ramercbey @ gmail.com

Al­lah için kur­ban, küp için ka­vur­ma zih­ni­ye­tindekilerin Kurban’ı kabul olur mu? Allah bilir ama en azından ayıptır.

Ete hasret nice garip guraba var. Fakirlere kurban etinden pay vermek ne güzeldir. Bir sadaka bin musibeti def eder demişler.

Müslümanların dini konularda tenkidini ancak Müslüman olanlar yapabilir. Diğerlerinin yaptığı «tenkid» maskesiyle dini karalamaktır.

Büyük Müslüman kütleler karanlık gecede yağmura ve fırtınaya tutulmuş, kurtların hücumuna uğramış, çobansız kalmış koyun sürüleri gibi ne yapacağını şaşırmış vaziyettedir.

Bir takım din istismarcıları onları kaz gibi yolmakta, inek gibi sağmaktadır.

Bayram namazında baktım birkaç kişi çıkmış ellerinde naylon poşetler, para topluyor cemaatten. Ne verirsen elinle o gider seninle klasik repliği ile poşete paralar atılıyor. Toplayan bunların bir kısmını cebellezi etse kimsenin haberi olmayacak. Ne makbuz var ne başka bir şey...

Fakir fukaranın hakkı olan zekâtlara bile göz dikmişler. Müslümanlardan her yıl bir sürü kurban parası usûlsüz olarak toplanmaktadır.

Sanki dinsizi, masonu, ateisti, solcusu, sabataisti ve bunlarla birlikte sözde dindar geçinen birtakım adamlar ve güruhlar Türkiye’yi batırmak için seferber olmuşlardır.

İman ile küfrün amansız bir savaş halinde bulunduğu böyle bir devirde beton cami binaları, uzun ve bol şerefeli minareler; halılar, ışıldaklar, fırıldaklar, zırıldaklar; cami helâları, kaloriferleri, imamevleri; kurban etleri için soğuk hava depoları, hâfız mektepleri, tantanalı ve nümayişli lüks ziyafetler ile hiçbir yere varılamaz.

Müslümanların Batı’daki thinktank’lar benzeri bir “İslâmî Stratejik Araştırmalar ve Plan Program Enstitüsü” olmalıydı. “Neler yapılmalıdır?” diye soran bir Müslümana veya iktidardakilere yol gösterecek olan böyle kurumlardır.

İslâmî kesimde, eski hamam eski tas; donmuş, taşlaşmış, kalıplaşmış zihniyetler hüküm sürmeye devam ediyor.

Müslümanlar ülkenin en vasıflı, en güçlü, en üstün medyasına hâlâ sahip olamadılar. 20 yıldır iktidardayız ve birçok serbesti kazandık... Değil Türkiye’nin, dünyanın en iyi medyasına sahip olmalıydı Müslümanlar.

Dünya medyasında bazı gazeteler, bazı dergiler vardır bir manşeti ile dünyayı sallar. Türkiye muz cumhuriyeti değil. Mazimiz çok zengin ve çok çetrefilli, çok meşakkatli, çok zor hadiselerle doludur.

Bunlardan gerekli dersler çıkarmalı ve elimizdeki tecrübeyi ihlás ile bir araya gelip en güçlü medyayı kurmaya yönelmeliydik. Oysa biz az gittik uz gittik bir arpa boyu yol gittik.

Kendi halinde, Türkiye düşmanı olmayan namuslu bir Batı’lı aydın bu halimize bakıp kırk sene düşünse bir anlam veremez. Halimiz akıllara sezâ çünkü. Yàni olamaz, bu kadarı da olmaz durumu...

Bazı güçlü islâmî cemaatlerin içine ajanların, para gözlülerin, istihbaratçıların, casusların, yabancı elemanların korona virüsü gibi sızmış ve sokulmuş olmasına ne kadar üzülüyor Müslümanlar?

İslâm’a ve Müslümanlara hizmet edeceğiz diye dindar kadınların bileziklerini, küpelerini, yüzüklerini toplayacak, hattâ bazı saf vatandaşların evlerini, dairelerini, arsalarını alarak kurulan (sözde) islâmî medya organlarının Müslümanlara verdiği zarara üzülmemek kabil midir?

Din sömürüsü bütün hızıyla, şiddetiyle, kesafetiyle (yoğunluğuyla), çirkinliğiyle devam ediyor. İktidar polisiye tedbirler almalı, bu soygun ve istismarı behemahal durdurmalıdır. Müslümanları kaz gibi görüp yolan yalnızca Tosuncuklar değil. Baronlar var baronlar... 21.07.2021