ramercbey @ gmail.com

Allah gani rahmet eylesin, üstadı yád eden Anadolu Ajansı, 11 Temmuz 2021 günü “Babıali'nin hassas ve cesur kalemi: Mehmed Şevket Eygi” başlığıyla haber yapmıştı. Girişi şöyleydi haberin: 

İlk yazısını Eşref Edib'in yayımladığı Sebilürreşad dergisinde okurların beğenisine sunan Eygi, gazete yazılarıyla 1995'te Türkiye Yazarlar Birliğince basın dalında ödüle değer görülmüştü...”

Sağolsunlar lâkin daha bu giriş cümlesinde bile vahim bir hata vardı. Üstad hiçbir yazısını beğenilsin (moda tâbirle «like» alsın) diye yazmazdı. Onun rızasını, beğenisini almak istediği bir tek zat vardı o da Cenâb-ı Allah idi.

Günlerdir Orman yangınlarıyla uğraşıyoruz. Takip ettiğim kadar, bütün dünyada da orman yangınlarında müthiş bir artış yaşanıyor. Zira iklim normallerinin de üzerinde bir sıcak ve rüzgar ile yangınların kuvvetlenişi, söndürme güçlüğü var.

Merhum üstadın İstanbul ormanlarıyla ilgili bir yazısı vardı: Arşivimdeki “Ömerli Ormanları” başlıklı ve 17 Mayıs 2001 tarihli o yazıdan aktarıyorum:

“Sabataycı bir şirket, İstanbul’un hayatî merkezlerinden olan Ömerli su havzasındaki ormanlarda bin adet lüks villa yaptırmak, bunları satarak bir milyar dolar kazanmak hayali peşindedir. Bu bölge korunma altına alınmıştır, iskâna ve inşaata kapalıdır. Ülke menfaatleri çiğnenerek, kanun ve nizamlar hiçe alınarak, bir sürü dolap çevrilerek gayeye ulaşmak istiyor birtakım adamlar.

(........) Bir milyar dolarlık bir kazanç... Bunun için üç beş milyon dolar harcasalar sözü mü olur? İstanbul’un su bölgesindeki o ormanlar uluslararası anlaşmalarla da korunma altına alınmıştır. Oralarda mutlaka korunması gereken nice hayvan, bitki, böcek türü bulunmaktadır.

(........) Orman yavaş yavaş tahrip edilecek; mutlu sâkinler için golf sahaları, açık veya kapalı yüzme havuzları, rekreasyon merkezleri, viski içilen klüpler yaptırılacakmış.

Onlar da Türkiyelidir ama onlar daha eşittir, imtiyazlıdır. (George Orwell’in Hayvanlar Çiftliğindeki domuzların koyduğu kanunlara atıf yapıyor hoca) Elbette halkın içinde oturmazlar, milyonlarca, yüz milyonlarca dolarları vardır. İmkânları geniştir. Anayasada eşitlik prensibi vardır ama onlar daha eşittir, çok eşittir, bambaşka eşittir, bir hoş eşittir... 

Ömerli ormanlarının tahribi hususunda kesin karar vermiş olan bazı kişiler şimdi çok karanlık, çok riskli, çok kirli planlar hazırlıyor. Önlerine dikilen bütün belediyecileri, sivil çevre kuruluşlarını tesirsiz hale getirmek için şeytana parmak ısırtacak hileler, hud’alar, ikna metodları düşünüyor, planlıyorlar.

(........) İstanbul’un korunmuş ormanlarının bir kısmını İsrail’e ve Yunanistan’a kiraya vermek veya satmak ile Ömerli ormanlarının tahrip edilip bin villa yapılması projesi ihanet bakımından bir değil midir? Düşman içimize girmiştir ve bir kısım topraklarımızı işgal etmektedir. Bazı bölgelerimiz kasıtlı olarak boşaltılmakta, insandan arındırılmaktadır. İleride, müsait bir zamanda buralara başka nüfuslar mı yerleştirilecektir?

(........) Zeki ve kurnazdırlar. Müslüman kesimin içine bile birtakım Abdullah ibn Sebe’ler sokmayı becermişlerdir. Bazı ahmak ve zekâ özürlü sözde dindarlar bu Abdullah ibn Sebe’lerin (meselâ Feto’nun) etrafında pervaneler gibi dönmekte, onlara yardımcı olmakta, alkışlamaktadır.”

Ah ki ne ah... Merhum üstadı öyle arıyorum ki. Onun gibi insanların ölümüyle alâkalı bir hadîs-i şerîf de vardı. Meâlen “âlimlerin ölümüne denizdeki balıklar bile ağlar” buyuruyordu Efendimiz (s.a.v).

Şu orman yangınlarında, şu kara günlerde üstad neler yazardı acaba? Öyle ah çekiyorum ki... 05.08.2021