halitkorkmaz0661 @ gmail.com

NATO’da Kafalar Karışık

NATO’nun kuruluş amacı “üye ülkelerin özgürlük ve güvenliklerini korumak” olarak belirtilse de ABD’nin dünya siyasetine dair stratejik kara, deniz ve hava ekonomik yolları ve geçişlerini çevreleme ve zapt etme amaçlı politikalarının icrasına dair kurulmuş askeri bir pakt anlayışı içinde hareket eden yapıya dönüşmüştür.

Bugün dünyada modern ulusal savunma anlayışları irdelenirken “kolektif güvenlik anlayışı” nın kendisi sorgulanır hale gelmiştir.

ABD  NATO’nun prezentasyonunu tereddütle yürütmektedir.

NATO’nun güvenlik araştırmalarına ve politikalarına NATO’ya bağlı ülkeler bile şüphe ile yaklaşmaktadır.

NATO gerektiğinde kullanılacak sembolik bir kuruma dönüşmüştür.

ABD artık NATO’nun hakim gücü ile değil Anglosakson kültür anlayışı ile birlik ve pakt kurarak yürümeye gayret etmektedir.

Bu meyanda, çok kutuplu güç oluşumlarının öne çıktığı dünyada aktive edilen yeni güvenlik anlayışlarında bölgesel güç birliği kavramı ve faaliyetleri öne çıkmaktadır.

Yeni bir bölgesel güç birliği Avustralya, ABD ve İngiltere arasında inkişaf edilmeye başlamış gözükmektedir.

Avustralya, Fransa ile imzaladığı 90 milyar dolar tutarındaki devasa denizaltı anlaşmasını iptal etmeye hazırlanıyor.[1]

Binaenaleyh Avustralya, ulusal savunmasına dair bazı politikalarını değiştirme cihetine giderek nükleer enerjili denizaltılar alacak ve daha önce anlaşmaya vardığı Fransız tasarımı denizaltıları almak için 90 milyar dolarlık programı kurulan yeni pakt ve birlik için rafa kaldıracak.[2]

Avustralya, ABD ve İngiltere’nin teknoloji ve bölgesel zorlukların giderilmesine odaklanan ve AUKUS adı verilen yeni bir üçlü güvenlik ortaklığı anlaşması ile Güney Çin Denizindeki bölgesel etkinlik faaliyetlerini artırma gayreti içine girmiştir.

Yeni dünya düzeni AUKUS etrafında şekillenecektir.

Ancak, Avustralya’nın nükleer enerjili denizaltıları benimsemesi nükleer sanayisi olmadığı için siyasi, ekonomik ve teknolojik bakımdan ortakları ile zorluklar yaşayacağı ve edilgen hale düçar olacağı tabii gözükmektedir.

Joe Biden, Boris Johnson ve Scott Morrison tarafından kurulan  yeni askeri koalisyonun giderek güçlenen ve agresif duruma gelen Çin’in kontrol altına alınabilmesi için kurulduğu düşünülmektedir.

Mezkür anlaşma çerçevesinde İngiltere, Amerika ve Avustralya, su altı insansız hava araçları ve yapay zeka dahil olmak üzere birbirlerine karşı gelişmiş araştırmaları paylaşacaklarını taahhüt etmişlerdir.

Ayrıca, Birleşik Krallık ve ABD Avustralya'ya nükleer enerji ile çalışan bir denizaltı filosu inşa etmede yardımcı olmayı da program dahiline almışlardır.

Bu, Çin'in iktidardaki ÇKP tarafından kontrol edilen bir gazete olan Global Times'ın öfkesine yol açmıştır.

The Independent'a göre, anlaşma Avustralya'yı nükleer bir saldırının hedefi haline getirebileceği konusunda uyardı.

Şi Cinping AUKUS ittifakı için öfkeli gözüküyor.

Güney Çin denizi ısınıyor mu?

Global Times'a konuşan Çin’li askeri kaynaklar, yeni Avustralya denizaltılarının nükleer silah taşıyacak şekilde geliştirileceklerini ve bu durumun Avustralya'yı bir tehdit haline getirebileceğini iddia etti.

Bir kısım uzmanlar’ da, "ABD ve İngiltere'nin Avustralya denizaltılarına nükleer silahlar ve denizaltından fırlatılan balistik füzeler yerleştirmesinin kolay olacağı" görüşünde birleşti.

Avustralya, İngiltere ve Amerika, denizaltıların nükleer güç barındırma kapasiteli inşa edilmelerine karşın nükleer silahla donatılmayacaklarını ısrarla dile getirmektedir.

Global Times'ın ayrı bir makalesinde şu görüşlere yer verildi: "Avustralya birlikleri, büyük olasılıkla Güney Çin Denizi'nde hayatlarını boşa harcayan ilk batılı asker grubu olacak." açıklaması ile Avustralya ciddi bir tehdit altına gireceğini anlamış oldu.

Pekin, çoğunlukla kendi egemen bölgesi olduğunu iddia ettiği Güney Çin Denizi konusunda bir anlaşmazlık içinde kilitlenmiş durumda olduğu görünümü veriyor.

Bu durum Filipinler, Vietnam ve Tayvan da dahil olmak üzere bazı komşu ülkelerden gelen rakip iddialarla da örtüşüyor.

Batılı güçler, Çin'in egemenlik iddiasını kabul etmeyi reddediyor ve bölgede düzenli olarak "seyrüsefer özgürlüğü" devriyeleri için savaş gemilerini hazır bulunduruyor.

AUKUS ittifakı açıklandıktan sonra Bay Biden, Bay Johnson ve Bay Morrison amaçlarını açıklayan ortak bir bildiri yayınladılar.

Şunları söylediler: Hükümetlerimiz, AUKUS aracılığı ile her birimizin güvenlik ve savunma çıkarlarını destekleme yeteneğini güçlendirecek, derin bilgi ve teknoloji paylaşımını da teşvik ederek  var olan işbirliğini önemli ölçüde derinleştirecektir.

İngiltere ve ABD'nin Avustralya'ya nükleer enerjili denizaltılar inşa etmesine yardım etme taahhüdünün ardından Canberra, dizel denizaltılar için kazançlı bir Fransız sözleşmesini iptal etti.

Bu durum, Fransa’nın ABD ve Avustralya'dan büyükelçilerini çekmesine ve öfkesine yol açtı.

Fransız dışişleri bakanı, ülkesinin “arkadan bıçaklandığını” iddia etti.

Bakan, “Avustralya ile bir güven ilişkisi kurduk ve bu güvene ihanet edildi, bu müttefikler arasında yapılmaz.” dedi.

Bu durum uzun zamandır dillendirilen “Avrupa ordusu” kurma politikalarını diğer taraftan ABD’nin Afganistan’dan çekilirken Avrupalı müttefikleri ile istişare yapmaması, Avustralya’nın denizaltı alımında Fransa’dan vaz geçip ABD ile İngiltere’yi tercih etmesi, Batı kulübünün NATO içerisinde yaşadığı son çatlak ve güven kaybı  kabul edilerek "AB ordusu kurma" fikrinin yeniden canlanmasına sebebiyet vermiştir.

Ülkemizin politikalarını da yakından etkileyecek olan çok kutuplu dünya adım adım yaklaşmakta ve ilk stratejik oluşumlarını ortaya koymaktadır.

 

 

 

Saygılarımla.

 
 

 

 

1)https://www.express.co.uk/news/world/1493307/WW3-news-Nuclear-China-Australia-AUKUS-Chinese-Beijing-conflict-latest  James Bickerton

2-)https://www.abc.net.au/news/2021-09-15/allied-naval-united-states-biden-australia-nuclear-submarines/100465628  Andrew Greene