ragipmermii @ gmail.com

Her gün bir orman yangını haberi alıyoruz. Her gün ormanlarımız birilerinin dikkatsizliğine kurban ediliyor. Türkiye 22 milyon hektarlık bir ormanlık alana sahip. Bu durum dünya genelinde azımsanmayacak bir rakam.

Ormancılık ülkemizde milli şuur olarak öğretilen, korunan bir yapıya sahip.

Dünyanın hiçbir yerinde ormanları korumayı vatan savunması olarak gören başka bir devlet yok.

22 milyon hektar alanı koruyan 8147 geçici, 8724 daimi işçi olmak üzere 16.871 işçi korumakta. 22 milyon hektarlık bir alanı koruyan bu işçilerin yetersiz olup olmadıklarını da takdirlerinize bırakıyorum.

Yapılan incelemelerde 2007 yılından bu yana emekli olan hiçbir işçi yerine kadrolu alım söz konusu olmamış.

Tarım ve Orman bakanlığında 8147 geçici işçi asıl işi yaptığı halde geçici statüde görev yapıyor.

Ormancılık sektörünün diğer iş kollarından farklı olduğu gerçeğiyle yola çıkarsak ormanları koruyan işçilerin geçici statüde çalıştırılmaları ciddi sakıncalar doğuruyor.

Birincisi işçilerin yaptığı görev ciddi bir motivasyon gerektiriyor. Bu sebeple geçici işçi kavramını tarım- çay- fındık sektöründeki işçiler gibi düşünülmemeli. Yılın 12 ayı iş yapan, ormancılığı sadece orman yangınlarından ibaret görmeyen bir bakış açısı ile duruma yaklaşılmalı.

 

Geçmiş aylarda kış mevsiminde orman yangını olmaz dedikleri için geçici orman işçilerini bakanlık evlerine göndermiş. Yani 12 ay çalışması gereken işçiler önce 5 ay 29 gün, sonra maliye bakanlığının oluru ile çalışma süreleri 9 ay 29 güne uzatılmış.

 

Bu durumu sorduğumuzda verilen cevap manidar, ‘orman yangını yok’ deniliyordu. Fakat tarım ve orman bakanlığının resmi internet sitesinde ‘orman yangınları ’bölümünü incelediğinizde sadece ARALIK ayında 68 tane orman yangını gerçekleşmiş.

 

Ve garip olan bir durum da şu; kış mevsiminde orman işçilerine duyulan ihtiyaç sadece yangınlarla sınırlı değil. Ormanların bakımı, onarımı, fidanlaması, damgalaması gibi bir çok kalemi var.

 

Tarım ve Orman bakanlığında 8.147 geçici işçi- 8724 daimi işçinin yetersiz olduğunu net olarak şuradan anlıyoruz. Bakanlık şuan dahi yetersiz işçi durumunu ve geçici işçi mağduriyetini gidermediği halde dışarıdan hizmet almaya başlıyor.

 

Bu durumu biraz incelediğinizde tam teknoloji, en kaliteli araç gerece sahip olan Orman bakanlığı ne yazık ki hizmet alımı yani hükümetin yıllardır kurtulmaya çalıştığı taşeron sistemi gibi dışarıdan hizmet alımına gitmesi ciddi tartışmaları beraberinde getirecek gibi.

 

Tarım Orman Bakanlığının sendikalarına baktığımızda geçici orman işçilerinin durumunu özellikle son bir yıldır en etkin şekilde dile getiren Öz Orman İş Sendikası 12 ay iş, 12 Ay Aş sloganı geliştirerek birçok siyasi kanatla görüşmeye başlamış.

 

Öz Orman İş Sendikası aynı zamanda 5 Ay 29 gün çalıştırılan işçilerin 9 ay 29 güne çıkarılmasının mimarlarından.

Öz Orman İş Sendikası Cumhurbaşkanlığı sistemine ‘EVET’ programı gerçekleştirmiş, dönemin başbakanı Binali Yıldırım’dan 9 ay 29 günün sözünü almıştı. Bu sebeple işçiler açısından 9 ay 29 günü alabilen Öz Orman İş, 12 ay çalışma hakkını da alabilir düşüncesi hakim.

Öz Orman İş Sendikasına yaptığımız bir ziyarette bu durumu en yetkili kişilere sorduk.

Sendikada bulunduğumuz süre içerisinde bir çok orman işçisi ile tanışma imkânımız oldu.

Şunu baştan belirtmek isterim ki birçok sendikayı ziyaret eden bir gazeteci olarak ormancıların sendikasının farklı olduğunu düşündüm.

Bunu güçlendirecek çok önemli örnekleri paylaşacağım;

Mesela gittiğimiz gün bir orman işçisinin evi yanmıştı. Sendikada ciddi bir telaş vardı. İletişim kanalları üzerinden işçilerinin durumunu sürekli soruyor, mağdur edilmemeleri için hemen ekip görevlendiriliyordu.

Bu arkadaşlar nereye gidiyor sorusunu sorduğumuzda, bir işçimizin evi yandı, şuan oraya gidiliyor demişlerdi. İzmir’de yaşanan bu sıkıntı bize sendikanın hassasiyetini göstermeye yetti.

 

Yangının ne demek olduğunu bilen insanların birbiriyle kenetlenmesi,  gazeteci olarak bizleri sevindirdi.

 

Bu durum sendikal çalışmalar noktasında düşünülür mü düşünülmez mi orasını size bırakıyorum.

Fakat gazeteci olarak genelde bizler sendikaların basın müşavirliği ziyaret eder, sonrasında da genel merkez yönetimi ile bir araya geliriz.

Öz Orman İş Basın Müşavirliğini ziyaret ettiğimiz sırada Basın Müsavirinin muhalefet partilerinden bir tanesi olan CHP’li milletvekillerinin danışmanları ile telefonda olduğunu öğrendik.

CHP liler, Sendikanın geçici işçiler ile ilgili yapmış olduğu haberleri soruyorlardı. Basın Müsavirliği 8600 mevsimlik işçilerimiz şuan limon satıyorlar, evlerine ekmek götürmek için inşaatlarda çalışıyorlar. İşçilerimiz orman yangınlarında bir can daha fazla yanmasın diye canından oldular. Bu güne kadar 118 şehit verdik, bu durumun hatırına bile olsa her alanda desteklenmesi gereken işçilerimiz var diyordu. Bizim için istenilen 12 ay iş varsa 12 ay da aş olmalı diyordu.

 

Arkadaş konuşurken bizler odasına girdik, ve konuşması bittikten sonra kendisine şunu sorduk; Sendikanız CHP ile görüşür mü?

Danışman arkadaş çok anlamlı ifadeler kullanarak bizi ikna etti. Biz sivil toplum örgütüyüz. Siyasi parti değiliz. Biz burada sendikacılık yapıyoruz. Ortada sendikamızın işçilerinin bir talebi var, bizler de bu talebi herkese duyurmak zorundayız. Hükümetimizle de bu konuyu görüşüyoruz, muhalefet partileri de bu durumu bize sorduklarında işçilerimizin talebini kendilerine iletmekle mükellefiz.

 

Burada asıl sormanız gereken soru şu; Muhalefet partileri de dahil bakanlığın bütün yetkilileri ormanlarımız söz konusu olduğunda ciddi bir hassasiyet içerisindeler. Bu hassasiyete rağmen 12 ay iş olan bir sektörde neden hala 9 ay 29 gün çalıştırılma söz konusu. 10 ay çalıştıran hükümet 2 ay çalıştırma vermezse ne kazanır, ne kaybeder. Sizler gazeteci olarak bu soruları sormalısınız demişti.

 

Evet sendikalar taleplerini iletmekle, hükümette  ve ya diğer partiler de bu taleplere cevap vermekle mükellef. Sanırım ormancılar sorulan soruları da verilen cevapları da not ediyor.

Neden mi? Çunkü işçiler bu kadar çileye rağmen bizi görmeyenleri bizlerde sandıkta görmeyeceğiz cevabını çekinmeden verebiliyor.

Azımsanmayacak kadar da çoklar, 8 bin kişi olsalar, aileleri ile birlikte 30-35 bin nüfusa sahipler. Siyasi zeminin bir oy aradığı şu günlerde, sanırım bu haklı talebi birileri duyar.

Kalın sağlıcakla…