pskserpilhamurkar @ gmail.com

Kaygı Nedir?

İnsan vücudunun strese doğal tepkisi kaygı veya anksiyete olarak adlandırılmaktadır. Kaygı, olacaklara dair bir korku ya da endişe duygusu olarak ifade edilebilir. Kaygı, herkesin zaman zaman yaşadığı bir durum olarak görülebilir. Günümüzde, çoğu insan okulun ilk gününde, bir iş görüşmesine giderken veya iş yerinde bir problemle karşılaştığında, topluluk önünde bir konuşma yaparken hatta önemli bir karar vermeden hemen önce kaygı ve endişe duygularını yaşayabilir. Ancak yaşanılan ve hissedilen kaygı seviyesi yüksek bir şiddette, altı aydan uzun süredir devam ederek kişinin hayatı üzerinde olumsuz etkiye sahipse, kaygı bozukluğu olarak düşünülebilir.

Kaygı Bozuklukları Nedir?

Kaygı bozukluğu veya Yaygın Anksiyete Bozukluğu, geçici kaygı durumlarından daha fazlası olabilir. Kaygı Bozukluklarında, kaygı kişinin duyguları nasıl işlediğine bağlı olarak ve davranışlarını değiştirerek fiziksel semptomlara sebep olabilir. Kaygı bozukluğu olanlarda yaşanılan kaygı kaybolmaz, zamanla daha da artarak kötüleşebilir ve kişinin hayatında bazı problemlere yol açabilir. Kaygının yönetilemediği durumlarda kaygı daha da kötüleşerek kişi keyif aldığı aktiviteleri dahi yerine getiremeyebilir. Kişi yaşadığı kaygı semptomlarına göre günlük hayatını, ilişkilerini ve sosyal rollerini sürdürmekte zorlanabilir. Örneğin, yoğun sınav kaygısı yaşayan biri, okula gidemeyecek hale gelebilir. Daha başka durumlarda kişi, asansöre binemeyebilir, evden dışarı çıkamayabilir.

Kaygı veya Anksiyete Bozuklukları, her yaştan insanı etkileyen en sık görülen duygusal bozukluk türü olarak kabul edilmektedir. Amerikan Psikiyatri Birliği'ne göre, kadınlara anksiyete bozuklukları teşhisi konma olasılığının erkeklerden daha yüksek olduğu söylenmektedir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğunda,

·         Huzursuz hissetmek

·         Artan kalp hızı

·         Hızlı nefes alma

·         Kolay yorulmak

·         Konsantre olmakta ve odaklanmada zorluk çekmek

·         Sinirli olmak

·         Kas gerginliğine sahip olmak

·         Endişe duygularını kontrol etmede zorluk

·         Uykuya dalmada veya uykuda kalmada zorluk, huzursuz veya tatmin edici olmayan uyku gibi uyku problemleri yaşamak sık görülen semptomlar arasındadır.

Bununla birlikte, anksiyete ataklarında,

·         Baygınlık veya baş dönmesi hissetmek

·         Bayılmaktan, ölmekten korkmaya dair düşünceler

·         Kontrolü kaybetme hissi

·         Kalp çarpıntısı

·         Nefes almada güçlükler

·         Ağız kuruluğu

·         Terleme, titreme veya sıcaklık basması

·         Huzursuzluk

·         İç sıkıntısı

·         Korku ve endişe

·         Çeşitli vücut bölgelerinde uyuşma, kasılma veya karıncalanma gibi etkiler görülmektedir.

Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları Türleri

Anksiyete, birkaç farklı bozukluğun önemli bir parçasıdır:

·         Panik Bozukluk: Günlük yaşamda beklenmeyen anlarda kişinin panik ataklar yaşaması olarak ifade edilebilir. Panik bozukluğu olan bir kişi panik atak geçirme korkusu yaşayabilir ve bir sonraki panik atak korkusuyla baş etmeye çalışabilir.

·         Fobiler: Belirli bir nesneye, duruma veya davranışa karşı aşırı bir kaygı, endişe veya korku hissetmek olarak tanımlanabilir.

·         Sosyal Anksiyete Bozukluğu: Kişi sosyal ortamlar veya performans sergileyeceği durumlar hakkında genel bir kaygı veya endişeye sahiptir. Kaygı ile ilgili etkinliklerinin veya davranışlarının başkaları tarafından olumsuz bir şekilde değerlendirileceğinden, yargılanacağından ve kendilerini utandıracağından endişe duyarlar. Sosyal kaygısı olan kişiler, bu kaygının bir sonucu olarak sıklıkla sosyal ortamlardan kaçınabilirler.

·         Obsesif-Kompulsif Bozukluk: Belirli zamanlarda ve tekrarlanan davranışların gerçekleştirildiği veya kişinin kontrolünde olmayarak, tekrarladığı mantıksız düşünceler olarak görülebildiği durumlar olarak bahsedilebilir.

·         Ayrılık Kaygısı Bozukluğu: Kişinin evden veya sevdiklerinden uzakta olma korkusu olarak kendini gösterebilir. Ayrılık kaygısı bozukluğu olan kişiler, bağlı oldukları kişilerden ayrılmaktan korkarlar. Genellikle, ayrı olduklarında bağlı oldukları kişiye bir tür zarar veya istenmeyen bir şey olacağından endişe duyabilirler. Bu korku onları bağlı oldukları kişiden ayrılmaktan veya yalnız kalmaktan kaçınmaya yönlendirebilir. Ayrılık kaygısı olan kişiler, ayrılığa ilişkin kabuslar görebilir veya ayrılma gerçekleştiğinde veya beklendiğinde fiziksel belirtiler yaşayabilirler.

·         Hastalık Kaygısı Bozukluğu: Kişinin sağlığı ile ilgili kaygısı olarak ifade edilebilir. Eski adıyla hipokondri olarak da adlandırılmaktadır.

·         Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB): Kişi için travmatik bir olayın ardından yaşanan kaygı olarak tanımlanmaktadır.

Kaygı Bozukluğu Nedenleri

Kaygı bozuklukları geliştirmenin nedenlerinin anlaşılması genellikle karmaşıktır. Birçok neden kaygı bozukluğuna yol açabilir, birçok neden birbiri ile bağlantı olabilir, bir diğerinin sonucu olarak veya bir diğeri ile birlikte görülebilir. Ancak başlıca nedenler aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedir:

·         Genetik faktörlere bağlı olarak, kaygı bozukluğu olan aile üyelerine sahip kişilerin kaygı bozukluğu geliştirme olasılığının daha yüksek olduğu düşünülmektedir,

·         Yapılan bilimsel çalışmalar sonucu, bazı hormonların ve beyindeki elektrik sinyallerinin yanlış hizalanması sonucu beyin kimyasına bağlı olarak görülebilir,

·         Farklı bir hastalığın semptomları, kullanılan bir ilacın yan etkileri, önemli bir ameliyatın veya uzun süreli bir hastalığın tedavisinin stresi gibi tıbbi faktörler etkili olabilir,

·         Madde kullanımına bağlı olarak, maddenin vücuttan atılması ile görülen yoksunluk belirtileri arasında veya sonucu olarak kişi kaygı bozukluğu geliştirilebilir,

·         İş hayatındaki ve günlük yaşamdaki zorluklar, ilişki sorunları veya aile sorunları gibi çevresel stres faktörleri kişinin kaygı ve endişe duymasında etkili olabilir.

Kaygı Bozukluğunda Tedavi ve Terapi

Kaygı bozuklukları genellikle psikoterapi, ilaç veya her ikisi ile tedavi edilmektedir. Kaygıyı tedavi etmenin birçok yolu vardır ancak danışanlar kendileri için en iyi tedaviyi seçmek için alanında uzman kişi birlikte çalışmalıdır. Psikoterapi kaygı bozukluğu olan kişilere yardımcı olabilmektedir. Terapinin faydalarının artması ve daha etkili olabilmesi için uygulanan tekniklerin kişinin özel kaygılarına yönelik olması ve onun ihtiyaçlarına göre uyarlanması gerekmektedir.  Bununla birlikte, kaygı bozukluğu olan kişiler, rahatlamalarına ve terapinin sonuçlarının daha verimli olmasına yardımcı olabilecek stres yönetimi ve meditasyondan da yararlanabilir.

 

EMİN TERAPİ MERKEZİ

Psikolog Zeliha Serpil HAMURKAR