iletisim @ baskentpostasi.com

Prof. Dr. KEREM KARABULUT'UN KALEMİ'NDEN "Karayazı Nasıl Kalkınır "

Kıymetli hocam akademisyen Prof. Dr. KEREM KARABULUT'A Karayazı nasıl kalkınır diye sormuştum. Kendiside yakın coğrafyamızın sosyo-ekonomik durumuna vakıf biri olarak değerlendirmesini yazılı olarak aktardı. Gayretleri ve yazılı çalışması için kendisine bir kez daha teşekkür ediyor , SayınDekanımızın analizini sizlerle paylaşıyorum. 

KARAYAZI İLÇESİNİN KALKINMASI DEĞERLENDİRMESİ


Prof. Dr. Kerem KARABULUT


Bilindiği gibi Karayazı ilçesi Erzurum iline bağlı 2450 m rakıma, 2372 km2’lik yüzölçüme ve yaklaşık 30 bin nüfusa sahip bir ilçedir. Erzurum kent merkezine 120 kilometre mesafede bulunan bu ilçenin doğal olarak kalkınması Doğu Anadolu Bölgesi’nin genelinde olduğu gibi mümkün olmamıştır.

Erzurum’un merkez ilçeleri dışındaki 17 ilçe içerisinde Tekman ilçesi ile birlikte en az gelişmiş ilçe konumundadır. Bu haliyle Türkiye’nin de en az gelişmiş ilçelerinden birisidir. İşte böyle bir ilçenin ve aslında bölgenin kalkınmasında doğru stratejiler kullanılması gerekmektedir. Her şeyden önce şu ifade edilmelidir ki, tüm bölgede olduğu gibi Karayazı ilçesinin de kalkınmasında devlet desteği olmadan kalkınmayı sağlamak güçtür.Bu durum sorumluluğu devlete yüklemek değil, bölge ve ilçenin sosyo-ekonomik gelişme düzeyinin, altyapı ve üstyapısının kalkınmayı sağlayabilecek niteliklerden uzak olmasıyla ilgilidir. Bu nedenle, konuya çok karmaşıklık vermeden ilçenin kalkınma stratejisinde üzerinde durulması gereken başlıca konular şunlar olabilir.

Öncelikle ilçenin iç dinamikleri iyi değerlendirmelidir. İç dinamikleri içerisinde turizme yönelik olarak Karayazı Ters Lalesi, Cunni Mağarası, Türbeler, Yerel Halı ve Kilim işleri, Köyceğiz Göleti gibi potansiyeller ilçeye yakın yerlerdeki potansiyeller ile birlikte bir turizm destinasyonu oluşturularak sunulmalıdır.

Böylece yöreye özgü önemli bir atılım başlatılmış olacaktır. Kamu desteği ile para kazanılmasına sebep olacak bu faaliyet özel girişimi de destekleyerek ilçe ve bölgede önemli bir atılıma sebep olabilecektir.
Tarım ve hayvancılık konusunda düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır. Karayazı ilçesi ve bölgenin tamamında tarım ve hayvancılık en önemli sektörlerdir.

Bu alanlara önemli destekler sağlanarak özellikle “organik tarım” ve “organik hayvancılık” konusunda üretim kredileri verilip satış ve pazarlaması yapılmalıdır. Örneğin, Karadeniz’de fındık ve çayın alındığı gibi bu bölgede de organik tarım ve hayvancılık ürünleri devlet tarafından kurulacak bir kuruluş tarafından alınıp pazarlanabilir. Bunla hiç olmazsa Türkiye düzeyinde markalaştırılamadıkça önemli getiri sağlayan bir alan olmaktan uzak kalacaktır.


Son yıllarda uluslararası bilim çevrelerince kabul gören yerel kalkınma politikalarına göre, bir bölgenin kalkınması o bölgenin yerel potansiyellerinin etkin değerlendirilmesiyle mümkündür. Bu çerçevede AB gibi oluşumlar bu konulardaki proje ve çalışmalara öncelik vermektedir. Bu nedenle, ildeki çevre, turizm ve sosyal konularda hazırlanacak etkin projelerle kalkınmaya anlamlı katkılar sağlanabilecektir. Ancak bunun içinde danışmanlık hizmeti veren ve bürokrasiden uzak kamu yönlendirmelerine ihtiyaç olduğu bilinmelidir.

Çünkü yöre insanının hem girişimcilik özelliği azdır hem de sermaye birikimi yeterli değildir. Diğer taraftan kültürel yapısı gereği görmeden kabullenme özelliği zayıftır. Bu nedenle, uygulamaların lokomotifi devlet olmalı ancak zamanla özel sektöre bırakılmalı veya ortak işletilmelidir. Aksi takdirde, kalıcı yatırım ve üretim olmayacaktır.


Yapılacak her yatırım ve atılımın Eğitimle sağlanabileceği unutulmamalıdır. İlçe ve yörede yaşayanların eğitim için çocuklarını yönlendirecekleri bir altyapı oluşturulmalıdır. Özellikle kız çocuklarının eğitimini destekleyerek uzun dönemde eğitimli topluumla yeni fikirler ve üretimlerin gerçekleşeceği bilinmelidir.

Bunun içinde İlçe, il ve Türkiye için şöyle bir eğitim modeli önerilebilir.

OKUYAN İNSAN-DÜŞÜNEN İNSAN-TARTIŞAN İNSAN-ÜRETEN İNSAN modeline uygun insan yetiştirecek bir eğitim modeli oluşturulmalıdır.

Bunun sonucu, uzun eğitim= kalkınma olacaktır.


Sağlık ve eğitim hizmetlerindeki yetersizlikler ilçe ve bölge insanının göç etme gerekçeleri arasında öncelikli sebeplerdir. Bunun için bölgede sağlık merkezleri oluşturarak etkin ulaşım sistemleriyle insanların hızlı sağlık hizmeti alabilme olanakları artırılmalıdır. Ayrıca, ilçe ve bölgede yaşayan insanların genel sağlık sigortası kapsamına alınma ve primlerinin ödenmesinde devlet desteği sağlanmalıdır.


Erzurum ve ilçeleri özellikle 1960’lardan itibaren Türkiye’nin en çok göç veren yerlerindendir. Yaşanan bu göç sürecini tersine çevirmek hatta kalkınmaya olumlu etki yapmasını sağlamak olasıdır. Bunun yapılabilmesinin önemli avantajlı durumu şudur: Bu bölgeden göç eden insanların büyük bir bölümü ekonomik olarak daha iyi olanaklara kavuşmuşlardır.

Önemli bir bölümü de üst gelir grubuna girebilmişlerdir. Bu insanların bölgeye olan duygusal bağlılıkları bitmemiş devam etmektedir. İşte tersine göç uygulamalarında en önemli işlenmesi gereken konu duygusal bağlılıklardır. Ancak bu tek başına yeterli olmaz. Bunun yanında, göç etmiş insanların mutlaka bir bağlantısının olması içinde en önemli uygulamalardan birisi yaşanabilir konutlar yapmalarının sağlanması olacaktır.

Böylece güzel bir konuta sahip olan yöre insanı en kötü olasılıkla yaz mevsimini bu yörede geçirerek yörenin ekonomik canlanmasına katkı yapacaktır. Çünkü 1929 dünya ekonomik bunalımı sürecinde de anlaşıldığı gibi bir yerde talep olmadan ekonomik canlılık yaratmak çok zordur. İşle Karayazı gibi ilçelerde nüfus artışıyla ve çevresel bağlantılarla talep potansiyeli yaratıldıkça ekonomik kalkınmada artacaktır.