halitkorkmaz0661 @ gmail.com

Modern Türk Diplomasisine  Geçiş

Öteden beri, Türk Dış Politikası ve Diplomasisinin hapsolduğu geleneksel kalıp, temsili elinde bulunduran güruh ile temsil edilen toplum arasındaki etnik, etimolojik ve kültürel farklılıkların verilen kararlar muvacehesinde oluşturduğu tezatlar, devlet yetkililerinin geriye dönük özür dilemesine ve Türk Diplomasisinin mahcubiyetine sebep olduğu tarihi örnekleri ile bilinmektedir.

Mottolaştırılmış diplomasi statikoculuğun en ilkelidir.

Ülkemizin toplum hafızasını oluşturan değerler üzerinde; hâkim masonik yapı, Kemalist  İstibdat ve  bozulmuş  laik manifesto, milletimiz üzerinde narkozsuz cerrahi müdahalede   bulunmakla uygulanan kasti  tedavinin doğurduğu diplomasi vücut ikliminde rehabilite sağlamamıştır.  

Fatin Rüştü Zorlu’nun [1] Dışişleri Bakanı olduğu dönem ve Turgut Özal’ın Başbakan olduğu dönemler hariç, 20. yüzyıl Türk diplomasisi genellikle değişime karşı ciddi derecede direnç göstermiştir.[Kemalizim]

 Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapsayan son dönem açısından Türk diplomasisinin en önemli özelliklerinden birisi, iç ve dış meydan okumalar karşısında değişim ve dönüşüme daha önceki yüzyılda gösterilen direnç [statiko] yerine bu süreci hızlandıracak ve kolaylaştıracak birtakım adımları atıyor olmasıdır.

Bilimi her 72 saatte bir iki katına çıkaran dünya akademisi; oyuncularının ve oyun kurallarının değiştiğini haykırmakta, dış politika, diplomasi ve işbirliklerinde yeni kurallar ortaya koymaktadır.

Yeni dünyanın yeni bir dili, üslubu, tekniği ve yöntemi vardır.

Bu dile uyum sağlayabilen, kullanabilen ve geliştirebilenler rekabette üstünlük göstermekte ve potansiyelini açığa çıkarabilmektedir.

Son yıllarda, Türk diplomasi temsilinde  zuhur eden yeni temsil ve anlayışın somutlaştığı noktalarda,  eski ilke ve anlayışlardan arınılarak bir dönüşüm yakalandığı görülmektedir.

Diplomasi değerlendirilirken devir ve dönemlerin mukayesesi yanında,  aynı dönem veya aynı olgu içindeki müdahale ve yorumlamaların analize tabi tutularak göstergelerin değerlendirildiği bilinmektedir.

Dış işleri ve Diplomasi yüksek politikadır.

Son yıllarda,  Türkiye’nin iç ve dış değişim dinamiklerinin  sergilediği ivme, ekonomiden dış politikaya, bilim ve teknolojiden sanata kadar geniş bir alanda cereyan etmekte ve fırsat alanlarının doğmasına imkan tanımaktadır.

Değişen diplomasi ile Türkiye…

Kendi tarihi ve coğrafyası ile yeniden barışmaya çalışmaktadır.

Küreselleşen dünyada zaman ve mekanı stratejik bir değer haline getirmektedir.

Soğuk savaş döneminin tek boyutlu ve indirgemeci ayrımlarını hızla geride bırakmaktadır.

Yeni Türk diplomasisi kendini tarihin bir seyircisi değil, aktörü olarak konumlandırmaktadır.

Dünya siyasetinde tek boyutluluğun değişerek demokratik ve adil bir yapının oluşmasını yüksek sesle haykırmaktadır.

Diplomasinin savunduğu tezlerin küresel sistem içerisinde siyasi meşruiyeti yoksa, o politikayı temellendirmek ve uygulamak mümkün değildir.

Dünya kamuoyu ülkelerin belirlediği ve uyguladığı politikaların değerlendirilmesinde önemli bir mehenk taşı niteliği taşımaktadır.

Bugün, küresel sistemin temel meşruiyet sorunlarından biri, mevcut nicelik ve yöntemlerin dünya kamuoyunun kahır ekseriyeti tarafından benimsenmemesidir.[Kaos]

Meşruiyetin olmazsa olmaz şartı adil paylaşımdır.

Adil paylaşım, etnosentrik [etnikmerkez] diplomasinin terk edilmesi ile mümkündür.

Türk diplomasisi 21.yüzyılla birlikte statikocu temsilden [askeri] kurtulup “ince güç” ve “kamu diplomasisi” umdeleri ile dönüşüm sağlamıştır.

Askerin ikincil önemde yürüttüğü diplomasiden el çektirilmesi ülkemizi savaş sanatında konser verecek seviyeye yükseltmiştir.

Türkiye’nin ince güç kapasitesi tarihinin, coğrafyasının, kültürel derinliğinin, ekonomik gücünün ve demokrasisinin sağladığı imkanların bileşkesi olarak değerlendirilerek diş politikadaki siyasete aktarılmıştır.

Kamu diplomasisi ince gücün bir uygulama alanı olup, Türk diplomasisinde yeni bir kavramdır.

Bugün Cumhurbaşkanlığı sisteminde Kamu Diplomasisi Koordinasyon Kurulu olarak faaliyet göstermektedir.

Dünya diplomasi arenasının en etkin siyasi iletişim  dili kamu diplomasisidir.

Bir ülkenin ortaya koyduğu politikaların doğruluğu ve etkinliği kadar, sahip olduğu ince güç potansiyeli de kamu diplomasisinin başarısını belirleyen unsurlar arasındadır.

İnce güç, değer-merkezli güç tanımına dayanır.

Bir ülkenin ne kadar cazip ve örnek alınmaya değer olduğunu ifade eder.

Aynı zamanda ince güç, bir ülkenin kültürünün, siyasi fikirlerinin ve politikalarının çekiciliğini ortaya koyar.

Sonuç olarak:

Uluslararası alanda ekonomik ve askeri yığınak yapmanın ötesinde farklı güç biçimleri ile de istediğiniz şeyi elde etmenin yolları vardır.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Joseph S. Nye’a göre istediğiniz bir şeyi elde etmenin üç yolu vardır. Kaba kuvvetle tehdit etmek ve “gerekirse savaşmak”, muhatabınızı çeşitli biçimlerde “satın almak” ve “ince güç” kullanarak ikna etmek.

İnce güç; istediğiniz bir şeyi, kaba güç kullanarak değil, başkalarının sizin hedeflerinizi kabul etmesini sağlayarak elde etmenizdir.

Bu, karşı tarafı inandırıcı argümanlar ve rasyonel politikalarla ikna ederek mümkündür.

İnandırıcılık ve ikna gibi temel güç unsurları ile yürüyen diplomasi, aynı zamanda gerçek güç kullanımına meşruiyet sağlayan unsurları da beraberinde taşır.

 

 

Saygılarımla.

 

Kaynakça.

1-)Dr. Arif Behiç ÖZCAN   21. Yüzyıl Türk Diplomasisi Üzerine Bir  Değerlendirme

2)Prf.Dr.İbrahimKALIN//http://www.kamudiplomasisi.org/makaleler/makaleler/100-tuerk-d-politikas-ve-kamu-diplomasisi