iremtuncer @ hotmail.com

terapist İrem Tunçer (Instagram)

terapist İrem Tunçer (Facebook)

 

Cuma günü çocuklarımızda karne heyecanı vardı. Kimi sevinçli, kimi kısmen hüzünlü olsa da hepsi bu tatili bir şekilde hak etmişlerdi.

Uzun bir online eğitim süresinden sonra yüzyüze yapılan eğitimin ilk dönemi tamamlandı. Dersler,ödevler sınav dönemleri, üstüne üstlük bir de kontrol sağlamaya çalışan ebeveynler ile yorucu bir dönemin daha sonu diyebiliriz.
Karnelerdeki yüksek notlar ebeveynler için -gizliden kendilerine dair- övünç olur. Bu arada çocuğumuza da başarısına dair övgülerde bulunmayı unutmamak gerekir. Bu onların özgüvenlerini arttırır. Tabii ki dozunda olması önemli.

Diğer bir taraftan da düşük notlar bulunan karneler ve bu karneleri ebeveynlere göstermekten korkan çocuklar var. Çocuklarımıza düşük not taşıyan karnelerde öfkelenmemek, onları suçlayıcı, aşağılayıcı sözler söylememek, bir başkasıyla kıyaslamamak aslında bu noktada oldukça önemli. Ona bu dersle ilgili nasıl destek olabileceğimizi sormak, birlikte bu derse dair çalışmalar yapmak faydalı olacaktır.
Bunların yanında tabii ki en önemlisi onunla sohbet etmek, onu gerçekten anlamak... Okula ortamına dair, derse,öğretmenine, arkadaşlarına dair onunla konuşmak, belki biraz okul anılarımızdan biraz bu dersin anılardan bahsetmek; onu gerçekten anladığınızı hissettirmek ona iyi gelecektir.

Peki bu tatil nasıl geçmeli?

Tatilin, biraz düzende esneklik, biraz tembellik, boşluk, eğlence gibi keyif alınan şeyler ile tadını çıkartmak gerekir. Yapılabilecek belki de en büyük hata çocuklarımızı tatil sürecinde ders çalışmaya zorlamak ya da not sebebi ile cezalandırmaktır.
Birlikte oluşturabileceğiniz bir plan ile gün içerisinde belki bir saatlik bir süreyi ders çalışmaya ayırabilirsiniz. Ancak düşüncesine ve isteklerine saygı duymamız önemli, ev içerisindeki belli sorumluluklar haricinde çocuğumuza tatili zindan etmemeliyiz.
Çünkü sorumluluğunu yerine getirip bir dönem okuluna gitti ve o da dinlenmeyi 'yaşının' etkinliklerini yapmayı hak etti. Ona oyun oynama, televizyon seyretme, dışarı çıkma gibi tercihlerinde kısıtlamalar yapmak hak ettiğini ondan bir nevi almak oluyor.
Plan yapmak ve bu plana dahil olmak aslında çocuklarımız ile olan ilişkiler için çok önemli.
Çocuğun yapmak istediklerine saygı duymaktan bahsettik ama video izlemek, online oyun oynamak onların yapmak istedikleri içinde ise ne olacak? Burada da tabii ki ortak karar ve ortak zaman oldukça önemli. Çocuk aslında sizinle birlikte bir şeyler yaptığında, kaliteli zaman geçirdiğinizde belki de bu teknolojiye ihtiyaç duymayacak. Video bağımlılığının en büyük nedenlerinden biri ilgisiz ebeveynler. 'İzlesin ne olacak?' 'aman izlesin ben de işime bakayım' 'kendi kendine bilgisayar başında oyun oynuyor" cümlelerini bir çeşit bahane olarak kullanan ebeveynler çocuğu bilmeden bu bağımlılığa doğru itiyor. ( Bu konuyu önümüzdeki haftalarda daha detaylı olarak ele almayı planlıyorum.)

15 günlük bu tatil için birlikte bir plan tablosu oluşturabilir ; tabloyu oluştururken de onunla yapabileceğiniz aktiviteler, herkesin bireysel zamanı, ödevler gibi konular üzerine sohbet edebilirsiniz.

Yaşa göre değişkenlik gosterecek birkaç aktivite önerisi:

  • Birlikte film izlemek, (Film üzerine sohbet edip, film öncesinde tahmin şeklinde ya da film sonrasında birbirinize film ile ilgili sorular sorarak oyun şeklinde yapabilirsiniz.)
  • Online müzeleri ziyaret etmek. Konuya dair bilgi toplamak.
  • Birlikte puzzle yapmak
  • Boyama( artık büyükler için de boyamalar var, kendinize de bir boyama kitabı alabilirsiniz.)
  • Sokak hayvanlarını beslemek
  • Video eşliğinde dans etmek, taklit yapmak
    Ve tabii ki
  • -Şu soğuk karlı günleri göz önünde bulundurarak- kartopu oynamak

Yani asıl önemli olan çocuklarımızla sevgiyle vakit geçirebilmek..

'Sevgiyle' , iyi tatiller.