imuglu @ baskentpostasi.com

Bugün 27 Mayıs askeri darbesinin 60. yılı. Tarih 27 Mayıs 1960... Saatler saat 05.25'i gösterirken, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde demokrasiye vurulan ilk darbe, dönemin iktidar partisi Demokrat Parti'nin (DP) "ülkeyi baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü" ileri sürülerek Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik Milli Birlik Komitesi tarafından gerçekleşti.1946 yılının Ocak ayında kurulan Demokrat Parti (DP)’nin 14 Mayıs 1950 yılında iktidara gelmesiyle birlikte CHP’nin 23 yıllık hükümeti muhalefet konumuna düşmüştür. Siyasetten güçlü şekilde icraatlara başlayan DP Hükümeti, Haziran 1950'de darbe hazırlığı yapıldığı gerekçesiyle TSK'nin komuta kademesini emekliye sevk etti. Emekliye ayrılan isimler arasında dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdurrahman Nafiz Gürman, Kara, Hava, Deniz Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı ile 15 general ve 150 albay yer aldı. 2 Mayıs 1954 tarihinde Türk milleti yeniden sandık başına gitti. DP rekor kırarak oyların yüzde 57'sini aldı ve 502 milletvekili çıkardı. CHP ise hezimete uğradı ve sadece 31 milletvekili çıkarabildi. Bu tarihi yenilginin ardından itirazlar yüksek sesle dile getirilmese de oklar İsmet İnönü'ye çevrildi. İnönü de bu süreçten sonra muhalefetin dozunu artırdı. 1955 yapılında parti genel kongresinde Adnan Menderes başkan seçilirken muhalif görülen 9 milletvekili partiden ihraç edilmiştir. Bu ihraçları da 10 adet milletvekilinin vefa istifaları izlemiştir. İzleyen dönemde meclis kurulundaki tartışmalardan dolayı Sıtkı Yırcalı, Hasan Polatkan ve Fatih Rüştü Zorlu bakanlıklardan istifa etmişlerdir. İstifaların ardından bütün kabinenin istifası gündeme gelince de Adnan Menderes dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a hükümetin istifasını sunmuş ve hükümet düşmüştür.[1]

Cumhurbaşkanının yeni bir hükümet kurulması istemi üzerine Adnan Menderes 9 Aralık 1955 tarihinde 22. hükümeti kurmuştur. 22. Hükümetin ömrü de 1957 seçimlerine kadar sürmüştür. 1957 seçimlerinde DP 519, CHP 173 ve Cumhuriyet Millet Partisi (CMP) ise 4 koltuk kazanmıştı. Seçim sonuçlarına göre 25 Kasım 1957 tarihinde 23. Cumhuriyet Adnan Menderes tarafından kurulmuştur ve bu dönemden itibaren siyasi karşıtlıklar ivmelenmeye başlamıştır.[2] DP 1958 meclis konuşmasında CHP’ye faaliyetlerinden dolayı gözdağı vermeye başladığında CHP’den bir karşı açıklama gelmiş ve "CHP, Cumhuriyetin ve hükümetin koruyucusu olduğu için demokrasinin en büyük garantörüdür" denilmiştir. Bu sıkıntılı dönem yaşanırken kışlada da değişiklik sinyalleri gelmeye başlamıştır. 22 Ağustos 1958 tarihinde Genel Kurmay Başkanlığına Rüştü Erdelum, Kara Kuvvetleri Komutanlığına Orgeneral Cemal Gürsel getirilmiştir. Fakat siyasiler arasındaki ipler gerilmeye devam etmiştir. İsmet İnönü ve Menderes arasında yaşanan “idam sehpası” ve “yumruk atma” polemiği tarafları birbirine daha da karşıt hale getirmiştir. "Yeter söz milletin" sloganıyla halkın karşısına çıkan Demokrat Parti'nin ilk icraatlarından biri, Arapça ezanı serbest bırakmak oldu. DP, Arapça Ezan yasağını kaldırılması ile birlikte "Cumhuriyetçi yapıyı yıkmaya çalışmak ve Cumhuriyete ihanetle itham edilmiştir ve Celal Bayar Arapça Ezan yasağının kaldırılmasını köşkte uzunca süre bekletmiştir. Menderes de bu süreçte tepki olarak İsmet İnönü'yü paralardan çıkartmıştır. Bunun üzerine Üniversiteler, Harp Okulları ve milletvekilleri karşıt söylemlerle orduya mesajlar göndermeye başlamışlardır. Ordu ise bu sürede ABD’nin Menderes ile çatışmasını beklemiş ve beklenen olmuştur. Menderes bu dönemde ABD’den beklediği desteği göremeyince denge politikası güderek Sovyet Rusya ile ilişkilerini kuvvetlendirme yoluna gitmiştir.[3] Gündemde bunlar yaşanırken Başbakan Adnan Menderes Türkiye ve Yunanistan görüşmeleri için Londra’ya hareket etmiştir. Menderes’in uçağı 17 Şubat 1959 tarihinde Gatwick Havaalanı yakınlarında düşmüştür. Yaşanan uçak kazasında 14 yolcu hayatını kaybederken Adnan Menderes mucizevi şekilde kurtulmuştur. 1959'un Nisan ayında CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Batı Anadolu illerini kapsayan bir geziye çıktı. CHP'liler geziye "Büyük Taarruz" adını verdi.[4] 1960 yılında iç siyaset daha da kızışmıştır. Siyasiler arasındaki söz düelloları günlük hayatın bir parçası haline gelmiş, karşıt eylemler daha da ivmelenmiştir. CHP otobüsleri Çanakkale ve Denizli’de saldırıya uğramış, saldırılardan sonra CHP, DP ve Said Nursi arasında bir antlaşma olduğu iddialarını kuvvetlendirmiş, fakat Adnan Menderes 8 Ocak 1960 tarihinde bir meclis konuşmasında bu iddiaları yalanlayarak CHP’yi “nifak cephesi” olarak nitelendirmiştir. CHP üzerindeki bu baskılar devam ederken İnönü tarafından DP cephesine bir uyarı mesajı gelmiştir. DP cephesinde bu bir kışkırtma olarak görülmüş ve 18 Nisan 1960 tarihinde CHP hakkında basın ve faaliyet soruşturması açılmıştır.[5] Nisan 1960'ta TBMM'de gazete ve dergilerin "yıkıcı, gayrimeşru ve kanun dışı" faaliyetlerini inceleyerek meclise bildirmek için Ahmet Hamdi Sancar başkanlığında kurulan Tahkikat Komisyonu meclis ile ilgili bütün neşriyatı yasaklayınca DP-CHP ilişkisi daha gerginleşmiştir. CHP'lilerin konuşmaları basına yansımadan elden ele dolaşmıştır. DP yönetimi bu konuşmalarını "İhtilal beyannameleri" olarak adlandırmıştır.[6]28 Nisan'da İstanbul'da 29 Nisan'da Ankara'da çıkan öğrenci olayları şiddetle bastırıldı. 28 ve 30 Nisan 1960 tarihlerinde polisle öğrenciler arasında çıkan çatışmalarda öğrencilerin hayatını kaybetmesi ve Turan Emeksiz isimli öğrencinin ölmesi ülkedeki ortamı kutuplaşmaya sürükledi.[7] DP mitingi için Kızılay Meydanı'na gelen dönemin başbakanı Adnan Menderes, bir anda kendini protestocuların arasında buldu. Hatta şair Cemal Süreya'nın aktardığına göre Vedat Dalokay, Menderes'in “Ne istiyorsunuz?” sorusu üzerine başbakanın yakasına yapışıp “Hürriyet istiyoruz!” demişti. Menderes ise şu soruyla cevap vermişti: “Başbakanın yakasına yapışıyorsun, bundan büyük hürriyet olur mu?”[8] Adnan Menderes, 28-29 Nisan ve 5 Mayıs olaylarından sonra üniversite hocalarını gençleri kışkırtmakla suçlamış ve onlardan "Kara Cübbeliler" olarak söz etmeye başlamıştır.[9] Ve kara lekenin tarihi 27 Mayıs günü Kurmay Albay Alparslan Türkeş tarafından Ankara Radyosundan okunan bildiriyle ''ihtilal'' duyuruldu. Bildiride, şu ifadeler kullanıldı:" Sevgili vatandaşlar! Dün gece yarısından itibaren, bütün Türkiye'de, deniz-hava-kara Türk Silahlı Kuvvetleri, el ele vererek, memleketin idaresini ele almıştır. Bu hareket, Silahlı Kuvvetlerimiz’ in müşterek işbirliği sayesinde, kansız başarılmıştır! Sevgili vatandaşlarımızın sükûn içinde bulunmalarını ve resmi sıfatı ne olursa olsun hiç kimsenin sokağa çıkmamalarını rica ederiz.. Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır. Bu harekâta Silahlı Kuvvetlerimiz, partileri içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır." Milli Birlik Komitesi tarafından gerçekleştirilen darbe sonrasında, bütün antidemokratik yöntemler devreye sokuldu. Milli Birlik Komitesi, Anayasa ve TBMM'yi feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, hükümet üyeleri, DP'li milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ile asker ve bazı üst düzey kamu görevlileri gözaltına alındı. Yassıada'daki yargılamalar, 14 Ekim 1960'ta başlayıp 15 Eylül 1961'de karara bağlandı. Toplam 19 dosyada toplanan davalar, "anayasayı ihlal" davasıyla birleştirildi. 592 sanıktan 288'i için idam istendi. Kararı açıklayan Yüksek Adalet Divanı, 15 sanığı idam cezasına çarptırdı. Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar, eski Başbakan Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam kararları oy birliğiyle alındı. Celal Bayar hakkındaki karar, yaş haddi nedeniyle müebbet hapis cezasına çevrildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de sabaha karşı, o gün başarısız bir intihar girişiminde bulunan Adnan Menderes ise İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra saat 13.21'de idam edildi. TBMM tarafından 11 Nisan 1990'da kabul edilen bir kanunla Adnan Menderes ve onunla birlikte idam edilen arkadaşlarının itibarları iade edildi. Aynı kanun uyarınca Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun naaşları, 17 Eylül 1990'da İmralı'dan alınarak devlet töreniyle İstanbul Vatan Caddesi'nde yaptırılan anıt mezara taşındı.

Günümüzde bile hala 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat darbeci zihniyetini yaşatmaya çalışanlara asla geçit vermeyeceğiz! 27 Mayıs Darbesini lanetliyor, Adnan Menderes ve arkadaşlarını rahmetle anıyorum.

 

                                                                                          Dr. İmbat MUĞLU

 

 

 



[1] Cumhuriyetin İlk Darbesi Cumhuriyet.com.tr
[2] 27 Mayıs 1960 Milliyet

[3] 27 Mayıs Darbesi Ne İçin Yapılmıştı? Dünya Bülteni 

[4] Şevket Süreyya Aydemir, a.g.e., s.281.
[5] Cumhuriyetin İlk Darbesi Cumhuriyet.com.tr
[6] Aslandaş ve Bıçakçı, a.g.e., s. 113-114.
[7] Turgut, a.g.e, s. 131-133.
[8] Ertan Altan, "Cuntacılık ayağa düştü", 15 Nisan 2007 tarihli Yeni Şafak gazetesi, URL erişim tarihi: 30 Mayıs 2009

[9] Aslandaş ve Bıçakçı, a.g.e., s.129.