndan Serdar Nalcı kardeşimin BAŞKENT POSTASI MEDYA GRUBU’NUN 4.Merhamet ve Emek Töreni’ne davet mesajı düşmüştü. Kendisine hastanede olduğumuzu mesajla bildirdik. Hemen geçmiş olsun dileklerini ileterek geri dönüş yapmıştı.

Bir hafta boyunca sürekli kan ve idrar tahlilleri… Hemşerilerin her saat başı rutin kontrolleri…  Sürekli sıvı takviyesi ve serum… Tam 5 gün boyunca hiçbir şekilde uyamadım. 5 gün boyunca, hem de her yarım saat kusma ve ishal… Nasıl uyuyacaksın ki… Yediğim, içtiğim her şeyi çıkartıyordum… Atmış olduğum haplar bile geri çıkıyordu… Ve 6. gün ishal aniden kesildi… Aynı gün bir şeyler yemeye başladım… İlaçlarımı/haplarımı atabilmiştim.

Taburcu olmadan son iki gün önce vücudum öyle hızlı bir süreç içinde iyileşme gösterdi ki… Adeta mucize oluyordu… Ayağa kalkabiliyor, konuşabiliyor, yiyebiliyor, içebiliyordum… İlk defa hastanede geçen 6. gün gece çok rahat uyuyabilmiştim. Vücudum dinlenmişti… Ve 7. gün… Bir gön önce doktorlar ve hemşerilere sormuştuk, tedaviler ne kadar sürer, ne kadar daha hastanedeyiz diye… Onlar bir hafta, iki hafta belli değil demişlerdi.

Ve GATA’da 7. gün…  Sabah kalkmışım, moralim iyi, kahvaltımı yapmışım, ilaçlarımı almışım, kolumda serum takılı… Tahlil için yine kan alındı. Öğle öncesi VİZİT: koşuşturmaca, hoca, doktor, asistan ve hemşeriler… Hepsi bizim odadalar… İkindi olmuştu, ilk defa koluma serum takılmamıştı!.. Neden diye düşündük?! Ve aniden bir hemşire girdi ve taburcusunuz dedi.  Hanım ile birlikte doktorların yanına gidip durumu öğrendik. Evet, tehlikeyi atlatmıştık. Gerçekten taburcu olmuştuk.  Bundan sonra evde kendi kendimizi tedavi edecekmişiz.

Son söz olarak derim ki SAĞLIK, SAĞLIK, SAĞLIK diyorum. Allah(cc) hepimizi ÖLMEDEN önce SAĞLIĞIN/YAŞAMIN, yine SAĞKEN/YAŞARKEN SAĞLIĞIN değerini bilenlerden etsin…