seyfiuzunkok @ gmail.com

KAYIP MEDENİYETİMİZİN İZİNDEN: SOHBET VE AHİLİK KÜLTÜRÜ

 

Saygıdeğer Başkent Postası okuyucularımız,

-2023’ten kucak dolusu selamlar…

Yeni bir yıl içerisinde nasılda hızla yol kat ediyoruz!

2023’ü Arnavut oğlu Ali Pehlivanla açtık İnşallah bizler de, sırtı yere gelmemiş başpehlivanımız gibi hayatımızı ve mücadelemizi sağlık ve huzurla sürdürürüz.

 Ha bu gün yazayım ha yarın yazayım derken epey zaman olmuş, elimiz bir türlü klavyeye varmıyor. Tabii ki bu bekleyişte; içinde yaşadığımız zaman diliminin, göz gözü görmez sisli puslu havanın, kurak kışın çok ciddi etkisi var. Bunu söylemeden geçmemek gerek.

 Yazma isteğiyle kıvranırken; birden kıymetli gazeteci arkadaşımız ve Yüksek Lisans Tez danışmanlığını yaptığımız sevgili Fatma Bölükbaş, bize ozan tabiriyle “ Cuma Duası” adlı köşe yazısıyla bir ayak verdi.

Her şeyden önce, kıymetli Bölükbaş’a şahsımıza yönelik hem bu gönül desteği, hem de “ Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfınca gerçekleştirilen İlim Hikmet Sofrası Cumartesi Sohbetleri” hizmetlerimizi hatırlayan ve hatırlatan anlamlı yazısından dolayı çok teşekkür ederiz.

 Her ne kadar günümüzde insanları-emeklerini yok sayma ve yaşarken adını unutturma modası egemense de, tabiri caizse “Güneşi balçıkla sıvamak” pek de mümkün değil galiba.

Her neyse, içimizde bir uhde kalmıştı. Bir yandan bu kıymetli gazeteci arkadaşımızın samimi yaklaşımı, öbür yandan da Yüksek Lisans Savunmasını başarıyla sonuçlandıran Danışmanı olduğum Yavuz Selim Deniz’in “ UNESCO’nun Anma ve Kutlama Faaliyetlerinin Kültür ve İnanç Turizminin Geliştirilmesine Etkisi: 2021 Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran-ı Veli ve Yunus Emre Anma Yılı Örneği” adlı tezi,  bizi 2023’ün ilk aylarında  “ Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli / UNESCO veya TÜRKSOY” konusunu bir kez daha masaya yatırmaya yöneltti.

2019 yılında Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Efendimizin vefatının 450. Yıl dönümü anılacaktı. Bilindiği gibi, UNESCO, önder şahsiyetleri, dünya yılı olarak adlandırmaktaydı. Örneğin: Yunus Emre Yılı, Pir-i Sani Yahya Şirvan Yılı, Hz. Mevlana Yılı, Hoca Ahmet Yesevi Yılı… vb. bunlardan bazılarıydı.  Bu adlandırmalar,  her 50 ve 50’nin katlarında ki yıllar için gerçekleştirilmekteydi.

 2019’un Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Yılı olması, bizim öncelikli hedefimizdi. Bu konuda herkesten samimi ilgi ve destek beklemekteydik.

 Kültür Vakfındaki tüm faaliyetler, belirttiğimiz bu nihai hedef üzerine tertip edilmekteydi. Elbette ki tali etkileri de olacaktı nitekim Fatma hanımın belirttiği gibi de oldu.

Bu sohbet ortamını ben de kendi katılımcı gözlemimle izah etmeye çalışırsam; her cumartesi can dostlarımla buluşmaya gider gibi, tüm randevularımı erteler mutlaka en geç ikindi ezanı okunurken külliyeye giriş yapar, sohbet katılımcılarıyla selamlaşır vakit namazı için camiye girerdim.

 Namaz sonrası hemen bayraklı konakta( Binanın kapısında oldukça büyük bir Türk Bayrağı olduğundan bu adla tanınmıştır.) sohbet açış konuşmamızı yapar, Kuran’ı Kerim tilaveti için bir imam-hatip arkadaşımızı misafirlerin huzuruna çağırır, akabinde o hafta ki konuşmacı arkadaşımızın öz geçmişini okur ve konuşma masasına davetini yapardık.

Yaklaşık bir saat süren ilmi, insani, milli ve mahalli sohbetin ardından teşekkür belgesi ve plaket taktimi yapılır, konağın alt katında çay, çorba ve simit ikramıyla günlük ve haftalık memleket ahvali üzerine muhabbetler edilirdi. Her cumartesi memleketimizin güzide basın mensupları sohbetlerimize ve soframıza iştirak eder, ertesi hafta Pazartesi günü bütün yerel gazetelerimizde İlim –Hikmet Sofrası Cumartesi Sohbetleri fotoğraflı haber olarak etkili sütunlarda yerini alırdı. Gerek basının haberleri gerekse her ay hazırlanan afiş ve broşürlerin tanıtım etkisiyle idarecilerden halka, gencinden yaşlısına pek çok kişi cumartesi sohbetlerinin müdavimi olmuştu.

Vazifede bulunduğum sürece 151 hafta devam etmiş olan bu sohbetlere; her hafta yaklaşık yüze yakın misafir katılmış; yine her cumartesi akşam namazına kadar külliyenin içi dolup dolup boşalmıştı.

Tabii ki bu faaliyetlerin sevk ve idare edeni bizzat bizdik, ama bir tabirle açıklarsak “ Kaba çamın gürlemesi dalıyla budağıylaydı.” Şimdiki tabirle tamamen bir ekip ruhuydu.

 Bizimle bu serüveni yaşayan herkese bu vesileyle teşekkürlerimi sunmayı ödenmesi gereken bir borç olarak görüyorum.

Velhasıl İlim Hikmet Sofrası dışında pek çok faaliyetle, kamuoyu oluşturma ve Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Efendimizin  UNESCO’ya taşınma çabası yürütülmüştü. Bütün stratejik hamlelere rağmen, maalesef eserine ulaşılamaması gerekçesiyle bu anlamlı yıl kaybedilmişti.

Öte yandan TÜRKSOY, Kastamonu’yu 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan etmiş, biz de 2019’un Türk Dünyasında Hz. Pir. Şeyh Şaban-ı Veli yılı olması talebinde bulunmuştuk. Maalesef bu müracaatçımız da, yöreden yeterli ilginin olmayışı sonucu benimsenmemişti.

İnşallah Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli (k.s) nun vuslatının 500. Yılında, bu inanç önderimiz Dünya gündeminde hak ettiği yeri alır. Bize de gelecek kuşaklarca bir Fatiha okunur. Ne diyelim başka…

Sonuç olarak; biz de hizmetlerimizin şöhrete döndüğünü söyleyen büyüklerimizin uyarısıyla Aralık-2019 başında, görevimizi diğer arkadaşlarımıza devrettik ve kendi akademik çalışmalarımıza yöneldik.

Başta da belirttiğim gibi, bu iş bize dert olmuştu. Aslında kısa zaman dilimlerinde ziyaret ettiğimiz Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan Kazakistan, Kıbrıs ve Türklük coğrafyasıyla ilgili gençlik hayallerimiz, öğrencilerimle yaptığımız lisansüstü çalışmalarımızı, Kastamonu minvalinden, Türk Dünyasının sosyo-kültürel boyutlarına, Unesco ve Türksoy bağlantılarına yöneltmişti. Çünkü yönettiğimiz tezler bize kayıp medeniyetimizin izlerinin Türk dünyasından Anadolu’ya Türk-İslam kültürü olarak ulaştığını gösteriyordu.

Gerçekten de Ahi Evran-ı Veli’nin geldiği yer ve de gördüğümüz “ Fütüvvet Ahlakı ve teşkilatlanma başarısı”, Yunus Emre’de ki “ Gelin tanış olalım, işi kolay tutalım, sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz insani sevgi yaklaşımı” ve Hacı Bektaş’ın sahip olduğu “Bir olalım, diri olalım, iri olalım beraberlik anlayışı” Unesco’nun dikkatini çekmiş ve bütün dünyaya bu değerlerimizi model olarak önermişti.

Sevgili Bölükbaş’ın “ Dua” başlıklı yazısının içeriğinde yer alan Ahilik ve Esnaf Kültürünün ilimizde yeniden alevlenmesi gerçekten mutluluk verici. Sebep olan ve katkı sunan herkese şükranlarımızı sunarız.

 Umuyor ve inanıyoruz ki bu kadim şehrin esnafı, aşağıda Ahilik edep ve hayâ geleneğinden damıtılmış etik ilkeleri, hayata geçirir; huzur kenti Kastamonu’muzu rol model olarak geliştirir; güzel ve şirin ülkemiz Türkiye’yi yeniden mayalar İnşallah…

“  ESNAF VE SANATKÂRLAR ETİK İLKELERİ

1. Dürüst, güvenilir ve sözüne sadık olmak

2. Nazik, sabırlı ve hoşgörülü olmak

3. Eli açık olmak ancak israftan kaçınmak

4. İnsanlar arasında ayrım yapmamak

5. Halk sağlığına, güvenliğine ve hijyene özen göstermek

6. Müşteriye değer vermek; haklarını ve memnuniyetini gözetmek

7. Çalışanların haklarını gözetmek ve gelişimlerini desteklemek

8. İş ortaklarının haklarını gözetmek

9. Diğer esnafın ve sanatkârların haklarını gözetmek ve onlarla iyi ilişkiler geliştirmek

10. Ustalarına saygılı ve vefalı olmak

11. Kısıtlılığı olan bireyler için ekonomik ve sosyal fırsatlar sağlamak

12. Çevreyi ve canlıları korumak; korunmalarına yönelik etkinlikleri desteklemek

13. Yanıltıcı fiyat ve tanıtım uygulamalarından kaçınmak

14. Mesleğiyle ilgili yenilik ve gelişmelere açık olmak

15. Yasal sorumluluklarını yerine getirmek”

 

 

Gelecek yazımızda buluşmak dilek ve temennisiyle…