ramercbey @ gmail.com

18. yüzyıl Osmanlı şairlerinden Koca Mehmed Ragıp Paşa, III. Osman ve III. Mustafa saltanatında altı yıldan fazla sadrazamlık yapmış bir devlet adamımızdır.

Mehmed Ragıp Paşa’nın ünlü bir gazelinde geçen, “Şecâat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler” mısrası zaman içinde atasözü haline gelmiştir. Lâkin “Merd-i kıptî secaat arz ederken sirkatin söylermiş” şeklinde de (bozulmuş olarak) çok kullanılır.

Kısaca mánâsı, bazı zavallı insàncıkların akılları sıra kendileri (veya kendilerinden bazıları) hakkında övgüler sıralarken (hırsızlık ve benzeri) ayıplarını da ağızlarından kaçırdıklarını, böylece gûya ayıbını örtme gayretiyle yaptıkları bu işte yeni ve daha önce bilinmeyen ayıplarını da sıraladıklarını anlatan çok hikmetli bir sözdür .

O kadar çok insàna (insàncıklara) uyuyor ki, haddi hesabı yok. Hele günümüzde şu lâikliği evrensel bir değer, hattâ mánâsını da dinsizlik zanneden ceheyli cüheylaya cuk oturuyor!

Adamlar (lafın gelişi), iktidar olamayacaklarını bildikleri halde aidiyet hissiyle  CHP tarafındalar mecburen de müdürü koruyor ve kolluyorlar.

Daha önce de okumuştum ama bugün birini okudum ki aman Allah, evlere şenlik. Ya da güler misin ağlar mısın vaziyeti. Buyrun buradan yakın:

“İktidar, İslamcı bir parti; AKP’nin başkanı İslamcı bir insan! Referansları, Allah, Hz. Peygamber, Kuranıkerim. Nas diyor, falanca ayet, filanca hadis, ulema tefsiri diyor, diyor da diyor. Bunlar onun referans kaynakları. Laik muhalefet onun referans kaynaklarını kesinlikle kullanamaz. Bir laik muhalefet lideri içtenlikle “helalleşme” derse yandı. Onun kaynakları laik anayasa, laik yasalar ve laik düşünürlerdir.”

Sevsinler düşünürlerinizi. Daha adam gibi «Kur’ân-ı Kerîm» yazmayı bile beceremiyorsun. Soyadın ince ama mahsülün bayağı kalın. Bir İslâm ülkesinde yaşayan kişi; yazar veya aydın geçiniyorsa bazı incelikleri bilmek zorundadır. Kur’ân àyetleri veya ikinci dinî kaynak olan hadîs-i şerîfler için “falanca” muğlaklık (belgisiz) zamiri kullanılamaz.

Lâik biri «helâlleşme»yi telafuz dahi edemezmiş... Behey nádân asıl tam da onların demesi gerekiyor. Zira Müslümanlar lâikçilerin yaptıkları zulümler dolayısıyla haklarını helâl etmediler, etmeyecekler de.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, senin gibilerin ödünü kopartan o 1923-1950 dönemi için helâllik istiyor. Fakat ima yoluyla değil, bunu açık, sarih olarak ifade edebilmelidir. Böyle yaparsa bile yalnızca üzerindeki yük kalkar. Yoksa dönemin Kılıç Ali gibi karakuşî kararla idam cezası kesen İstiklâl Mahkemeleri reislerine ve onlara bu yönde emir vermiş devrimleri yürüsün diye alimleri öldürten zalimlere asla ve kat’a hakkımız helâl değildir, Allah azablarını arttırsın.

Bir diğer husus, «nas» hakkında «dogma» demişsin yanlışlarla dolu yazında. Dogma sizin kalıpsız, fevri hükümlerinize denilir. Dogma sizin “Anayasanın başlangıç maddeleri için tartışılamaz, tartışılması teklif dahi edilemez” hükmünüze denilir.

İslâm alimlerinin icma ve kıyasıyla kati hükümler anlamında beyan ettikleri ve fıkhın temel direkleri olan Kur’ân àyetleri ile o ayetlerin ilk ve en büyük müfessirinin (sallallahü aleyhi ve sellem) söz ve davranışları olan  hadîs-i şerîf’lere dogma denilemez.

Senin iftira ve cehalet numunesi, “DOGMA = “Doğruluğu deneyden geçirilmeden, sınanmadan kabul edilen, olduğu gibi benimsenen ve bir öğretinin ya da ülkünün dayanağı yapılan sav” tarifin sizin cenaha cuk oturuyor ama bizim inanç ve hayat düsturlarımızın hükümlerinde boşa düşüyor. Yàni fasafiso hükmünde oluyor...

İslâm fıkhında àyetler bile tartışılmıştır. Evet àyet Allah kelâmıdır, bir mü’min onu asla tartışamaz, lâkin âlimler hangi ayetin hangi hükme işaret ettiğini tartışmışlardır. Keza hadîs-i şerîf’ler tek tek ayıklanmış, aralarına karışmış olabilecek bütün uydurma sözlerden arındırılıp «sahih» hadis külliyatları meydana getirmişlerdir.

Yàni bayım, senin dogma, doğmadan öldü... Az okuyun, araştırın da sonra kalemi elinize alın. Okurlarınızdan utanmıyor musunuz? 26.11.2021