ramercbey @ gmail.com

Milletlerin tarihi masal değildir. Her vaka değil ama önemli bazı hadiseler yeni nesillere aktarılmalı, gelecek kuşakların pay, hisse çıkartmaları sağlanmalıdır. Zaten «Tarih» de (asıl cihetiyle) ibretâmiz hadiselerdir. Yoksa salt bir «kronoloji» değildir.

Kaldı ki kronoloji dahi, sadece bir tarihî vakanın gün ay ve yılının (ya da yalnızca senesinin) bilinmesi, bildirilmesi değildir. Olaylar arasındaki sebep-sonuç ilişkisi ve dahi uzun süreçli bir akışın tahlili mesabesinde zamanın tekâmül ve takallübâtını[1] deruhte eder.

Yakın tarihimizde nice kahredici vaka var. Yalan tarih bunları gizledi, yerine ulu bir tek adam mihverli sahtesini koydu. Hálâ hakkıyla itiraz edilebilmiş değil bu yalan tarihe...

Meselâ... 1950’de CHP iktidarı devrildi, Demokrat Parti başa geçti ve Tokat milletvekili merhum Ahmet Gürkan’ın teklifiyle bir kanun çıkartıldı gerçek Ezan serbest bırakıldı. İlle de Arapça Ezan okunacak, Türkçe Ezan okunmayacak diye bir hüküm getirilmedi ama bütün Türkiye’de on binlerce camide gerçek Ezan okunmaya başladı, bir tekinde bile Türkçe Ezana devam edilmedi. Sadece Kıbrıs Kemalistleri direndiler, bir müddet daha Türkçe okumaya devam ettiler.

Muhterem okurlarım bu Ahmet Gürkan merhum çok önemli bir şahsiyettir. Adalet Partisinden IX. ve X. Dönem Tokat, XII. Dönem Konya Milletvekili seçildi. Sıradışı bir milletvekiliydi.

Ezan tercümesinin 18 yıl Türkçe bağırtılmasından sonra aslına rücu ettirilmesi onun hamiyyeti iledir. İsmet İnönü ile sert tartışmaları olurdu. Mason localarını da kapattırmak istedi lâkin malûmâlileri Menderes’in bu tehlikeyi dikkate almaması yüzünden başarılı olunamadı.

Arzu edenler İlâhîyat Fakultesi Yayınları arasında bulabilir, «İslâm Kültürünün Garbı Medenileştirmesi» isimli faydalı ve bendenizin de kütüphanesinde mevcut nefis bir eseri de vardır. Allah gani rahmet eylesin 20 Şubat 1990’da Hakkın rahmetine kavuştu.

Başka bir hatırlatma:

Milli Mücadele (istiklâl yahut kurtuluş savaşımız) İslâmî bir hareketti. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi Hacı Bayram Camii’nde topluca kılınan namazdan sonra duâlar okunarak, kurbanlar kesilerek açılmıştır.

Ankara Valiliği Meclis’in açılmasından önce Kur’ân-ı Kerim ve Buharî-i Şerif hatimleri yaptırmıştır. Meclise ilk celsede başkanlık eden Sinop mebusu Şerif Bey “Bu meclis, sevgili Halife ve Padişahımızı, aziz vatanımızı kurtarmak için toplandı” meâlinde konuşmuş, bilahare kürsüye çıkan M. Kemal Paşa aynı sözü söylemiştir.

O günlerde Meclis’te yetmiş kadar sarıklı ulema ve şeyh bulunuyordu. Kendilerine ev tutamamış veya otel bulamamış milletvekilleri yatılı bir okulun yatakhanesinde geceliyor ve Ankara vali muavininin emriyle her sabah orada ezan okunup namaz kılınıyordu.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında ordumuzda üniformalı müftüler ve imamlar vardı. Alay müftüleri, tabur imamları. 50’li yıllarda (Menderes’li serbestlik döneminde) Müslümanlar çocuklarını subay ve öğretmen yapmak yerine doktor gibi paralı, itibarlı mesleklere yöneltince ordudaki dindar subayların sayısı giderek azaldı.

Bendenizin Hava Harp Okulu yıllarımda (1972-1975) oruç tutmak yasak, namaz kılmak da alenen mümkün değildi. Hele 28 Şubat sonrasında Müslüman subay, astsubay kıyımı doruk noktasına çıktı.

Tarihimizi hele yakın tarihimizin facialarını unatmayalım. Öyle ki, Türkiye’nin PKK terörü dahil tüm püsküllü belâlara dûçar olmasının asıl sebebini idrâk edebilelim. ABD’si bir yandan, AB’si öte taraftan Türkiye üzerine İslâm yüzünden çullanıp duruyorlar.

Geçmişte masonlar dönmeler eliyle ne yaptılarsa bugün de yapıyorlar. Şükür ki artık dirayetle bu saldırılar göğüsleniyor. Millet 15 Temmuz FETÖ ihaneti gibi durumlarda iktidarı kanıyla canıyla destekliyor. Bu sürerse her daim ordu da millet de iktidarı destekleyecektir. 23 Şubat 2021


-------------------------------------------
[1] Değişim, dönüşüm, tahavvül.