baskentpostasi @ gmail.com

Değerli dostlar; bir önceki yazımda belittiğim gibi İslam dininden kaçma eğiliminin bir izahı ve önemli sebepleri olmalıdır. Bu sebepler bazıları için ekonomik, bazıları için sosyolojik ve bazı gençler için psikolojik, hatta bazıları için hepsi olabilir.
İstanbul Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde görev yapmış olan Mehmet Ali Büyükkara’ya göre bu kaçışın en önemli sebebi dili, şekli ve belki ibadeti ile dindar olanların ahlak, dürüstlük, samimiyet ve haram hassasiyetinde sınıfta kalmalarıdır. Büyükkara ayrıca, dindarlığın eskiye oranla çok daha özgür şekilde sergilenme imkanının bulunduğunu, bunun dine yakınlaşmaya değil, aksine dinden uzaklaşmaya sebep olduğunu ifade ediyor.
Devlet yönetiminde bulunan bakan ve bürokratların yolsuzluk, rüşvet gibi olaylarda adının geçmesi, dini temsil ettiği düşünülen Diyanet İşleri başkanlarının lüks arabalara binip, lüks harcamalar yapması, yöneticilerimizin adam kayırmaları, yönetimde adaletsizlik, hukuksuzluk, toplum genelinde görülen fukaralık ve geçim sıkıntısı özellikle gençlerimizi başka arayışlara sevk ediyor. Gençlerin “onlar dindar ise ben değilim” “onlar müslümansa ben onların dininden değilim” gibi aşırı ve tehlikeli tepkilerine sebep oluyor.
Tarikat ve cemaatlerin birbirini tekfircilik, sapkınlık ve hatta din dışı olmakla suçlamaları, sahte şeyhlerin türemesi güzel dinimizin içine hurafe sokulması, İslam dinini temsil ettiğini söyleyen ahlak fukarası zümrelerin varlığı, bazı tarikat ve cemaat yurtlarında yaşanan istismar olayları İslamdan kaçışı tetikliyor.
Zamanın ruhuna uygun dini eğitimin verilememesi, dinin ruhundan uzaklaşan abartılı anlatım biçimi, şekilcilik, dinin ve din kavramlarının gerekli gereksiz kullanılması, din adına şahıs ve grupların görüşlerinin dayatılması, insan aklının ve idrakinin dikkate alınmaması, olayların bilimsellikten uzak kendi kur’an ve sünnet anlayışına göre anlatılması, dinin siyasete alet edilmesi ve şahsi çıkarlar için kullanılması, sevdirici bir dil yerine yargılayıcı ifadeler kullanılması insanımızı camiden, gençlerimlizi İslam’dan soğutuyor. Bir gencin ifadesi aynen şöyledir; “AKP yüzünden ateist, CHP yüzünden islamcı oluyorum”.
Din adamlarının çelişkili açıklamaları, sosyal medyada yapılan İslam alehtarı propagandalar gençlerimizin kafasını karıştırıyor. Ayrıca İslam adına hareket ettiklerini söyleyen “ALLAH” deyip masum insanları katleden, kadınlarına, kızlarına, mallarına el koyan Taliban, İşid, El Kaide, Nusra gibi pek çok örgütün İslam dininin temsilciliğine soyunmaları bir çok gencimizin “İslam bunların yaptıkları ise ben müslüman değilim” diyerek dinden uzaklaşmalarına sebep oluyor.
Öyle ise çare ve çözüm nedir? En önemlisi siyasi irade tarafından dinimiz siyasete malzeme yapılmamalı ve şahsi çıkarlar için kullanılmamalıdır. Diyanet İşleri başkanından başlayarak müftüler, vaizler, imamlar, ilahiyat fakültesi hocaları, imam hatip okullarındaki öğretmenler mutlaka alanında özel olarak yetiştirilmiş, yaşantısı düzgün, karakterli insanlardan seçilmelidir. Tarikat ve cemaatlerin faaliyetlerinin İslamın özüne uygun olup olmadığı devlet tarafından denetlenmeli, din istismarlarına müsade edilmemelidir. Gençlerimiz sapık akımların etkisinden korunmalı ve İslam dininin gerçek yüzü öğretilmelidir. Gençlerimizin nefretini çeken kayırmacılığa, adaletsizliğe ve hukuksuzluğa son verilmelidir. Sonuç olarak İslam’ı temsil ettiğini söyleyenlerin söylem ve eylemleri birbirine uyumlu olmalıdır.