baskentpostasi @ gmail.com

Değerli okuyucularım, KENEVİR ile ilgili yıllar önce de yoğun çalışmalarım olmuştu. Tarihi, siyasi, ekonomik, stratejik, sanayi, ekonomik, endüstriyel vs. daha birçok yönden araştırmalar yapmıştım. Hatta bu konuda kitap bile yazmayı düşünmüştüm. 

Türkiye kenevirin yabancısı değildi. Bizim yaştakiler çocukluğundan çok iyi hatırlar. Büyükleri, dedeleri, babaları kenevir ile çok şey anlatmıştır mutlaka. Elbet ki hepimizin hafızasında bir şeyler canlanır…

Atalarımız kenevirden öyle şeyler üretiyorlardı ki… Bez, iç çamaşır, Pazar filesi/torbası…  Daha neler neler… Fakat yıllar önce uyuşturucu bahanesi ile ABD’nin baskıları sonucunda maalesef haşhaş/kenevir üretimi Türkiye’de yasaklandı. 1974’lü yıllara kadar. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit kenevir ekiminde ABD'yi biraz zorladı. ABD ile bir hayli didişti. Fakat nafile... Sadece ABD değil içerden de baskılar vardı!

Türkiye kenevirin yabancısı değildi. Bizim yaştakiler çocukluğundan çok iyi hatırlar. Büyükleri, dedeleri, babaları kenevir ile çok şey anlatmıştır mutlaka. Elbet ki hepimizin hafızasında bir şeyler canlanır…Atalarımız kenevirden öyle şeyler üretiyorlardı ki… Bez, iç çamaşır, Pazar filesi/torbası…  Daha neler neler… 

KENEVİR Tanrı’nın 4 mucize (Arpa, Buğday, Keten, Kenevir) tohumundan biridir. 8 bin yıllık bir tarihi vardır. Sümer tabletlerinde Tanrı tarafından gelen bir mucize olarak bilinir. Kenevir, sanayi, teknolojik, endüstriyel, askeri vs. daha yüzlerce alanda kullanılabilir mucizevi özellikleri vardır.

Kenevir lifli bitkiler sınıfına girmektedir.  Osmanlı’da gemilerin halatları, yelkenleri kenevirden üretilmiştir. Cumhuriyetin kuruluşunda da kenevir tekstil sektöründe kullanılmış. Ayrıca ilk traktörlerimiz kenevirden üretilen biyodizelle çalışmıştır. Kenevir 50 bin ürünün üretiminde kullanılabilir.

Kenevir, gıda/yiyecek,  sağlık/İlaç/kanser, tekstil, selüloz/kağıt/karton, otomobil, inşaat, kozmetik, yiyecek ve hayvan yemi ve endüstriyel alan olarak da halat, biyoplastik, yalıtım malzemeleri, boya, biyoyakıt, savunma sanayinde silah, tüfek, tank, miğfer, silahlı/silahsız insansız hava araçları ve birçok ürünün üretilmesinde de kullanılabilir. Aynı zamanda petrol ve petrokimyanın kullanıldığı her alanda alternatif bir hammaddedir Kenevir.

Kenevir, dünyada en fazla Omega 3,6 ve 9 barındıran bitkisi olmakla birlikte toprağa ektiğiniz zaman radyasyon emici özelliğinin olması, kaynaklı küresel ısınma problemlerine çözüm olabilmesi, toprağı temizlemesi, topraktaki selenyumu yukarı çıkarması, topraktaki zararlıları bünyesine alıp-temizlemesi,  bir dönüm ağacın (çam/ladin/köknarın verdiği oksijenden 25 kat fazla oksijen vermesi, kağıt sektörü hammaddesinin bundan sonra ormandan değil Kenevir’den olacak olması (Kenevirde yüzde 85 selüloz maddesi bulunuyor ve üstelik 8 defa geri dönüştürülebiliyor),  kenevirden yapılan tekstil ürünlerinin daha sağlıklı, antialerjik, dayanıklı ve uzun ömürlü olması vs. tüm yönleriyle doğa (tarım toprağı için) mucize bir bitkidir.

Kenevir’in diğer bitkisel elyaf kaynaklarına göre daha ucuz, sürdürülebilir, ekolojik, dayanıklı, nefes alabilen, insan tenine uyumlu olması ile birlikte tekstil sektörünün (Kadın-erkek-çocuk giyimi, ev tekstili, iç giyim, döşemelik vs.) her alanında kullanılabilmektedir. Hatta Osmanlı döneminde en iyi örnek, Kenevir ürünü olan padişahların iç çamaşırları Trabzon ve Rize’den gönderilmekteydi.

ABD’de bir sağlık kuruluşu Kenevir’in kanser tedavisinde, sağlıksız hücreyi bulup yok ettiği ile ilgili sonuçlar alabiliyor. İsrail’de bir üniversite 1964 yılından bu yana Kenevir’in kanser tedavisi yönünde araştırmalar yapıyor. İngiltere Kenevir’in kanser tedavisi çalışmaların hala devam ettirmekte. Almanya ise 2016-2017 yılları arasında kanser tedavisinde tıbbi kenevir talebinin yoğunluğundan dolayı bir türlü yetiştiremiyor.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde Endüstriyel Kenevir üretimi yapılmakta. Bu ülkelerin başında ABD, Fransa, Hollanda, Kanada gelmekte… ABD, 2018 yılından itibaren 38 eyalette Kenevir üretimini yasa ile serbest bıraktı. Hatta 8-10 yıl içinde Kenevir’den 75 milyar dolar beklentisi var. Rusya bile Çernobil Faciası sonrası 10 bin dönüme yakın kenevir ekerek toprağını temizlemişti.

Kenevir’de Amerika, Avrupa, Doğu, Uzak Doğu’da birçok ülke Kenevir ekimine ağırlık vermeye başladı.  Çin zaten tekstilde hammaddesi kenevir olan 150 çeşit tekstil ürünü üretiyor. Aynı zamanda 300 aşkın kenevir tekstil patenti bulunmaktadır. Bu konuda ABD ve Çin yarışıyor.

Bir de komşularımıza bakalım: Yunanistan’da 30 bin, Bulgaristan 250 bin, Romanya 400 bin dekar kenevir ekimi yaparken Türkiye 225 dekar!.. Düşünebiliyor musunuz komşularımızın bile bin kat aşağısında Kenevir ekebilmişiz. 

Neden Türkiye’de bu kadar düşük kenevir ekiyor ve  100 yıldır Türkiye Kenevir üretiminde gözle görülebilir herhangi bir ilerleme gösterememiş?! İşte bu sorunun kesin cevabı için tarihi gerçeklere bakmak gerekiyor. Yani, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve sonrasını gözden geçirerek bu soruya ancak cevap verebiliriz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1930’lu yıllarda Türkiye’nin tarımda ve tekstilde gelişmesi için Kenevir ekilmesi talimatı vermişti. Ve Türkiye’nin birçok yerinde Kenevir ekilmeye başlamıştı. Daha sonra Kenevir üretimi 1933 yılında 2313 sayılı Uyuşturucu Murakebe Kanunu sonucu psikoaktif madde içermesinden dolayı haşhaş ile aynı sınıfta değerlendirilerek üretimi zorunlu olarak sınırlandırılmıştır.

Haşhaş-Kenevir üretimi ile baskılar ABD tarafından uzun süre daha devam ettirildi.

Gazi Mustafa Kemal’ın vefatından sonra ABD’nin bu konudaki baskıları ile Türkiye’de Kenevir ekimi zorlaşmaya başlamıştı. Türkiye’nin Kenevir, Haşhaş vs. üretimine dair baskılar eroinin hammaddesi bahanesiyle 1960 yılları ABD Başkanı Richard Nixon döneminde yapılır. Ve bazı kısıtlamalar getirilir. 12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası Nihat Erim hükümeti Kenevir-Haşhaş üretimini tamamen yasaklar. 1974’te Bülent Ecevit iktidara geldiğinde tekrar Kenevir-Haşhaş ekiminde karar alsa da ABD baskıları devam eder. 1990 yılına kadar belirli limitler halinde ve kontrollü ekilebilmiştir. Ta dünyadaki konjonktür değişinceye kadar… Ve sonrasında şu anki Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda Türkiye’de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2016’da aldığı karar sonucu 19 ilde kenevir üretimi yapılmaya başlamıştır. Bu illerimiz Amasya, Antalya, Bartın, Burdur, Çorum, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak..."

Ta ki şu anki Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın “BİZE DOST GÖRÜNEN DÜŞMANLAR ÜLKEMDEN KENEVİR ÜRETİMİNİ ALDI” deyinceye kadar. Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ne zamanki Türkiye’nin Kenevir üretmesi için şu konuşmayı yaptı: "Son zamanlar bu plastik poşetler vb. birçok ürünlerle ilgili olarak bir savaş başlattık. Bunun 500 yıl, 750-1000 yıl bunu toprak eritemiyor. Savaşımızı kararlı bir şekilde başlattık. Anacağım evde file dokurdu. File ile alışveriş yapar gelirdik. Bunun toprakla bir dostluğu var. O zamanlar bunlar kenevirden yapılırdı. Ülkemizde keneviri yok ettik. Kenevirden atlet, fanila dokunurdu. Çünkü teri emmesi çok farklı. Bize dost görünen düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor. Birilerinin bu işi başlatması lazımdı. Şu anda biz de bunun çalışmasını yapıyoruz." İşte 2019 yılı itibarı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ile Türkiye kenevir üretimine start verdi. O gündür bugündür Türkiye boş durmuyor. Kenevir üretimi için gerek hükümet olarak gerekse çiftçiler olarak yoğun bir çalışma içine girildi. Fakat yeterli miydi?! Elbet ki hayır!.. Çünkü yapılacak o kadar çok şey vardı ki…

Türkiye’nin kenevir üretimi için SEFERBERLİK ilan edilmeli. Her şeyden önce bu konudaki tüm mevzuatların ivedi bir şekilde değiştirilmesi ve kenevir üretiminin DEVLET PROJESİ haline getirilmesi gerekiyordu. Bize göre bu konuda bakanlığa bağlı kurumsal bir yapı oluşturulmalı ve üst düzeyde ilgilenilmeli. Gerekirse ÜNİVERSİTE kurulmalı. Bütün üniversitelerde kenevir üzerine akademiler oluşturulmalı. Kenevir ile ilgili sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar, resmi veya özel sözlü, yazılı ve görsel MEDYA…  Kenevire yönelik yeni bir strateji geliştirilmeli… Bu yönde tüm teknolojik altyapı oluşturulmalı… Hatta ve hatta ilk/orta/lise ve üniversitelerde DERS olarak okutulmalı… Okullarda bölümler açılmalı… Kısaca ayrı bir KENEVİR SEKTÖRÜ oluşturulmalı… Tabi ki bütün bunlarla birlikte ilk önce kenevir ekilecek toprakların hızlı bir şekilde uyumlu hale getirilmeliydi. Bilhassa Kenevir tohumu…  Osmanlı’nın 1492’lı yıllarında 400 bin ton kenevir tohumu üretiliyormuş. Ya Cumhuriyet döneminde: üç veya dört bin ton kenevir tohumu üretilebilmiş. Ne zamanki kenevir üretimi yasalaştı işte o zaman kontrollü üretim ile 2005 yılına kadar ancak 4500 ton civarında kenevir tohumu üretebildik. Şu anda ise 2,5 ton yerli tohumumuzun olduğu biliniyor.

Türkiye’nin kenevirdeki bu acı gerçeğini yok etmek için bir önce kenevir üretiminde SEFERBERLİK ilan edilmeli. Eksik yasal boşluklar varsa bir an önce giderilmeli. Geçmişte olduğu gibi bu sefer ABD’nin, AB ülkelerinin, İngiltere vs. ülkelerin oyununa gelmemeli çünkü artık kenevir üretimini kendileri de yapıyorlar. Kenevir üretiminde Türkiye şu andan itibaren büyük bir değişikliğe giderek ve bütün eksiklikleri tamamlayarak hızlı bir şekilde KENEVİR ÜRETİMİ başlatırsa inanın en kısa bir zamanda (yani 5 yıl içinde) 100 milyar dolar üzerinde gelir elde edebilir. Sadece kanser tedavisinde kullanılan kenevir yağından yılda 2 milyar dolar gelir elde edilir. Aynı şekilde Türkiye’de kenevir kenevir üretimini sanayi, teknolojik, endüstriyel, askeri vs. her alanında kullanılacak şekilde üretebilirsek yılda da nice milyar dolarlık getirisi olur…

Yıllar gelip-geçti… Ta ki 2019 yılında Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın kenevir üretimi konusunda düğmeye basıncaya kadar… Cumhurbaşkanı Erdoğan kenevir üretiminde müjdeyi vermişti. Ve birkaç yıldır da kenevir üretiminde bir hareketlilik yaşanmaktadır.

KENEVİR Tanrı’nın 4 mucize (Arpa, Buğday, Keten, Kenevir) tohumundan biridir. 8 bin yıllık bir tarihi vardır. Sümer tabletlerinde Tanrı tarafından gelen bir mucize olarak bilinir. Kenevir, sanayi, teknolojik, endüstriyel, askeri vs. daha yüzlerce alanda kullanılabilir mucizevi özellikleri vardır.

Kenevir lifli bitkiler sınıfına girmektedir.  Osmanlı’da gemilerin halatları, yelkenleri kenevirden üretilmiştir. Cumhuriyetin kuruluşunda da kenevir tekstil sektöründe kullanılmış. Ayrıca ilk traktörlerimiz kenevirden üretilen biyodizelle çalışmıştır. Kenevir 50 bin ürünün üretiminde kullanılabilir.

Kenevir, gıda/yiyecek,  sağlık/İlaç/kanser, tekstil, selüloz/kağıt/karton, otomobil, inşaat, kozmetik, yiyecek ve hayvan yemi ve endüstriyel alan olarak da halat, biyoplastik, yalıtım malzemeleri, boya, biyoyakıt, savunma sanayinde silah, tüfek, tank, miğfer, silahlı/silahsız insansız hava araçları ve birçok ürünün üretilmesinde de kullanılabilir. Aynı zamanda petrol ve petrokimyanın kullanıldığı her alanda alternatif bir hammaddedir Kenevir.

Kenevir, dünyada en fazla Omega 3,6 ve 9 barındıran bitkisi olmakla birlikte toprağa ektiğiniz zaman radyasyon emici özelliğinin olması, kaynaklı küresel ısınma problemlerine çözüm olabilmesi, toprağı temizlemesi, topraktaki selenyumu yukarı çıkarması, topraktaki zararlıları bünyesine alıp-temizlemesi,  bir dönüm ağacın (çam/ladin/köknarın verdiği oksijenden 25 kat fazla oksijen vermesi) kağıt sektörü hammaddesinin bundan sonra ormandan değil Kenevir’den olacak olması (Kenevirde yüzde 85 selüloz maddesi bulunuyor ve üstelik 8 defa geri dönüştürülebiliyor),  kenevirden yapılan tekstil ürünlerinin daha sağlıklı, antialerjik, dayanıklı ve uzun ömürlü olması vs. tüm yönleriyle doğa (tarım toprağı için) mucize bir bitkidir.

Kenevir’in diğer bitkisel elyaf kaynaklarına göre daha ucuz, sürdürülebilir, ekolojik, dayanıklı, nefes alabilen, insan tenine uyumlu olması ile birlikte tekstil sektörünün (Kadın-erkek-çocuk giyimi, ev tekstili, iç giyim, döşemelik vs.) her alanında kullanılabilmektedir. Hatta Osmanlı döneminde en iyi örnek, Kenevir ürünü olan padişahların iç çamaşırları Trabzon ve Rize’den gönderilmekteydi.

ABD’de bir sağlık kuruluşu Kenevir’in kanser tedavisinde, sağlıksız hücreyi bulup yok ettiği ile ilgili sonuçlar alabiliyor. İsrail’de bir üniversite 1964 yılından bu yana Kenevir’in kanser tedavisi yönünde araştırmalar yapıyor. İngiltere Kenevir’in kanser tedavisi çalışmaların hala devam ettirmekte. Almanya ise 2016-2017 yılları arasında kanser tedavisinde tıbbi kenevir talebinin yoğunluğundan dolayı bir türlü yetiştiremiyor.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde Endüstriyel Kenevir üretimi yapılmakta. Bu ülkelerin başında ABD, Fransa, Hollanda, Kanada gelmekte… ABD, 2018 yılından itibaren 38 eyalette Kenevir üretimini yasa ile serbest bıraktı. Hatta 8-10 yıl içinde Kenevir’den 75 milyar dolar beklentisi var. Rusya bile Çernobil Faciası sonrası 10 bin dönüme yakın kenevir ekerek toprağını temizlemişti.

Kenevir’de Amerika, Avrupa, Doğu, Uzak Doğu’da birçok ülke Kenevir ekimine ağırlık vermeye başladı.  Çin zaten tekstilde hammaddesi kenevir olan 150 çeşit tekstil ürünü üretiyor. Aynı zamanda 300 aşkın kenevir tekstil patenti bulunmaktadır. Bu konuda ABD ve Çin yarışıyor.

Bir de komşularımıza bakalım: Yunanistan’da 30 bin, Bulgaristan 250 bin, Romanya 400 bin dekar kenevir ekimi yaparken Türkiye 225 dekar!.. Düşünebiliyor musunuz komşularımızın bile bin kat aşağısında Kenevir ekebilmişiz. 

Neden Türkiye’de bu kadar düşük kenevir ekiyor ve  100 yıldır Türkiye Kenevir üretiminde gözle görülebilir herhangi bir ilerleme gösterememiş?! İşte bu sorunun kesin cevabı için tarihi gerçeklere bakmak gerekiyor. Yani, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve sonrasını gözden geçirerek bu soruya ancak cevap verebiliriz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1930’lu yıllarda Türkiye’nin tarımda ve tekstilde gelişmesi için Kenevir ekilmesi talimatı vermişti. Ve Türkiye’nin birçok yerinde Kenevir ekilmeye başlamıştı. Daha sonra Kenevir üretimi 1933 yılında 2313 sayılı Uyuşturucu Murakebe Kanunu sonucu psikoaktif madde içermesinden dolayı haşhaş ile aynı sınıfta değerlendirilerek üretimi zorunlu olarak sınırlandırılmıştır.

Haşhaş-Kenevir üretimi ile baskılar ABD tarafından uzun süre daha devam ettirildi.

Gazi Mustafa Kemal’ın vefatından sonra ABD’nin bu konudaki baskıları ile Türkiye’de Kenevir ekimi zorlaşmaya başlamıştı. Türkiye’nin Kenevir, Haşhaş vs. üretimine dair baskılar eroinin hammaddesi bahanesiyle 1960 yılları ABD Başkanı Richard Nixon döneminde yapılır. Ve bazı kısıtlamalar getirilir. 12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası Nihat Erim hükümeti Kenevir-Haşhaş üretimini tamamen yasaklar. 1974’te Bülent Ecevit iktidara geldiğinde tekrar Kenevir-Haşhaş ekiminde karar alsa da ABD baskıları devam eder. 1990 yılına kadar belirli limitler halinde ve kontrollü ekilebilmiştir. Ta dünyadaki konjonktür değişinceye kadar… Ve sonrasında şu anki Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda Türkiye’de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2016’da aldığı karar sonucu 19 ilde kenevir üretimi yapılmaya başlamıştır. Bu illerimiz Amasya, Antalya, Bartın, Burdur, Çorum, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak..."

Ta ki şu anki Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın “BİZE DOST GÖRÜNEN DÜŞMANLAR ÜLKEMDEN KENEVİR ÜRETİMİNİ ALDI” deyinceye kadar. Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ne zamanki Türkiye’nin Kenevir üretmesi için şu konuşmayı yaptı: "Son zamanlar bu plastik poşetler vb. birçok ürünlerle ilgili olarak bir savaş başlattık. Bunun 500 yıl, 750-1000 yıl bunu toprak eritemiyor. Savaşımızı kararlı bir şekilde başlattık. Anacağım evde file dokurdu. File ile alışveriş yapar gelirdik. Bunun toprakla bir dostluğu var. O zamanlar bunlar kenevirden yapılırdı. Ülkemizde keneviri yok ettik. Kenevirden atlet, fanila dokunurdu. Çünkü teri emmesi çok farklı. Bize dost görünen düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor. Birilerinin bu işi başlatması lazımdı. Şu anda biz de bunun çalışmasını yapıyoruz." İşte 2019 yılı itibarı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ile Türkiye kenevir üretimine start verdi. O gündür bugündür Türkiye boş durmuyor. Kenevir üretimi için gerek hükümet olarak gerekse çiftçiler olarak yoğun bir çalışma içine girildi. Fakat yeterli miydi?! Elbet ki hayır!.. Çünkü yapılacak o kadar çok şey vardı ki…

Türkiye’nin kenevir üretimi için SEFERBERLİK ilan edilmeli. Her şeyden önce bu konudaki tüm mevzuatların ivedi bir şekilde değiştirilmesi ve kenevir üretiminin DEVLET PROJESİ haline getirilmesi gerekiyordu. Bize göre bu konuda bakanlığa bağlı kurumsal bir yapı oluşturulmalı ve üst düzeyde ilgilenilmeli. Gerekirse ÜNİVERSİTE kurulmalı. Bütün üniversitelerde kenevir üzerine akademiler oluşturulmalı. Kenevir ile ilgili sivil toplum örgütleri, dernekler, vakıflar, resmi veya özel sözlü, yazılı ve görsel MEDYA…  Kenevire yönelik yeni bir strateji geliştirilmeli… Bu yönde tüm teknolojik altyapı oluşturulmalı… Hatta ve hatta ilk/orta/lise ve üniversitelerde DERS olarak okutulmalı… Okullarda bölümler açılmalı… Kısaca ayrı bir KENEVİR SEKTÖRÜ oluşturulmalı… Tabi ki bütün bunlarla birlikte ilk önce kenevir ekilecek toprakların hızlı bir şekilde uyumlu hale getirilmeliydi. Bilhassa Kenevir tohumu…  Osmanlı’nın 1492’lı yıllarında 400 bin ton kenevir tohumu üretiliyormuş. Ya Cumhuriyet döneminde: üç veya dört bin ton kenevir tohumu üretilebilmiş. Ne zamanki kenevir üretimi yasalaştı işte o zaman kontrollü üretim ile 2005 yılına kadar ancak 4500 ton civarında kenevir tohumu üretebildik. Şu anda ise 2,5 ton yerli tohumumuzun olduğu biliniyor.

Türkiye’nin kenevirdeki bu acı gerçeğini yok etmek için bir önce kenevir üretiminde SEFERBERLİK ilan edilmeli. Eksik yasal boşluklar varsa bir an önce giderilmeli. Geçmişte olduğu gibi bu sefer ABD’nin, AB ülkelerinin, İngiltere vs. ülkelerin oyununa gelmemeli çünkü artık kenevir üretimini kendileri de yapıyorlar. Kenevir üretiminde Türkiye şu andan itibaren büyük bir değişikliğe giderek ve bütün eksiklikleri tamamlayarak hızlı bir şekilde KENEVİR ÜRETİMİ başlatırsa inanın en kısa bir zamanda (yani 5 yıl içinde) 100 milyar dolar üzerinde gelir elde edebilir. Sadece kanser tedavisinde kullanılan kenevir yağından yılda 2 milyar dolar gelir elde edilir. Aynı şekilde Türkiye’de kenevir kenevir üretimini sanayi, teknolojik, endüstriyel, askeri vs. her alanında kullanılacak şekilde üretebilirsek yılda da nice milyar dolarlık getirisi olur…