baskentpostasi @ gmail.com

Kadim Türk yurdu Kazakistan’ı bağımsızlığını ilan ettiği 1991’den bu yana yöneten Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev gerçek bir Kazak Türkü’ydü.

Görev süresini uzatıp ülkesinin başkentini değiştiren Nazarbayev, 2015’te Türkiye’nin bir Rus uçağını düşürmesi sonrası Ankara-Moskova ilişkilerinin normalleşmesinde başrol oynamıştı. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası da Türkiye’yi ziyaret eden ilk lider olmuştu.

Nursultan Nazarbayev, Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Kazakistan’ın bağımsızlığını ilan etmesi sonrası 30 yıl boyunca rakipsiz bir şekilde ülkesinin lideri oldu.

Kazak Türkleri arasında popüleritesini koruyan Nazarbayev, yönetimi boyunca ekonomik reformlara ağırlık verdi. Her ne kadar ülkesinin kaynaklarını tabana yayamasa da yine adım adım iyi işler yapmayı başarmıştı.

Nazarbeyev, kendi istek ve arzusuyla görevi bırakmadan önce ülkesindeki üniversite öğrencileriyle yaptığı bir söyleşide kendisine yöneltilen “Bizim atalarımız kim? Bizim soyumuz nereden geliyor?” şeklindeki bir soruya şöyle cevap veriyordu; “Bizim soyumuz Türk’tür. Soyumuzun yaşadığı coğrafyalar ise Altay Dağları ile Karadeniz kıyıları ve Akdeniz kıyılarına kadar uzanan coğrafyadır. Gençler sakın oyuna gelmeyin! Geçmişinizi de sorgulamaya kalkmayın. Türk boylarını iyi araştırın, iyi analiz edin ve iyi öğrenin!”

Nursultan Nazarbayev ülkesini, topraklarını ve ırkını görevde kaldığı süre içinde örnek bir lider olarak korumayı başardı. Rusya ve Çin tehditlerine karşıda üstün zekasıyla halkının menfaatlerine ve çıkarlarını düşünerek bertaraf etmeyi başardı.

Nazarbeyev, görevi kendi isteğiyle mi bıraktı ya da sürekli baskı altında kaldığı derin güçler tarafından mı bıraktırıldı, bunu hiçbir zaman kendisi açıklamadığı sürece öğrenemeyeceğiz!

Nazarbeyev, Türk Devletleri’nin askeri, ekonomik ve siyasi olarak ortak hareket etmesini savunan ve hatta (Avrupa Birliği) gibi ekonomik bir işbirliği oluşturulması gerektiğini dahası NATO gibi Türk Devletleri’nin ortak askeri bir savunma birliği oluşturulmasını savunan has ve has Türk oğlu Türk’tür…

Görevi bıraktıktan sonra dahi mücadelesini bırakmadı ve Türk Dünyası ile ilgili birleştirici projeleri takip gediyordu.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bağımsızlık adasında açıklanan ve dünyaya duyurulan “Türk Devletler Teşkilatı”nın isim babası ve oluşmasındaki en önemli isimdi Nazarbeyev…

Lakin daha İstanbul’daki atılan imzaların kurumasına bile fırsat olmadan Kazakistan’da iç karışıklık başladı.

Kazakistan’ın 2000 yılında 16 milyon olan nüfusunun yüzde 20’si Rus iken bu rakam 2020 yılına gelindiğinde yüzde 28 ve hatta yüzde 30’lara kadar çıkmıştır! Kazakistan’daki bu Rus nüfusu ülkenin kuzeyinde yani Rusya’ya yakın köy ve şehirlerde yaşamaktadır.

Kazakistan, (Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye  ve Türkmenistan ile birlikte) günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletinden biri olup Türk Devletleri Teşkilatı ve TÜRKSOY‘un üyesidir.

2 milyon 724 bin 900 kilometrekare yüzölçümü ile (Batı Avrupa’nın yüzölçümü kadar) dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesidir. Müslüman ülkelerin ve Türk devletlerinin yüzölçümü bakımından en büyüğü, doğal kaynaklar bakımından da en zenginidir. Kazakistan, Türk tarihinin önemli devletlerinden olan Saka, Hun, Göktürk, Kıpçak, Karahanlı, Altın Ordu gibi devletlerin merkez üssü; Kıpçak, Oğuz, Karluk gibi Türk boylarının beşiği olmuştur.

Son bir hafta içinde Kazakistan’da LPG zammını bahane ederek ülkedeki karışıklığa zemin hazırlayan komşu dış provokatörler, bir anda bu Türk yurdunu karıştırıverdi. Bu iç karışıklık aslında önceden planlanmış ve iyi organize edilmişti.

Hani bir zamanlar Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu açıklamasında “Türkiye’de 100 bin dönme var” demişti ya…

Bu ‘100 bin dönme’ ne demek diye o dönem çok kafa yormuştum bu konuya. Sonra bu konuyu Yusuf Halaçoğlu’na Kastamonu ziyareti sırasında detaylı bir şekilde sormuştum.

Sayın Halaçoğlu, bunu hem o zaman bizzat bana, hem de ulusal televizyon kanallarında defalarca seslendirdi ve anlattı.

Bu 100 binden fazla dönmeyi o tarihlerde Sayın Halaçoğlu şöyle açıklamıştı;

Türkiye’de adı Hasan, Hüseyin, Emin, Ayşe, Zübeyde vs. gibi Türk isimleri olan ve kendilerini toplumdan gizleyen Ermeni asıllı dönmeler!

Devamında bu 100 bin dönmenin kayıtları da devlet arşivlerinde olduğunu söylemişti.

Peki bu ülkede adı Ermeni ismi olan ve bugün bile İstanbul’da iş dünyasında yüzlerce Ermeni Türk vatandaşı varken ve huzurlu bir şekilde yaşıyorlarken, avukat, mühendis, işçi ve hatta  işveren olmuşlarken neden bazıları (bu 100 bin kişi) isimlerini değiştirerek kendilerini gizleme gereksinimi duymuşlardı?

İşte bu Ermeni dönmeleri dün bölücü PKK veya iç karışıklığa sebebiyet veren yasa dışı eylemlere girmediler mi? Provokatörlük yapmadılar mı?

Bu Ermeni dönmeleri, Kurtuluş Savaşı’nda sivil halkın içme suyunu karşıladığı kuyulara zehir atmadılar mı? Bu dönmeler bizim devletimizin altına dinamit koymadılar mı?

Şimdi Kazakistan’da bu dönmelerin Rus  versiyonu nu  izlemekteyiz!

Rusya ve Çin, Türk Devletler Teşkilatı Birliği’nden rahatsız olmalı ki Kazakistan’ın başına getirdiği  Kassym-Jomart Tokayev (Kasım Cömert Tokayev) eliyle emellerini adım adım gerçekleştiriyor.!

Kazakistan’daki karışıklığa zemin hazırlayan Tokayev’in geçmişini araştırdığımızda bakın ortaya nasıl bir fotoğraf çıkıyor…

“İlk olarak, Tokayev’in profesyonel diplomat olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Yeni Cumhurbaşkanı Tokayev, Sovyet diplomatlarının yetiştiği Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (MGIMO) mezunudur. 1975-1991 yılları arasında Sovyet diplomatı olarak Singapur’da ve Çin Halk Cumhuriyeti’nde görev yapmıştır. Sovyetler Birliği dağılma sürecine girdiğinde Tokayev “başkâtip” olarak görev yapmaktaydı ve dış politikada tecrübeli bir diplomat olarak görülmekteydi. Bundan dolayı bağımsız, pardon (bağımlı) Kazakistan’ın dış politika anlayışının oluşmasında kilit rol oynamaya adaydı!

Peki, masum sivil halkın LPG zammına tepki için sokağa inmesini fırsat bilen Tokayev  ne yaptı bu son olaylarda?..

Sanki fırsat kolluyormuş gibi hemen kırmızı telefona sarıldı ve Rusya Lideri Putin’i aradı. “Asker gönderin” dedi.

Türkiye Coğrafyası’nın 4 katı büyüklüğünde olan ve 20 milyon Kazakistanlının yaşadığı bu coğrafyanın yer altı ve yer üstü zenginlikleri her zaman Rusların ve Çinlilerin ilgi odağı olmuştur.

Putin, kendi yetiştirdiği Tokayev’in telefonundan sonra Kazakistan’a tam 70 uçak dolusu asker ve ağır silahlı özel yetiştirilmiş özel birliklerini gönderdi.

Şimdi Tokayev diyor ki; “birkaç güne kadar yabancı askerler ülkeyi terk edecek.”(!)

Kazak Türkleri ve Türk Dünyası da inandı tabi ki…!

Rusya özel kuvvetlerinden oluşan 5 bin, Ermenistan’dan sadece 70, Kırgızistan’dan 150 asker bugün Rusya’nın artık özerk bölgesi gibi olan Belarus’dan da 500 asker Kazakistan topraklarında!..

Putin, Kazakistan’da bir şeyler deniyor!

Kendisi bir Satranç ustası bunu öz geçmişinde bile açıklıyor.

Putin, iyi bir satranç ustası.

Putin, bunun dışında iyide bir strateji uzmanı.!

Bu ustalığını Can Azerbaycan ile Ermenistan’ın son Karabağ savaşında gördük!

Peki Putin, Kırım’ı işgal ederken, Karabağ’a asker gönderirken ve hala Ukrayna’da gövde gösterisi yaparken modern Avrupa, Amerika ve hatta Türk Devletler Teşkilatı ve TÜRKSOY ne yaptı dersiniz?

Sessizliğe büründü. Neden acaba?

Kızıl Çin’in Uygur Türkleri’ne yaptığı zalimce baskılar ve işkenceler yetmiyormuş gibi, şimdi gözü kadim Türk yurdu olan Kazak Türkleri’nin coğrafyasında…

Çin’in toprakları 1.5 milyar nüfusuna yetmiyor, gözü Kazakistan’da, Rusya’nın gözü ise Kazakistan’ın yer altı ve yer üstü kaynaklarında…

 Size bugünkü makalemde kendi bakış açım ile Orta Asya’daki fotoğrafı çekmeye çalıştım.

Kalın sağlıcakla.

 GÜNÜN SÖZÜ

“Ey Türk oğlu Türk… Titre ve kendine dön…”