ramercbey @ gmail.com

Dün bir CNN Türk haberi şöyleydi:

ABD’deki Kongre ara seçimlerinde, Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanlığı koltuğunu koruyan sıkı Yunan-Rum dostu Robert Menendez, F-16 satışı, Suriye’deki operasyonlar ve İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyelikleri konularında, yine Türkiye aleyhinde konuştu.

Yunan devlet televizyonu ERT’nin sorularını cevaplayan Menendez,Mevcut ortamda, Türkiye’ye F-16 satışına razı olmaya hiç niyetim yok” demiş... Menendez efendi, Türkiye’nin Suriye’ye muhtemel bir kara operasyonu ile ilgili soruya da “Diplomasi bazen perde arkası yapılır. Biden yönetiminin, böyle bir gelişmenin doğurabileceği sonuçları Türkiye’ye izah ettiğine inanıyorum” cevabını vermiş.

Haber ilk bakışta tàbîî ve ABD’deki Yunan lobisinin etkili faaliyetleri düşünüldüğünde oldukça sıradan.

Lâkin hasseten Menendez’in “diplomasi bazen perde arkası (olarak da) yapılır” sözü, CHP’li Jeremy Rifkin hadisesinden sonra ricâl-i devletin dikkatini çekmelidir.

İnanın CHP reisi Kemal Bey’in ABD’li Rıfgı dayısını danışman seçmesi kendi ihtiyârı (tercihi) ile değil. Amerikancılık CHP’nin genlerinde var. Parti (ve tabanı, kurucu ulu önderi dahil) solcu görünümlü ve sırtını ABD’ye dayamışlar fırkasıdır.

Arada Canan Kaftancıoğlu gibi bir takım tipler bazı açıklar veriyor ya da ağzından kaçırıyor fakat kimse işin künhüne vâkıf olamıyor.

Siyaset müthiş geniş ve kurnazlık isteyen bir saha. Burada gelişigüzel, rastgele, tesadüfen zuhur ettiği zannedilen nice hususlarda, sır perdeleri aralanabilirse, yàni işin künhüne vâkıf olunabilirse nasıl bir ince ayar ya da (Atlantik ötesi) hesaplara tâbi olunduğu sarih olarak görülür.

Bizzat CHP Genel Başkanlığı yapmış müteveffa Bülent Ecevit, bu Amerika işini yakinen anlamış ve bunlardan ayrılmıştı. Zira hem oldukça dürüst bir siyasetçi hem de samimi bir solcuydu.

Başka türlü söyleyim: Ecevit, kelimenin tam mánâsıyla postmodern (demokratik) bir solcuydu. Ne M. Kemal, ne İ. İnönü ile oğlu E. İnönü, Ecevit’in vizyonuna sahiplerdi. 

Robert Kolej’den kaptığı din alerjisi olmasaydı, bana itimad ediniz, merhum Erbakan ve sair eşhasın esamesi okunmazdı...

Ecevit, CHP’ye 1957’de katılmıştı. Yenilikçi (ortanın solu) akımının, partideki öncülerindendi. İhtilâl sonrası daha aktif siyasî-politik mücadeleler başlatmış ve fakat 1960 ordu müdahalesi sonrasında yapılan 61 Anayasası’nın bahşettiği özgürlük (!) CHP'nin yanına bir de Türkiye İşçi Partisi Partisi’ni peydahlamış, alenen komünist olan bu güruh ise, “biz daha solcuyuz, en solcu biziz” demişlerdi.

Ve daha nice nice partiler pıtırak[1] gibi ortaya çıkacaklardı. Hattâ öyle ki bugünkü Saadet Partisi, Deva Partisi, Millet Partisi, Demokratik Parti gibi tabela partileri bile kurulacaktı.

İnönü, “CHP bünyesi itibariyle devletçi bir partidir ve bu sıfatla elbette ortanın solunda bir ekonomik anlayıştadır” dediyse[2] de «ortanın solu» tâbirine hayat veren Ecevit olacak ve CHP 1965 Genel ve 1966 Senato yenileme seçimlerine bu «ortanın solu» sloganı ile girecekti.

KISSADAN HİSSE: Perde arkası bilinmeden hiçbir siyasî oluşumun ne idüğü tam olarak bilinemez.

Bütün bunları hasseten BBP’sinden ayrılıp (Bahçeli reisin olduğu Ak Parti dururken) Meral ablaya iltica eden ve geçmişinde bu fakir gibi Muhsin Yazıcıoğlu ile dâva arkadaşlığı yapmış kardeşlerim için samimi bir tavsiye mahiyetinde söylüyorum. 06.12.2022


-----------------------------
[1] Pıtırak veya pıtrak, yıkıntılarda ve yol kenarlarında yetişen, papatyagillerden sarı çiçekli, Amerika ve Asya'ya özgü dikenli tohumlara sahip otsu bitki türlerinin ortak adıdır. Bir yıllık otsu bitkidir. Syngenta (domuz pıtırağı) gibi çeşitleri de vardır.
[2] Abdi İpekçi, “İnönü ile Mülakat”, Milliyet 29 Temmuz 1965.