mansursacan @ gmail.com

Sosyal medya fenomenliğinden şarkıcılığa adım atan Kerimcan Durmaz, en iyi çıkış yapan sanatçı ve şarkıya çektiği kliple de en iyi video klip ödülünü aldı. Ünlü sinema oyuncusu Erkan Petekkaya bu duruma içerledi ve sosyal medya aracılığıyla ağzına ne geldiyse saydırdı. Tabi sonradan fazla ileri gittiğini düşünerek o sert paylaşımları yayından kaldırdı.

Ödül için sahneye çağrılan ünlü fenomen, fazla duygu dolu olmayan anlar yaşadı. “Böyle bir ödülü zaten bekliyordum. Çok emek vermiştim.” Dedi. “Allah emeklerimi zayi etmedi.” Demedi. Şarkıya çekilen klipte profesyonel bir ekiple çalışıldığı ve hiçbir masraftan kaçınılmadığı bariz ortada. İşin ehli dansçılar, usta ellerden çıkmış kişiye özel tasarım kıyafetler. En lüksünden spor bir araba ve en şaşaalısından görkemli bir mekan. Çuval dolusu para harcandığı aşikâr. Kazı garantilemiş tavuk sahibinin rahatlığıyla hareket edilmiş. Klibin akışındaki ışık görselleri ve illimunatiyi çağrıştıran tek göz, adeta başarının ve ödülün teminatı gibi. Başarısızlığın imkânsız olduğu bir durum ortaya konmuş. Yiğidi öldür hakkını yeme, iti öldür kemiğine ilişme.

Şarkıya çekilen klibin temasını, “Allah’ım neden bizim belamızı vermiyorsun?” Şeklinde özetleyebiliriz.

   Bir şarkı yapma fikri ampul suretinde Kerimcan’ın kafasında parladığında “Öyle bir şarkı yapmalıyım ki tıpkı beni yansıtmalı, benim özetim ve ruhumun bir yansıması olmalı bu şarkı.” Demiş Kerimcan. Heyecanla, mevzuyu, söz yazarı arkadaşına açmış. O da “tamam kanka, ama ne olur bana iki ay süre ver sana şarkının tillahını yapacağım.” Demiş. Kerimcan’ın deyişiyle öyle de olmuş. Tam düşlediği gibi, düşlediği şekilde ve derinlikte bir eser çıkmış ortaya.

   Ah Zeki Müren… İyi ki bu günleri görecek kadar uzun yaşamadın yoksa kahrından ölürdün.

   Şarkının ismi “Peşimde…” İki ayda yazılacak sözler gibi durmuyor. Adamlar iki ayda elli şiirden oluşan şiir kitabı çıkarıyor. Şarkının klibi kadar sözleri de insanı düşündürüyor. Bu şarkı sözlerinin üzerine söz etmek, ya da etmemek tercihi arasında bocalıyor insan. Bizim idrakimizin ötesinde bir ruh halinin yansıması mı demeli? Sözleri yazan adamcağız, tam iki ay kafa patlatmış bu sözleri yazabilmek için. Ortada yadsınamaz bir çabanın, hilkat garibesi tanımına bile uymayacak garabet bir ürünü var. Bu sözlerin ve klibin y ya da z kuşağında bir karşılığı olduğunu düşünmek bile istemiyor insan. Ama var. Olmasa bu kadar oyu nereden aldı da ödüle layık bulundu?

   Şarkı sözleriyle verilen mesajı kendi dar idrakimle şöyle yorumlayabilirim. “Ben kendi dünyamın tanrısıyım. Kimse bana yetişemez ve beni yargılayamaz. İstediğim şeyi istediğim zaman yaparım, ya da yapmam. Bu benim bileceğim iştir. Lüks ve pahalı yaşam benim en büyük idealim. Para bir yerlerden akmalı ve ben onu gönlümce saçıp savurmalıyım. Beni kıskanıyorsunuz biliyorum. Çatlayın, patlayın. Marka kıyafetler, ışıltılı ve şımarık yaşam benim en doğal hakkım. İnsanların benden bahsetmelerinden büyük haz duyuyorum. Göz önünde olmak ve şımartılmak ve saçmaladığımda bile ilgi görmek hoşuma gidiyor. Emek, alın teri ve tüm kutsallar sizin bana dayatmaya çalıştığınız saçmalıklardan ibaret. Ben kendi dünyamın tanrısıyım. Bir gün bana secde etmeseniz de saygı duymayı öğreneceksiniz. Zaten hiç umurumda değilsiniz!”

   Erkan Petekkaya ödül gecesi çok içmiş kahrından. Sonra dayanamamış. Saydırmış Acun’a; “Sana da, vereceğin ödüle de, ödül verdiğin kişiye de…” Demiş de demiş. Ayılınca da geri silmiş yazdıklarını.

   Kerimcan, durmaz! Niye dursun ki? Şımartılıyor, ayrılıyor ve kayrılıyor. Kadınsı bir erkek olarak her şekilde pozitif ayrımcılığa tabi tutulup yıldızı parlatılıyor. Söylenene göre ödüle layık eseri belirlemede jüri kararı yüzde otuz, vatandaşın verdiği oy yüzde yetmiş ağırlığa sahipmiş. Yani, Kerimcan, halkın verdiği destekle birinci gelmiş. Bu daha katlanılmaz değil mi? Şarkı, Kerimcan’ın kendisi ve çektiği klip halkın teveccühünü kazanmış ve olurunu almış. Olağan şüpheliler y ve z kuşağı olsa da x kuşağı da “Peşimde” ye teveccüh göstermiş olabilir. Hatice değil netice mühim olan. Ödül aldı mı, almadı mı? Aldı…

   İnsanların kişiliği, kimliği, dili, dini ve ırkı bizi ilgilendirmez. Cinsel kimlikleri ve tercihleri de bizi uzaktan yakından alakadar etmez. Acun Ilıcalı ve sahip olduğu medya kuruluşları nerede boş beleş iş ve uğraş var hepsini getirip kucağımıza koyuyor. Belki Acun Medya başlı başına bir projedir ve birileri tarafından toplumun dinamiklerini dinamitlemek üzere finanse edilip desteklenmektedir.

   Kerimcan Durmaz, durduğu yerde dursa sorun değil. Bir rol model olarak gözlerimize sokuluyor. Ve ödül verilerek müzik otoritelerince ve tvler tarafından meşrulaştırılıp toplumun kabulüne ve benimsenmeye zorlanıyor. Kolay para kazanan ve kolayca bol keseden harcayabilen bir sosyal medya fenomeni istemesek te ekranlardan evimizin içine kadar giriyor. Ağzını yaya yaya yaptığı feminen konuşmalar, şarkısından dile takılacak bir nakarat onu yavaş yavaş sindirip hazmetmemize kapı aralayabilir. Bunun nesi kötü? O da bir insan ve Allah’ın yarattığı bir kul değil mi? Tabii ki de öyle…

   Bir gün 15 yaşındaki oğlunuz Kerimcan Durmaz gibi kaşlarını almaya, dudaklarını boyamaya ve kirpiklerini kıvırıp rimel sürmeye kalkarsa… Ses tonunda bir Kerimcan Durmaz tınısı yakalarsanız… Ve evladınız sosyal medya fenomeni olma şansına sahip değilse. Bu benim kişisel tercihim anneciğim, babacığım lütfen saygı duyup anlayış gösterin demeye kalkarsa… Bunu sindirip hazmetmeniz ekrandaki Kerimcan’ı hoş görmek kadar kolay olmayabilir.

   Adam/kadın darphane gibi para basıyor. Sizin evladınız para da basmayacağına göre bu yükün altından nasıl kalkacaksınız? O yüzden davulun sesi uzaktan hoş gelir demişler. Kişisel tercihmiş, cinsel seçimmiş itibar etmeyin. Peygamberimiz “Erkeğe benzeyen kadına da, kadına benzeyen erkeğe de Allah lanet etsin!” Buyurmuşlardır. Ölçü budur.

   Kadınsı erkekleri şirinleştirme çabası sinsi projelerin ürünüdür. Sinema filmlerine, dizilere muteber sırdaş ve zararsız tipler olarak bilinçli biçimde yerleştirilirler. Tiyatro diye kah kah gülersek, şarkıcı bu diye şak şak alkışlarsak hepsi birer rol model olur çıkar karşımıza… Gülme komşuna gelir başına olur. Sonra, evlat bu, atsan atılmaz, satsan satılmaz demek zorunda kalınır.