iremtuncer @ hotmail.com

İrem Tunçer (Instagram)

İrem Tunçer (Facebook) 

Olgunlaşmamış sevgi “Seni seviyorum çünkü sana gereksinimim var.” der. Olgunlaşmış sevginin söylediği ise “Sana gereksinimim var çünkü seni seviyorum”dur. Erich Fromm

Sevgi, hissedilen ve hissedilenin kişiden kişiye değiştiği bir duygudur. Aşkta olduğu gibi tek cümlelik tanıma sığmaz. Belki de bir kelimeye yüklenen birçok anlamdan kaynaklanıyor bu durum… Bir anne çocuğunu sever, çocuklar anne babalarını, eşler birbirini sever. Diğer yandan insan doğayı sever, hayvanları sever… Tatil yapmayı sever, kitap okumayı sever... Ve hiçbirine duyulan sevgi diğeri ile aynı değildir. 

Peki ama nedir sevgi?

Sevgi kişinin bir şeye ya da bir kişiye olan yakınlığı, ilgisi ve bağlılığıdır. Aynı aşkta olduğu gibi sevgi üzerine de pek çok çalışmalar yapılmış, Erich Fromm yaptığı çalışmalar sonunda "Sevme Sanatı " adında, sevgiyi kuramlar ile ele alan bir kitap yazmıştır. 

Sevgi farklı alanlarda incelenmiş, hatta yapılan bir deney ile ulaşılan sonuçlarda sevginin biyolojik etkisinden de bahsedilmiştir. Sevginin beyin gelişiminde önemli bir yere sahip olduğu, sevgi görmeyen bebek ve çocuklarda hippokampusun yeterli şekilde gelişmediği gözlemlenmiştir. Okul öncesi dönemde hippokampusun gelişiminin anne sevgisi ile daha çok beslendiği araştırma sonuçlarındandır.

Sevgi, kısmen bir alışveriştir. Denge adına aslında bu bir hayli önemlidir ilişkilerde. Ancak almak için vermek ya da aldığı için vermek bu alışverişin hesaplarında yanlışa sebep olur. Sevgi koşul sunmadan, hissederek yaşanan bir duygudur. Ve sevgi borç olarak verilmez. Bazen ilişkilerde yaşanan kavgalar, nefret cümleleri, kırgınlıklar, küskünlükler beni sevmiyor gibi algılanır, ancak sevmek anlık değişkenlik gösteren bir duygu da değildir. Bulunduğu ortamda sebebe bağlı olmaksızın sevilmeme hissi, ‘Bunu söylersem beni sevmezler’ , ‘Bunu yaparsam beni sevmezler’ gibi düşüncelere kapılmak,.. Bu endişe durumu daha çok çocukluk sürecinde sevgiyi görmeyen, ‘sözümü dinlersen seni severim’ ‘yaramazlık yaptın, artık seni sevmiyorum.’ gibi ebeveyn cümleleriyle sevgiyi tanıyan ve sevildiğini sorgulayan kişilerde görülür. ‘Böyle yaparsan seni sevmeyeceğim’ diye sevgiyi koşullandırmış anne babaların çocukları, ‘Bir şeyler yapayım ki beni sevsin.’ diyen çocukluk öğretileriyle büyürler ve yetişkinlikte de bu endişeden kurtulamazlar. 

‘Ben’i Sevmek

Sevginin sonradan öğrenilen bir duygu olduğu da söylenmektedir, ancak kişinin sevgiyi sonradan ne şekilde öğrendiği de çocuklarda sevgiye dair yanılgıya ya da inançsızlığa sebep olabilir. Sevgiyi öğrenememek doğru sevememeye neden olabilir… Sevgiyi bilmeyen kişi değersizlik duygusunu hisseder ve birlikteliklerinde değersizlik duygusunu açığa çıkaracak bağlı ilişkilerden kaçar. Değerli olduğuna inanmadığı için, karşıdaki ilişkide açık verirse değersizleşeceğini düşünür ve eleştirel yaklaşımlar, karşıdaki kişiyi değersiz gösterme çabası aslında bir nevi kendinden kaçıştır.

Carl Rogers olumlu benlik gelişiminde aileden alınan koşulsuz sevginin öneminden bahseder. Bu sevgi ile büyüyen çocuklarda güçlü benlik duygusunun oluşacağını söyler.

Ve tabii yine pek çok çalışmalar ve kuramlar eşliğinde söylenebilir ki, sevginin başlayacağı yer aslında 'ben' dir. Benliğimizdir. Kendimizi sevmedikçe bizi sonsuz sevgi ile seven birileri dahi olsa sevildiğimize ve sevgiye inanmayız.

 

Sevgiyi hissetme şekliniz her nasılsa…İster koşulsuzca, ister beklentiye bağlı…Doğa sevginize, hayvan sevginize, insan sevginize kalpten sevgiler...

Sevgiyi taşıyan, sevgiye sahip olan herkesin,

Sevgi'liler Günü kutlu olsun…