iremtuncer @ hotmail.com

İrem Tunçer (Instagram)

İrem Tunçer (Facebook)

 

'...Otomobillerin dışı,/Sinemaların kapısı,/Camekanlar bedava;/Peynir ekmek değil ama/Acı su bedava...Bedava yaşıyoruz, bedava. ' Orhan Veli

Kişinin yaşam sürecinde belli fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları vardır. Biraz gündem üzerinden gidip, ihtiyaçlarımızı ve Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini ele almak istedim.

Günümüz ekonomisine dair şöyle bir giriş yaptığımızda, insanların alım gücünde düşüş ve işsizlik oranında artış yaşandığı en belirgin çıkarım olur. Günlük dilimizdeki amiyane bir tabirle söylersek ‘bedavadan yaşıyoruz’ ; bu düşünce Orhan Veli’nin dizelerinde yer alan ‘bedava yaşıyoruz’ un oluşturduğu kinayeyi akla getiriyor. İhtiyaçlarımızı karşılamada güçlük çekiyoruz, güvenlik sorunları yaşıyoruz, sevdiklerimizle - özellikle pandemi süreci ile de bağlantılı- görüşemiyoruz, saygınlık konusunda çelişkiler yaşıyoruz ve kendimizi gerçekleştiremiyoruz. Maslow’a ait piramidin hangi katmanında olduğumuzu belki de bol bol sorguluyoruz.

Maslow’a ait piramit demişken…

Abraham Maslow yaptığı araştırmalar sonucunda kişinin ihtiyaçlarına bağlı olarak ihtiyaçlar hiyerarşisi, ihtiyaç piramidini geliştirmiştir. Sunmuş olduğu bu teoride alttaki ihtiyacı tamamlayan birey bir üst basamağa geçer.  Yani piramidin bir üst basamağına geçmek için alttaki tüm katların gerçekleşmiş olması gerekir.

Gelelim piramidin katlarına:

İlk önce fizyolojik ihtiyaçlar. Nedir bu fizyolojik ihtiyaçlar ? Yemek yeme, su içme, vücut sisteminde sağlamlık, boşaltım, cinsellik, uyku ve tabii ki nefes almak.

İlk adımı tam olarak sağlayabildikten sonra ikinci kata çıkmaya hak kazanıyoruz bu piramitte… Peki ikinci adım nedir? Güvenlik… Yani güven içerisinde yaşama ihtiyacı. Ailemizin güvenliği, iş güvenliği, evimizin güvenliği…

Sağlayabiliyor muyuz? Eğer yanıtınız hayır ise teoriye göre devamını gerçekleştiremiyorsunuz. Ama ben yine de cevabı evet olanlar için devam ediyorum. Üçüncü basamak sevgi ve aidiyet. Sevme ihtiyacı, sevilme ihtiyacı,toplumsal ilişkilerimiz ve pek tabii ikili ilişkilerimiz.

Dördüncü basamağa geldiğimizde ise saygınlık, gereklilik oluyor. Saygınlık nedir?  Saygı duymak ve saygı görmektir. Başarılarımız, değerlerimiz, takdir edilişimiz ve benliğimize olan özsaygıya sahip olduğumuz basamaktır.

Son basamak… Kendini gerçekleştirme… Kişinin farkındalığı, kendini keşfetmesi ve tatmin etmesi kişiye özgüven ve memnuniyet verir.

Beşinci basamağın, yenilikler ile kişisel gelişim alanında devamlılığı vardır.Yani beşinci basamak bitmez. Bir yeniliği tamamladıktan sonra, bir yenisi başlar.

Bu piramidin ilk iki basamağından sonraki basamakların kişinin bireyselliği ile şekillendiği söylenmektedir. Bu piramitteki sıralamaya ilerleyen süreçteki çalışmalarda yaşam doyumu da eklenmiştir. Diğer bir taraftan bu şekilde sırayla tamamlanmadığı ve sıralamanın da bireylere göre değişebileceğine dair de teoriler vardır.

Peki bizim yaşantımızda durum nedir?

Bana göre neredeyse Maslow tezini çürütebilecek yaşam koşullarımız var.  Yeme içme ihtiyacı tam olarak karşılanamazken bile kişisel tatmin bir parça gerçekleşebiliyor. Belki bir parça inançlarımızla, belki de bir abdal misali var olanın değersizliğini düşünmemizle ve ilahiyatla... Güvenlik ihtiyacı da aynı şekilde… Hatta güvenlik ihtiyacının tatminsizliği kaygıya dönüşebiliyor. Tabii ki bu konuda sosyal yaşamın gereksinimlerini ve kişinin kendini gerçekleştirmesindeki şartları göz önünde bulundurmak gerekir.  Kişinin elinde olmayan bu koşullar doğrultusunda; bu iki basamağı bir kenara bırakıp bakacak olursak da toplumsal öğretilerimiz, yaşam biçimlerimiz, ilişki örüntülerimiz çerçevesinde bizim için ilk basamak neredeyse sevgi ve aidiyet oluyor diyebiliriz.

Tabii sonucu bir halk tabiri ile bitirmek de uygun olacak sanki,

‘Sevgi karın doyurmuyor.’