yukselen @ gmail.com

 

 

 

Sen Yine de Açılma Ayasofya!

 

 

 

Geldiğimiz şu noktada Ayasofya’nın açılma ihtimali artmış gözüküyor. Dış dünyadan gelen sesler de milli birlik ve bağımsızlık söylemimizi güçlendirdi. Bu rüzgarı boşa estiremeyiz. Bu hareket oylarımızın göğsünü kabartacak ve yeni oy devşirmeye yöneltecektir. Göstergeler o yönde.

 


Ancak ekonomi kurmayları acaba Ayasofya'nın müze olarak kalması ile camiye dönüştürülmesinde ki gelir gider hesabını yeterince gündeme yedirebildilermi bu önemli.

 


Bu esas etkinin değeri kendisini satabildi mi ? Çünkü menfaatin olabilecek en yüksek seviye de olması kapitalist idarelerde temel bir kriterdir. Gerisi fasa fiso.

 


Sadece bizim gibi halkı müslüman olan ülkelerde yandaşlara yapılan ancak halka yapıldığı izlenimi verilen hizmetlerin; makyajı ve perdelemesinde en ufak bir hata yapılmamalıdır.

Hiç olmassa vatandaşa dokunacak kısmı uzun zamana yayılmalıdır.

Atı alan Üsküdar'ı geçince fark edilirse, onu da yeniden cafcaflı perdeleme ve makyajla kapatmak oldukça kolay olacaktır.

 


Bunu azbuçuk açabiliriz.

Şöyle bir hesap, şöyle bir ışıklandırma sunuldu mu mesela;

Efendim şimdi şu zamanda içinde bulunduğumuz şartlar içinde hayati önemde denebilecek düzeyde oylarımızda erime var.

Bu durumu tersine çevirmemiz ve bu geri dönüşten en emin olduğumuz zamanda da erken seçim kararı almamız gerekli.

 


Aksi halde bu oy erimesinin önünü almamız mümkün olmayacak.

 


Malum bu durum yani bizim iktidarımız beka! ve kutsal davamızın! omurgasıdır. O kadar ki bu cümlede "bizim" kelimesi bile ağzı burnuna değercesine sırıtıyor. Ben olmalı.

 


Konuya dönersek, oy erimesinin önüne geçmek için, kemikleşmiş oylarımızda bir sıkıntı yok. Onlara Büyük Çamlıca Camisi, bitmek üzere olan Taksim Camisi, temeli Levent'de atılan adı Barbaros Hayrettin olacak Cami ile şimdiye kadar açılmış ve açılacak onlarca cami yeter.

 


Zaten birde özellikle koronavirüs salgını nedeniyle maddi olarak çok sıkıntı içinde olan halkımıza düşük oran faizli kredi musluklarını açtıkmı gözleri artık başka bir şey görmez olur. Çantada keklik yani. Yalnız bu düşük faizli kredilerin reklamına bakanlarımızda katkı da bulunmalı.

 


Şimdi bizim aradaki yüzer gezer oylara gözümüzü dikmemiz lazım.

 


Mesela Diyanet İşleri Başkanı’nın; "Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir, bunun hikmeti. Yılda yüzbinlerce insan gayri meşru ve nikahsız hayatın islamî literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu Hiv virüsüne maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim."

 


açıklamasına; karşı açıklama yapan Ankara Barosunun;

"Şaşkınlığımız; sesi çağlar öncesinden gelen bu şahsın, ......." açıklamasına sert bir şekilde karşı çıkalım, arka arkaya makineli tüfek gibi karşı cevap verelim. Aksi halde oylarımızın üzerine çığ düşer.

 


Ama bu Baronun yasal dayanak olarak ileri sürdüğü "Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesinin üçüncü maddesi, cinsel yönelim ve cinsel kimlik temelli ayrımcılığı yasaklamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 14. maddeside ayrımcılık yasağını açık olarak düzenlemiş olup, yerel mevzuatımızda ise nefret söylemi TCK 216. maddesinde açıkca yasal yaptırıma tabi tutulmuştur."

düşüncesine aman! sakın ha! değinmeyelim. Cevap vermeyelim, görmezden gelelim.

 


Ya arkadaşlar! bu konu çok önemli, çünkü bahsi geçen Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesini, bizim hükümetimiz 2011 yılında İstanbul'da onayladı ve 1 ağustos 2014'te yürürlüğe koydu.

 


Dahada önemlisi ne biliyor musunuz ? Bu sözleşmenin uygulaması ile ilgili Kurum ve kuruluşlarımızın yaptığı her bir etkinlik için aklınızın almayacağı kadar Avrupa ve Amerikadan ülkemize oluk oluk dolarlar, Eurolar akmakta.

 


Neme lazım bu çok önemli kendi ayağımıza ateş etmeyelim.

 


Bak şimdi şu çok sıkıştığımız, önemli derecede oy kaybı yaşadığımız bu zamanda; yaklaşık 86 yıldır Ayasofya açılsın diye yazı yazan, miting yapan, ter döken, dava açan yüzbinlerce müslümanın yanında bu özlem ve hasretten etkilenen kesimleri oy depomuza katmak için Ayasofya’yı açabiliriz.

 


Dün Ayasofya'yı açmak için elimizi tutan hiç kimse olmadığı gibi bugünde yok, bak bunun oy getirisi beklediğimizden de çok olabilir.

 


Ha gittisi yokmu elbetteki var. O da yılda dörtmilyon müzeyi ziyaret edenden alınan dörtyüzmilyon para. E bu da pek tabii ki önemli ama bu; kaz gelecek yere tavuğu esirgemek gibi bir şey.

 


Buraya kadar istenirse herkes tarfından duyulabilen iktidarın iç sesini dinlediniz.

 


Şimdi ben sesimi duyar mı bilmiyorum ama yinede O'na sesleneceğim. Ne olur duy beni Ayasofya.

Yaklaşık 86 yıldır açılmamaya sabrettin. Seni yıllar boyunca diri ve sağlam tutan Sultan Fatih'in sana zincir takanlara çok ağır lanetine rağmen, üstelik bunca yıl senin şehrinde ve ülkende yapılan bunca kötülüklerden sorumsuz olarak gözlerini açmamaya direndin, yine de diren, taki adaleti ikame edecek bir Allah (c.c) dostu seni açıncaya kadar.

 


Bak şimdi öyle kötü bir zamandayız ki, seni açan Sultan Fatih; kesilmek üzere parmağını adaletin önüne uzatmıştı. Şimdi ki sultanlar taçları için adaletin boynunu kesiyorlar.

Allah'ın (c.c) haram kıldığı faiz, zina, fuhuş, sapıklık ve daha bir sürü şeye şimdi şu zamanda, binlerce yüksek ve büyük cami açanlar suyun ırmak ırmak akışına bakar gibi bakıyorlar.

 


Bak Ayasofya bizlerin kalpleri taş kesildi. Kulaklarımız sağır, gözlerimiz kör oldu. Aklımız şeytana uydu. Bunca haksızlığı ve zulmü görmüyor ve duymuyoruz. İlahi sesler ninni gibi oldu.

Ama sen öyle değilsin Ayasofya, sende 481 yıl boyunca okunan dualar, ezanlar, seni açan Sultan Fatih’in ruhu ve senin için canını Allaha teslim eden şehitler ölmedi. Onlara dayan ve lütfen biraz daha sabret.

 


Çünkü şimdi şu aylarda biz müslümanlar yüzbinlerce camiyi cebimizdeki faizli paralar ile açlıktan ölen yüzbinlerce insanın hakkı olup ödemediğimiz o nedenle de kirlenen mallarımızla yapmaya ve doldurmaya devam ediyoruz.

 


Allah'ın (c.c) lanetlediği sapıklığın omuzlar da onur! olarak yürüyüşüne karşı sesimiz ve buğzumuz karnımıza düştü.

Yemin ederim ki belki de utanmayı hatırlayalım diye Allah bizim her birimize maske takmamızı takdir etti.

 


Şimdi bu aciz ve aşağılık halimizi sen bari açılarak görme.

Adaletin büsbütün ortadan kalktığı şu zamana açılmayı sen hak etmiyorsun.

Allah’tan (c.c) ümit kesmiyoruz. Ola ki bir gün bu topraklara Adalet yeniden avdet edince o zaman bütün kapılarını sonuna kadar açarsın sana da o yakışacaktır.

 


Şimdi Sen Yinede Açılma Ayasofya.

 


06/07/2020 yağmur...

 


Yükselen Yağmur