m.tazeoglu @ gmail.com

KURU KURU KADÂNI ALAYIM, TIKIR TIKIR KURBANIN OLAYIM!

Siyasette güçlü olmak, sürükleyici olmak; gündemi belirlemek ile mümkündür.
Varolan gündeme cümleler kurmak, oluşan gündemi eleştirmek zayıflıktır.
Bakıyoruz ülke siyasetinde, Cumhurbaşkanının istediği konular gündem olurken, cumhurbaşkanı istediği kadar da gündem olan konular konuşuluyor. Bu da muhalefetin zayıflığının en büyük göstergesidir vesselam.
Örneğin altılı masa… Kurulduğu günden beri üzerinde ölü toprağı olan, heyecansız, üretkensiz bir oluşum… Bana göre acziyetin başka bir adı… Karşı tarafa Bakın biz çok zayıfız, ancak birlikte olursak rakibimize karşı güç oluşturabiliriz” demenin diğer bir manası… Anacığımın tabiriyle “Kuru kuru kadânı alayım, tıkır tıkır kurbânın olayım” modunda toplanıp dağılan, Fatih Erbakan’ın dediği gibi “Altın gününe dönüşen” bir etkinlik…
Gelelim hükümet politikaları karşısındaki duruşa. Hükümetin her yaptığı icraat, artısına eksisine bakılmadan eleştirilince; gerçekten eleştirilmesi gereken yanlış icraatlar da “Eleştirilen doğrular” olarak algılanıyor ve vatandaşta istenen tesiri göstermiyor. Yalancı çoban misali; “Kurt var, kurt var” diye köylüyü boş yere çağıran çobanın, gerçekten kurt geldiğinde köylüyü çağıramaması gibi… Oysa doğru yapılan icraatlar hakkaniyetle takdir edilse, halkın gözünde yanlışın eleştirilmesi bir anlam taşıyacaktır. Hani dillere pelesenk olmuş “İstemezük” politikası var ya; şimdilerde muhalefetin mesleği haline gelmiş. Bütün dünyanın kabul edip alkış tuttuğu İHA, SİHA, TOGG, ATAK, HAVALİMANI, AVRASYA TÜNELİ vb projeleri kuru kuruya eleştirirseniz; gerçekten eleştirilmesi gereken yanlış ya da eksik projeleri de eleştirme gücünü kaybedersiniz. Ama, fakat, lakinle başlayan cümleleri bile kurarken kimse sizi ciddiye almaz. “Yerli otomobil TOGG iyidir güzeldir ve ama fakat tüm parçaları dışardan geliyor” demek gibi. “Delidir ne yapsa yeridir” misali; muhaliftir, ne yapsan eleştirir noktasına gelirsiniz…
Peki ne yapmalı?
Her bir muhalefet partisi, ya da “Altılı Masa” mutlaka kendine özgü politika üretmeli, geliştirmeli ve de sunumunu iyi yapmalıdır. Sadece cevap veren değil, söylemine cevap verilmesi elzem olan gündemler oluşturmalıdır. Aman ha, söylemi çok konuşulsun, cevap verilmeye değer bulunsun diye de, yalan yanlış, iftira içeren gündemler de oluşturulmasın. Tıpkı “Peygamber ocağı” dediğimiz, milletin göz bebeği olan TSK’ya uyuşturucuya aracılık ediyor iftirasının atılması gibi…
Biraz galiz bir cümle olacak ama atalarımız da boşa dememişler; “Adam olacak çocuk b.kundan belli olur” diye.
Son cümlem de Şems-i Tebrizi’nin şu güzel sözü olsun; “Ayağında diken yarası olmayan sinesine gül kokusu süremez” vesselam…
Kalın sağlıcakla…