baskentpostasi @ gmail.com

Değerli okurlarım. Düne kadar Osmanlı’nın mahiyetinde huzur içinde yaşayan Yunanlılar, Bulgarlar, Karadağlılar ve Sırplar birleşip 8 Ekim 1912 yılında  Osmanlı Devleti’ne savaş açarlar. Tarihimizde  bu savaşlar Balkan Savaşları olarak adlandırılır. Aslen Arnavut olan, Yunan lisesinde okuyan ve Osmanlı Ordusunda görev yapan, Yemen Valiliği de yapmış olan Hasan Tahsin Paşa, diğer adıyla Kara Tahsin Paşa Selanik’teki 8.Kolordu Komutanlığına atanır ve Selanik’i müdafayla görevlendirilir. Ancak O, Kahramanca direneceği yerde, şehri savunmaya bile lüzum görmeden, 26 bin Osmanlı askeri ile birlikte Selanik’i Yunanlılara teslim eder. Silahları teslim alınan ve öldürülmeyeceklerine dair söz verilen 26 bin askerimiz üç gün içinde Yunanlılar tarafından hunharca katledilir. Böylece Balkan Savunması çöker. Tarihimizin utanç verici en kötü mağlubiyeti ile karşılaşmış ve 550 yıllık Türk Şehrini Yunanlılara teslim etmiş oluruz.

                Kara Tahsin’in akibeti ne oldu derseniz...  serbest bırakılır. Önce Fransa’ya ve sonra İsviçre’ye gider. 1918 yılında Lozan’da ölür. 1937 yılında Yunanistan’a yapmış olduğu hizmetlerden dolayı mezarı Selanik’e taşınır. Yunan vatandaşı olan oğlu ile beraber Selanik yakınlarındaki  Yunan Karakuvvetlerine ait bir müzenin bahçesine gömerler. Yunanlı yetkililerin her yıl ziyaret ettikleri önemli mekanlardan biri olur.

                Şimde gelelim günümüzün Kara Tahsini Yalım Eralp’e... Türkiye’nin adalar konusundaki  tavrına karşı çıkan, Yunan tezlerine destek veren ve adaların Yunanistan’a ait olduğunu öne süren bir zevattan bahsediyoruz. Bu zevat, lise öğrenimini ABD’de, yüksek öğrenimini Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinde görmüş, Dışişleri Bakanlığımızın muhtelif kademelerinde müsteşar, büyükelçi, Başbakan ve Cumhurbaşkanı danışmanlığı gibi çok önemli görevlerde bulunmuştur. Ve nihayet 2000 yılında emekli olmuş, büyükelçi ünvanını taşıyan bir zattır.

                Yunanistan yöneticilerinin, son zamanlarda ülkemize karşı hasmane tavırları ve düşmanca iddialarına karşı tavır alması ve milli menfaatlerimizi  koruyacak açıklamalar yapması gerekirken; “Bu adaların eğemenliği şartlı değildir. Böyle bir şey yok. Üç milin üstündeki adalar Yunanistan’ın...Türkiye bunu yıllarca kabul etti. Bunu tehlikeye sokmak Türkiye’yi  mütecaviz (saldırgan) bir devlet durumuna düşürür.” Açıklamasıyla Türkiye’nin itibarına gölge düşürmüş, tezlerini zayıflatmış, ve Yunanlılara bayram havası yaşatmıştır.

                Bu hadise, ikinci bir Kara Tahsin  vakasıdır. Demek oluyorki bu zatın elinde fırsat olsa Egedeki adaları Yunanlılara eliyle teslim edecektir.

                Kara Tahsin’in yaptığı “Vatan hainliği” ise bu zatın yaptığı da aynıdır. Yargılanmalı ve Türk vatandaşlığından atılmalıdır.