baskentpostasi @ gmail.com

MEGRİ MEGRİ, ÇÖZÜM SÜRECİ, OSLO, HABUR, TERORİSTLERİ KIRMIZI HALIYLA DAVET ,ÖCALAN'IN MEKTUBU.!!..vb.

Tüm bu konular, çözüm süreci, oslo, habur, megri megri vb.yine yeniden, sürekli muhalefet kanadı tarafından tekraren açılıyor, hatta bir kaçış olarak sunuluyor, insanlar yanıltılıyor.

O halde peki ne idi bu süreçler.? Tamamen tarafsız olarak bu süreçler ve gerçek belge literatüründe karşılığı nasıldı.? Neden sürekli dillerde,.?Niye Isıtıp ısıtıp tekrar sunuluyor.? Niye Kafa karıştırıyorlar.!?!?

Bu önemli yazımı eğer zaman ayırıp okursanız ve paylaşırsanız doğrular görülecek bir dönemin yalanları, belgeleri ile beraber tarihe gömülecektir.

Süreç resmi olarak 16 Temmuz 2014 tarihinde yayınlanan resmi gazetedeki kanun ile başladı ve 2015 Ceylanpınar hainliği ile bitişe geçti...Aslında içerisinde AB, ABD ve RUSYA gibi devletlerin de olduğu daha kapsamlı bir sürecin somut, gözle görünür aşaması idi.

Özellikle ve öncelikle bu süreç nereden çıktı veya neden ihtiyaç duyuldu.? Bunu iyi analiz etmek içın bu yazıyı sizlere sunuyorum.

Şunun altını çizeyim Terör örgütü pkk uzun zamandır Türkiye'nin başına BELA olan, ancak gerek AB, AVRUPA gerekse ORTADOĞU hattında cirit atan , ama malum çevrelerce masum.! gösterilen bir terör örgütü idi...

Sözde AB, pkk'yı terör örgütü olarak tanımasına rağmen , Avrupa'da aksine her faaliyetlerine izin veriyorlardı. Başta Almanya tam destek kesintisiz destek verdi.

Özellikle Almanya ve Fransa olmak üzere pek çok AB ülkesi kendi ülkelerinde bu örgüte ofis açmaktan tutun, bağış toplamaya , her salon da toplantı yapmalarına , gösteri yürüyüşlerine kadar sayısız imkan sağladı yıllarca...
Ve halen de devam ediyor.!!

Bu imkanları pkk terör örgütü'ne sağlarken hep Türkiye Cumhuriyetinin Kürt nüfusa sözde baskısı ve sözde çözümsüzlüğü var vb.dediler...!
Yukarda saydığım sosyal desteklerdi sadece destekler bununla mı sınırlı idi.? Elbette hayır...

Öncelikle ve özellikle Irak savaşı ile başlayan süreç sonrası doğrudan bölgede pkk ya yapılan yardımları ülkeler bazında kısaca özetlemek isterim.Bu bilgiler belgelidir.

- RUSYA: 60mm havan topu, AK-47, uzaktan kumandalı patlayıcı ve mayınlar
-İNGİLTERE: Suikast silahı ve roketatar
-ALMANYA: Siyasi kamp eğitimi, mayın, roketatar, kısa menzil füze
-ABD: Sayısız araç, bomba, el bombası, tüfek ve mühimmat ile beraber ağır silahlar
-İTALYA: Ağırlıklı olarak mayın ve patlayıcı
-İSPANYA: Tüfek ve tabanca
-İSRAİL: Çeşitli çap ve kalibrede silah
SURİYE ve ITAK: kontrolsüz silahlı kamp eğitimi ve geçiş güzergahı sağlamak
-ERMENİSTAN: Askeri eğitim ve tabanca
-HOLLANDA: Siyasi ve örgütsel eğitimin yanı sıra sığınma hakkı
.....
.....
Bu liste böylece uzar gider zira bu ülkelerin hepsinde yapılan propaganda " Türkiyenin çözüme yanaşmaması.! ve Kürt nüfusu sistematik olarak işkenceye tabi tutması" ! diye lanse ediliyordu.

Bu yalan, yanlış yapılan propaganda ile
Türkiye’mizin karşısına gerek AB üyelik sürecinde, gerek terörle mücadelede, gerekse ekonomide sürekli bir aşılamaz set olarak çıkıyordu.

Devamında Türkiye bu doneyi,
bu propogandaları yok etmek için bizim bu gün kasıtlı olarak tahrif edilmiş halini,
yalanlarla anlatılan halini tartıştığımız süreci başlattı...

Muhalefet , düğün evinin tefçisi ölü evinin yasçısı olarak hep başrolde oldu.

Tabi bundan önce "pkk, vb. teröristleri, kırmızı halıyla karşıladınız, çözüm süreci ile de affettiniz" diyen kafa karıştırıcı yalancı insanlara bazı noktaları hatırlatmak lazım ...

"Kürt raporu" "üçüncü yol" vb. raporları hazırlayan ve defalarca birtürlü, ısrarla terör örgütü saymadıkları bölgesel örgütlerle beraber siyaset yapmak gerek, kolkola olmak gerek diyenler aslında muhalefettekilerdi.

2010-2011 tarihli medyadaki tüm haberleri internetten incelerseniz çözüm sürecini sürekli megri megri diye eleştiren muhalefet kanadının o günlerdeki ikiyüzlülüğünün arşivdeki basit kanıtlarını göreceksiniz.

O günlerde Habur ve megri megri süreçlerini en çok isteyen, insanlık suçu diye ortalara çok sayıda Kürt raporları vb.raporlar atan bizzat muhalefet idi.

Bu çok önemli hassas dönemde yaşanan OSLO süreci ne idi.?
OSLO konusu da ,yalanlarla çarpıtılarak temcit pilavı gibi sürekli ısıtılıp gündeme getirilir.

2007 nin sonu ve 2008 yılı itibari ile başlayan bu süreçte Güçlü TÜRKİYE CUMHURİYETİ Devletimiz ŞARTSIZ OLARAK pkknın silah bırakmasını ve akabinde devletin de üstüne düşeni yapacağını ,
pkk kaynaklarının da itiraf ettiği gibi net kural olarak masaya koydu Avrupanın gözü önünde.

pkk defalarca PROTOKOL hazırlamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti devletimiz
ASLA bu protokollere imza atmadı ve
"koşulsuz silah bırakma " şartı ile gitti masaya.

Ama ne ilginçtir pkk talebi ne idi biliyor musunuz .?
"HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU"
Evet işte tam da bu CHP raporundaki Tanrıkulunun da istediği komisyon da buydu.!

Peki bu süreç nasıl bitti biliyor musunuz.?
pkk gençlik yapılanmasının Silvan da hendek kazma, diğer yerlerde de moda oldu HENDEK KAZMALAR ve sözde "ÖZ YÖNETİM" ilan etme çabası ile bitti.
Bir önemli detayı daha hatırlatayım, hendekçi teröristlerden Serhat Binen çatışmada öldürülünce, CHP ilçe başkanı "DAĞA CIKIN" çağrısı yaptı.!

Peki bunları muhalefet hatırlıyor mu.?
Ve o dönemden başka bir kayıt daha paylaşayım...

Sokaklara HENDEKLER kazıp insanların dükkanlarını YAKAN pkk yapılanmasına karşı başlatılan operasyona muhalefet ne tepki verdi hatırlayan var mı.?..

Bizzat CHP vekili ve PM üyesi Şenal Sarıhan devleti
"TERÖR ESTİRMEKLE" suçladı...!!
"DEVLET TERÖRÜ VAR"dendi.!

Şimdi muhalefet diyor ki biz teröristi HİÇ SAVUNMADIK...!!
O günkü internet sayfalarına, haberlere bakın , ben burada tek tek yazıp yazıyı daha da uzatmayayım...Yalan olduğunu göreceksiniz.

CHP ilçe başkanı alenen dağa çık çağrısı yaptı muhalet olarak ne yaptınız.?.

Neyse konuya devam edelim ve gelelim ÖCALAN'IN MEKTUBU hikayesine...

Peki Ne idi o mektup..

Aslın da tek bir cümle, net cümle, eğip bükmeden, evelemeden, gevelemeden kısaca şuydu
"pkk SİLAH BIRAKIP TÜRKİYEDEN TAMAMEN ÇEKİLECEK..."

Şimdi soruyorum size böyle bir mektuptan kim, kimler ,
hangi saikle ,
neden RAHATSIZ OLUR .?

İnaniyorum ki o dönem bazı aklı selimler de detayı, hedefı tam anlayamadığı için devlet
neden bu kadar yumuşak demiştir.?..
Ancak herşey, tüm süreç net gerçekliğiyle şimdi ortaya çıkınca, bu kadar zaman geçti herşey tartışıldı, belgeler, görüntüler netleşti, düğün evinin tefçisi ölü evinin yasçısı olmak hangi hainliğin, kansızlığın, hangi karaktersizliğin ürünüdür, bunun da yorumunu sizlere bırakıyorum...

Devam ederek, HABUR olayları ve AF hikayesine geleyim.
O hassas süreçte yapılan görsel, Teröristlere yok kırmızı halı serildi, yok teröristler otobüs üstünde onore edildi vb.olarak pek çoğumuzu o anlık rahatsız etmiş ve yaralamış olsa da gerçekte şart açık ve net idi...

"SİLAHLI EYLEME KATILMAMIŞ" olmak şartı ile
YURDA DÖNÜŞ HAKKI...

Muhalet ettiğini sananların abartarak anlattığı gibi olsa , silahlı teröristler affedilecek olsa en başta kandildeki itler, şerefsiz, hainler, koşa koşa gelirdi...
Hülasa işin özü hep öne sürülen paradigmalar ve yalanlar bu şekildeydi, ancak sürecin sonunda ÖZ YÖNETİM hayali ile şehirlere inen çok sayıda terörist LEŞ edildi, itlaf edildi ve pkk şehir yapılanmaları, ince zeka ile bir nevi düştükleri bu tuzak
sonrası bir daha belini doğrultamadılar.

MANŞETTE konu ettiğim başlıklar ve bu çok akıllıca yönetilen süreç sayesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dünya çapında anlaşmaktan kaçan, çözümsüzlük isteyen ülke değil , aksine çözüm arayan fakat onda bile terörle karşı karşıya kalan bir ülke olarak tarihe geçti.

TEZVİRATLARI DEĞİL, GERÇEKLERİ GÖRELİM.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ GÜÇLÜDÜR... TÜM GÜVENLİK KURUMLARI da son 20 yıldır başarıyla çalışmaktadır.

Saygıdeğer okuyucularım
hoşca kalın, dostça kalın.