baskentpostasi @ gmail.com

Kastamonu Baro’su   “İstiklal Savaşı’nda , İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy” konu başlıklı  çok güzel bir panel düzenlendi.

Panele  konuşmacı olarak Araçlı hemşehrimiz Av.Hüseyin Özbek ve ünlü tarihçi yazar Sinan Meydan katıldı.

Benim tarihe olan merakımdan ve ilgimden olsa gerek yaklaşık 2.5 saat süren panelin bir dakikasını bile kaçırmamak için dışarı çıkamadım!  Panel bu kadar önemli ve bu kadar değerliydi.

Ünlü yazar Sinan Meydan, her konuda olduğu gibi maalesef Mehmet Akif Ersoy’u da hak ettiği yere koyulamadığını bunun sebebinin de insanların Akif’i kendi siyasi düşüncülerine yerleştirmek istemelerinden kaynaklandığını katılımcılara anlattı.

Benimde çok beğenerek takip ettiğim ve her çıkan kitabını alarak okuduğum bir  tarihçi yazar Sinan Meydan.

Sinan Meydan’ın Mehmet  Akif Ersoy ile ilgili her açıklamasına katılıyorum ve destekliyorum. Sinan Meydan’ın   çok çok doğru tesbitleri var. Bu doğrulara nasıl ulaşabilir bir insan diye biraz kafa yoracak olursak. Cevabını bulmak o kadarda zor olmasa gerek.

Birincisi  iyi bir tarih eğitimi almalısın. İkincisi tarihe aşık olmalısınız. Üçüncüsü ise araştırmacı kimliğiniz olmalı. Bunların üçü de Sinan Meydan’da var.

Sinan Meydan  iyi bir vatansever. Tarihin siyasete alet edilemeyecek kadar  değerli ve kutsal olduğunu savunuyor. Tarih birilerinin  menfaatine  hizmet edecek diye  siyasi emellerine çıkar sağlamak adına değiştirilemez (!) ve  yozlaştırılamaz(!)  Sinan Meydan işte bunu savunuyor.

Mehmet Akif Ersoy’un Osmanlı Devleti dönemlerinde de önemli  projelere imza attığını ve hatta Balkan Savaşı’nda Balkan şehirlerini adım adım gezerek  halkı bilinçlendirdiğini ve hatta bir seferinde Akif’in Almanya’ya dahi giderek  Müslümanların yaşadığı bölgelerde emperyalist ülkeleri burada Müslüman ülkeleri zayıflatma projelerini  yüzlerine vurma cesareti gösteren bir din adamı, bir şair ve bir yazar olarak anlatıyor.

Günümüz Türkiye’sinde maalesef  iki tarafta ta tarihi hayallerindeki  yere sığdıramadıkları için kendi menfaatlerine hizmet etmesi için kafasındaki yere oturtmaya çalıştıklarını bunun son derece tehlikeli ve anlamsız olduğunu söyleyen  ve savunan Sinan Meydan Mehmet Akif Ersoy, Balkan Savaşı  döneminde Osmanlı Devleti tarafından oluşturulan “İrşad Ekibi” nde görev aldığını açıkladı. İrşad Ekibi’nde görev alanların şehir şehir gezerek emperyalist güçlerin kafasındaki kirli planları halka anlaşılır bir şekilde anlattıklarını söyledi. Akif’in de bunu o dönemde eksiksiz yerine getiriren bir vatansever olduğunu tarihi belgelerden öğrendiklerini açıkladı.

Devamında ise Mehmet  Akif’in  bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından İstiklal Savaşı başlarında İstanbul’dan  Ankara’ya çağrıldığını ve yeniden oluşturulan ‘İrşad Ekibi’nde görev almasını istediğini ve Akif’inde bunu  seve seve kabul ederek yollara düştüğünü açıkladı.

Sinan Meydan, Mehmet Akif Ersoy’u sahte belgelerle bazı çevreler bir yerlere yerleştirmek istiyor. Halbuki  bu hem Mustafa Kemal Atatürk’e hem de Akif’i yapılan en büyük haksızlık ve sayısızlıktır.

Mustafa Kemal Atatürk’ü doğru anlamak lazım. Onun hayatını okurken doğru tarihçilerden öğrenmek lazım. Doğru belgeler üzerindren  yolu çıkmak lazım.Aynı şey Mehmet Akif içinde geçerlidir. Yoksa bu iki değerimize de haksızlık etmiş oluruz.

Evet bende Sinan Meydan gibi  tarihi analiz eden akademisyenler kadar olmasa da kendi çapında Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Mehmet Akif’i analiz etmiş  birisiyim. Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Mehmet Akif Ersoy’u anlamak için o günkü şartlarda ve o günkü iklimde değerlendirmek gerekiyor.

Mesela Çanakkale Savaşı’nda  215 kiloğram ağırlığındaki bir top mermisini gıkı dahi çıkmadan kaldırabilen Seyit Onbaşı’yı hiç kimse anlayaz. Anlayamadı da… Savaştan sonra Seyit Onbaşı’ya ‘ bu kadar ağır bir top güllesini nasıl tek başına kaldırdın’  diye sorulduğunda şu cevabı verir. “ Bunu siz bu günkü rahat ortamda anlayamazsınız. O günkü ruhu yaşamış olsaydınız ancak anlayabilirdiniz!”

Şimdi anladınız mı ne demek istediğimi? Bizler bugün rahat ortamda, özgür bir vatanda ne Mustafa Kemal’in ruh halini nede milli şairimizi Mehmet Akif Ersoy’un o günkü ruh halini anlayamayız. İşte bu iki değerli ve büyük insanı anlayamadığımız için bugün hayatımızda nereye koyacağımızı  şaşırıyoruz.

Panale katılan Araçlı hemşehrimiz Avukat Hüseyin Özbek’in dediği gibi “ Mehmet Akif Ersoy, yerli ve millidir… Dahası organiktir” Fazla söze gerek var mı?

Ben Türkiye Cumhuriyetinin bir evladı olarak sağa sola, aşağıya , yukarıya çekmeden kafasında hesabı olmayan bir vatansever olarak “ Aldırma gönül aldırma, türküsünüde çok seviyorum. Çırpınırdı Karadeniz türküsünü de çok seviyorum. İkisinin de  değerli insanlar yazmış ve bestelemiştir. İkisinin de kendi dönemlerinde insanları etkilyen hikayeleri vardır. Olaya böyle baklam lazım. İki türkü de bizim için değerlidir. Bugünkü Türkiye’de maalesef Çırpınırdı Karadeniz türküsünü belli baslı kesim sahiplenmiş, Aldırma gönül aldırma türküsünü de maalesef belli bir kesim sahiplenmişdir. Ne yani ben ikisini de sevezmiyim?” diyerek olayı çok güzel bir şekilde örnekledi Hüseyin Özbek.

Ne kadarda güzel anlattın be hemlşehrim…   billahide benim duygularıma tercuman oldun. Ben iki türküyü de çok seviyorum.

İşte Hüseyin Özbek bunu anlatırken bir insanın Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Mehmet Akif Ersoy’u aynı anda sevemez mi ? sorusunun da cevabını veriyordu. Bende hem Mustafa Kemal Atatürk’ü hem de Mehmet Akif Ersoy’u çok seviyorum.

Bu paneli düzenleyen başta Kastamonu Baro Başkanı Avukat Özgür Demir’i ve tüm ekip arkadaşlarını kutluyorum.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarına ve de bu kutsal davaya sahip çıkan cephe gerisinde bu  kurtuluşa destek veren başta Mehmet Akif Ersoy olmak üzere Şehit Şerife Bacı gibi isimsiz kahramanlara selam olsun. Ruhları şad mekanları cennet olsun.

GÜNÜN SÖZÜ

“Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor. Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!”

(M.Akif Ersoy)