ramercbey @ gmail.com

Argoda bu “haberler kötü...” lafının devamı da var. “Haberler kötü, kolla g.....” diye konuşurlar.

Darılmayın ama vaziyet aynen böyle. LGBT sapıkları veya ilâvesiyle LGBTI (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans ve İntersex) şerefsizliğinin, Türkiye gibi kahir ekseriyeti Müslüman bir ülkede böylesine serkeşlik yapabilmesi hakikaten de kötü bir haberdir.

Dün “Eskişehir'de izinsiz LGBT yürüyüşü yapmak isteyen 10 kişi polis müdahalesiyle gözaltına alındı” haberi yayınlandı.

Biraz meşhur olmuş bir tv dizi oyuncusu olan H.E de sair çıplaklıkla şöhret olmuş akranları gibi nü pozlar vermiş arabasında. Karının pozlarını haberi okuduğum gazete  yayınlamamıştı çizgisi icabı ama diğerlerinde eminim boy boy yer almıştır.

Zaten bu rezaletlerin baş müsebbibi sapıklık medyasıdır. Gazeteler, televizyonlar magazinde bu denli serbest hareket edemeseler ne çıplaklıkla şöhret olunur, ne de halk bu kötü (ahlâka mugâyir) haberlere mâruz kalırdık.

* * *

AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ mütevazı mebus maaşıyla (40 bin liracık) geçinemiyormuş. Adamcağızın giderleri de ona göreymiş, danışmanlarından borç almış, bu sebeple de fena halde utanıyormuş!.

Asgari ücretin yenicek 5500 lira yapıldığı, halkın büyük bölümünün kıt kanaat, binbir zorluk içinde hayat mücadelesi verdiği ülkemizde bir (iktidar) milletvekili çıkıyor ve “milletvekili maaşımla geçinemiyorum” falan diyor!.

Sayın CB Erdoğan’ın bu (utanç içindeki) vekili istifaya zorlaması, en azından partiden disiplin kurulu kararıyla ihraç ettirmesi gerekmez miydi? Valla kendi bilir, yoksa 2023’te kendisi istifa edecektir...

Muhterem okurlarım bu haber de kötü, hem de inanın LGBT haberleri kadar kötü bir haberdir.

Memleket çok ciddî bir dar boğazdan geçiyor, TBMM’sinde ologanüstü bir çalışma gerekiyor durumu düzeltmek için. Fakat vekillerimiz yàni bizim adımıza bu işleri yapsınlar, gerekli kanunları çıkarsınlar diye seçtiklerimiz üç aylık tatili başlattılar bile.

Tevfik Fikret’i ve meşhur «Han-ı Yağma» şiirini gel de anma...

Şiir oldukça uzun ben az bir kısmını kendi yorumumu da katarak vereyim:

Bu sofracık, efendiler, ki -iltikama muntazır
Huzurunuzda titriyor- şu milletin hayatıdır;
Şu milletin ki muztarib, şu milletin ki muhtazır,
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun, hapır hapır.

Şerh edeyim: “Efendiler şu “ek” olanını da yaptığınız bütçe, az gelen vekil maaşlarınızdan dolayı sizin iştihanızı bekliyor, boşverin siz can çekişen her günü açlık sefalet içinde binbir ıstırapla geçen milleti, ekini de aslını da hapır hapır yutun gitsin, çekinmeyin hakkınızdır.”

Yiyin efendiler, yiyin; bu han-ı iştiha sizin;
Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!

Sanırım bu beyiti şerhe lüzum kalmadı. Hatırladınız mı bilmem, hani Elazığ'da bir vatandaş cep telefonuyla bir şelale önünde konuşuyordu. Sözler sosyal medyada TT olmuştu:

Ne diyordu adam? “Mükemmel manzara mükemmel. Görüyorsunuz anlatmaya gerek yok, konuşmuyorum. Vay şöyle olmuş, böyle olmuş konuşmam. Şırıl şırıl mükemmel anlatmayacağım. Neden anlatayım. Görüyorsunuz anlatmaya gerek yok, çünkü görüyorsunuz...”

Muhteremler siz de vaziyeti görüyorsunuz. Lâkin bedduâ etmeyin. Neden mi? Döner sizi vurur okuduğunuz belâ da ondan. Çünkü hepsini siz seçtiniz. Kavun değllerdi koklayıp seçesiniz ama insàn biraz cibilliyetlerine bakar, para babası adamlar seni düşünür mü? Bu kadarını olsun akıl edemediniz... 04.07.2022